Tutsak yazar Haydar Demir'in Okay'ın kitabı için mahkemeye yazdığı ibretlik dilekçe

Tarih: 
Perşembe, 21 Aralık, 2017

“Merhaba Adil Okay,

            Ne yazık ki kitabınızı alamadım. Eğitim Kurulu "Müstehcen" bulduğu için vermedi! Ekte size Eğitim Kurulu İnfaz hakimliği ve Ağır Ceza mahkemesinin kararlarından gönderiyorum. Ayrıca Benim infaz ve Ağır Ceza'ya yazdığım itirazları.    

 

Haydar Demir

T Tipi kapalı cezaevi  C-4.   BAFRA/SAMSUN

                                                                           

***

İNFAZ HAKİMİĞİNE

BAFRA/SAMSUN

KONU: Tarafıma verilmeyen kitaba dair...

 

“Eğitim Kurulu'nun "Arkası Yarın" adlı kitabı okumadığını biliyorum. Olsa olsa bakanlığın talimatını hayata geçiriyordu. Siz inanıyor musunuz, şu altında e-imzası olanların kitabı okuduğuna? Kurum müdürü Adem Tatlısoy'un, ikinci müdür Rahmetullah Çakmak'ın, kitabın sözlük anlamını dahi bildiğine?”

            Kararda açıklandığı üzere şair-yazar Adil Okay'ın postayla gönderdiği "Arkası Yarın" adlı kitabı "müstehcen" olduğu gerekçesiyle tarafıma verilmedi. Eğitim kurulu kitabı öyle titiz incelemiş ki "...kitabın 40-50 , 77, 116, 154, 155 ve 162. sayfalarının" demiş, hızını alamamış ve devam etmiş; "içeriği bariz olmak üzere 'tamamının' müstehcen yazı ve yorumlar kapsadığı anlaşılmış olup..." Sevindirici olan, "müstehcen"de olsa, Eğitim Kurulu'nun güzide üyelerine okuma alışkanlığı kazandırmış olmasıdır.

            Müstehcenlik nedir, ne değildir, nerede başlar, nerede biter, kimlerdir bunun karar vericileri? Kadın ayakkabısından tahrik olanlar da var, "kapalı" kadınları seksi görenler de. Kurân-ı Kerim'deki "iri gözlü huriler"den, gazetelerde boy gösteren mankenlere... TV reklamlarındaki tüy dökücülerin bacaklardaki ipeksi yumuşaklığından tutun, dondurma yalayan kadınlara... Müzik ve kanallardaki kliplere ne demeli? "Memeleri'n tombulluğundan, kavuşmayan düğmeler" daha mı az müstehcen? Yakaladığı zaman "muck"layan sonrası ne yapacağı hepimizin malumu olan, kıvrak danslı Tarkan'ın şarkısına ne demeli? Hadise'si, Atiye'si daha niceleri...Bikini'siyle namaz kılan hanımın o pozisyonunu görmeme hiç gerek yok. Haberini dahi okuduğumda...

            Hatta ben, TV'deki film ve dizilerde kadın ve erkeklerin bırakın öpüşmelerini, el ele dokunmalarından bile tahrik oluyorum.

            Nasıl ki, içki ve sigara görüntüleri buzlanıyorsa, bu öpüşme ve hatta göz göze gelmeler dahi buzlanmalı!

            Cezaevi İdaresi Diyanet'in kanalı dışındaki tüm tv kanallarını iptal etmesini; Diyanet'in dergisiyle "bakanlığımızın" çıkardığı Değer Dergisi dışında hiçbir sürekli-süreksiz yayının mahkuma verilmemesini talep ediyorum!

            Cezaevi Kütüphanesindeki müstehcen sahnelerle dolu kitapların isimlerini bilerek vermiyorum. Kendi ayağıma kurşun sıkmaya hiç niyetim yok. Gizli gizli o kitapları okuyor, yaşım gereği dibe vuran libidoyu bir nebze olsun kıpırdatan bu kitapları ifşa etmiyorum. Yazar Adil Okay'a "Arkası Yarın" gibi "müstehcen" anlatı-romanı yazması için sipariş veren de benim. 18-20 yıldır, benim gibi mahpus yatanlara bir "güzellik" yapmış çok mu!

            Cezaevi idaremiz mahkumun dürtüleri konusunda o kadar hassas ki, dişi sineklerle halvete girmeyelim, hemhal olmayalım diye iki de koğuşlarımızı ilaçlatıyor!

            Eğitim Kurulu'nun "Arkası Yarın" adlı kitabı okumadığını biliyorum. Olsa olsa bakanlığın talimatını hayata geçiriyordu. Siz inanıyor musunuz, şu altında e-imzası olanların kitabı okuduğuna? Kurum müdürü Adem Tatlısoy'un, ikinci müdür Rahmetullah Çakmak'ın, kitabın sözlük anlamını dahi bildiğine?

            Devletlü büyüklerimizin Cehaletinin yanında... Kadını metalaştıran, her türlü zulmü, şiddeti kadına reva gören, kadın cinayetlerine, taciz ve şiddete karşın hakimlerin tahrik indirimi yaptığı bir ülkede; Cehaletlerinin açığa çıkmasından korktukları için Evrim'i ders kitaplarından çıkaran, ilköğretim okullarını sübyan mekteplerine, üniversiteleri medreselere çeviren, dinci-gerici bir devlet zihniyetinin yanında Cezaevi Eğitim Kurulu'nun Adil Okay'ın yazdığı ve tarafıma gönderdiği kitabını vermemesi "çok mu! Eğitim Kurulu ayrıca "söz konusu kitabın Emanet Eşya Deposunda saklanmasına" Karar vermiş. Vay farelerin haline. Kitabın sayfalarını müstehcen müstehcen kemirecek, bu arada az da olsa bilgi kırıntılarından faydalanacak, dahası "politize" olacaklar.

            Böylesine akıldışı bir kararı ciddiye alıp yanıt vermektense ti'ye almak daha hayırlıdır,  Hakimlik olarak size de iş çıkardılar. Aman okuyunca "müstehcen" duygulara kapılmayın.

            Sonuç itibariyle, mahkemenize niye itiraz ediyorum? Daha fazla açıklamaya gerek var mı?

            Gereğinin yapılmasını...

           

            Adres: T Tipi kapalı cezaevi                                      22-08-2017

                   C-4. BAFRA/SAMSUN                                         Haydar Demir