Tutsaklar Kandıra hapishanesinde uğradıkları işkenceleri ve hak gasplarını raporlaştırdı

Tarih: 
Cumartesi, 23 Haziran, 2018

«Devletin hapishaneler sisteminde hükümlü ve tutuklular, devrimci tutsaklar "zararlı düşünce ve fikirlerinden arınması gereken hastalar" olarak görülmektedir. "Tedavi" yöntemi olarak da her türlü işkence, baskı ve zor, çeşitli hak gaspları en ince ayrıntısına kadar hayata geçirip uygulanmaktadır. « 

 

KAMİL TURANLIOĞLU

2 NO’LU F  TİPİ HAPİSHANE

P.K.145 A-3-8

KANDIRA - KOCAELİ

***

Sevgili Adil Hocam merhaba...

            Bir ülkenin hangi rejimle yönetildiğinin anlaşılması için o ülkenin hapishanelerine bakmak yeterli veriyi sanacaktır konu hakkında.

            Hapishaneler kuruldukları andan itibaren egemenlerin baskı, zor ve işkence aracı olarak işlev görmektedir. Sınıflı toplumların ortaya çıkışıyla egemen sınıfın toplumun diğer kesimleri üzerinden akıl almaz işkencelerle, onları sistemin çıkarına hizmet eden uysal birer köle, kişiliksiz, kimliksiz bireyler yaratmanın bir aracıdır. Bu nedenle toplumun en ileri dinamikleri, başta devrimcİ-komünistler-yurtseverler olmak üzere tüm mualif kesim bu araç içerisinde on yıllara varan hapis cezalarına çarptırılarak toplumla olan bağlarının koparılmasına, kimliksiz, kişiliksiz kılınarak işeyaramaz bireyler haline getirilmeye çalışılmaktadır.

            Bu amaçla işletilen hapishaneler sisteminde hükümlü ve tutukluları, devrimci tutsakları insan kimliğinden soyutlayıp onları "zararlı düşünce ve fikirlerinden arınması gereken hastalar" olarak görüp "Tedavi" yöntemi olarakta her türlü işkenceyi, baskı ve zoru çeşitli hak gasplarını en ince ayrıntısına kadar hayata geçirip uygulanmaktadır. Bu uygulamalar son dönemlerde iyice artarak pervasız bir şekilde hayata geçirilmekte, işkence ve çeşitli uygulamalar üst boyutta yaşanmaktadır.

            -Hapishanelere girişte onursuz çıplak arama dayatılmakta, bunu kabul etmeyenlere saldırıp, işkence yapılmaktadır.

-Çeşitli "gerekçelerle" yıllara varan haberleşme, ziyaret, etkinlik vs. cezaları verilmekte.

-Hücre baskınları yapılıp tutsaklar işkencelerle süngerli odaya atılmakta. Bunun son örneklerinden birisinde Tekirdağ 2. nolu F-Tipinde yaşanmış. MKP dava tutsaklarından Ekin Sabar ve Hıdır Bakır saldırıya uğramış ve Hıdır Bakır "Domuz bağı" denilen yöntemle bağlanıp süngerli odaya atılmış ve o halde işkenceye maruz kalmıştır.

-Telefonda tekmil verme dayatmasıyla tutsaklarının iletişim hakkı gellenmektedir.

-çeşitli hapishanelerde tutsaklara kimlik dayatması yapılmakta "terör" vs. Yazan  kimliği taşımadıkları için  hakları gasp edilmektedir.

-ziyarete gelen ailelerimize, yakınlarımıza da girişte onursuz arama dayatılmaktadır.

-başta hasta tutsaklar olmak üzere, tutsakların sağlığa-tedaviye ulaşımı zorlaştırılmakta hastanede sevkleri geç yapılmakta, götürülmemektedir.

-Kabin (hücre tipi olarak adlandırdığımız) ring aracıyla hastahane- mahkeme sevkleri dayatılmakta, kabul etmeyen tutsaklar hastahaneye götürürmemektedir.

-Dergiler, kitaplar hiç bir mahkemenin toplatma kararı almamasına rağmen "sakıncalı" "kurum güvenliği" vb.  ??? verilmemektedir.

-Mektuplar, fakslar çeşitli bahanelerle engellenmekte, bizlere gelenler ise vrilmemektedir. Bazı mektuplar ise kaybedilmektedir.

-Sürgün sevklerle tutsaklar cezalandırılmaya çalışılmaktadır... Bazı tutsaklar bir kaç ayda 2. 3. hapishaneyi sigara sevklerle dolaştırılmaktadır. Sürgün sevkler genellikle tutsakların ailelerinden uzak yerlere yapılıp, bu şekilde zaten kıt-kanaat geçinmekte olan ailelerimizi de cezalandırmayı amaçlamaktadırlar...

-Kadın tutsakların olduğu hapishanelerde aramalarda erkek gardiyanların sokulması; kadınların kaldığı hücrelerin içerisini gören (diğer erkek koğuşların, asker kulesi gardiyan odası, kamera) uyarılara rağmen müdahalede bulunmayıp, tacizin devam etmesi..

-Tektip elbise dayatmaları, bu noktada bazı hapishanelerde tutsakların eşyalarının toplaması, zorla gasp edilmesi. Bazı yerlerde ise tutsaklara "atletini göster" "tişörtünü göster" vb. dayatmalarının yapılması, kabul etmeyen tutsakların saldırıya uğraması..

-Son dönemde gündemleştirilen TTK saldırısıyla birlikte (zaten var olan/sözlü taciz ve tehditlerin, saldırıların iyice artması "ölüm tehditlerine" dönüşmesi vs. bu genel yaşanan saldırı ve hak gasplarına daha bir sürü şey eklemek anaklıdır.

            Bizlerde yaşadığımız- bulamadığımız hapishanede olanların birçoğuna yaşamaktayız. Son dönemde yaşadıklarımızda birkaç örnek vermek gerekirse:

-Hapishanelerde kurulan kamera sistemiyle tutsakları 24 saat denetleme- gözetleme politikası güdülmektedir. Burada da yaklaşık bir yıldan fazla bir süre önce havalandırmalarımıza kameralar takıldı. Bizler devrimci komünist tutsaklar olarak bu kameraları daha takıldığı ilk günden itibaren çeşitli şekillerde kapatıp, görüntü almasını engelledik. Ve bu kameralar bir yılı aşkın bir zamandır kapalı olmasına rağmen, hapishane idaresi biz MKP dava tutsakları Veysel Kaplan Abdullah Kalay ve ??? bulunduğu 75 Hükümlü-Tutukluya "Herhangibir şey; protesto amacı ile veya idareye karşı toplu olarak sessiz direnişte bulunmak" gerekçesiyle "1. ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma" cezası vererek soruşturma açmıştır. Bu dava şu anda infaz hekemliğindedir.

-MKP dava tutsakları Veysel Kaplan ve Kamil ……, hapishanede yapılan genel arama sırasında hücrelerinde bulunduğu iddia edilen bıyık makasları nedeni ile "...Yasaklanmış bulunan her türlü eşya, araç gereç, veya malzemeyi ceza infaz kurumunda bulundurmak, saklamak, kullanmak" iddiasıyla "1. Günlük hücreye koyma cezasıyla soruşturma açılmıştır Bu davada infaz hakimliğindedir ve makas hapishane kantininden çalınan bir makastır!

-Hapishane idaresi 6. ayda yaptığı aramada var olan kitaplarımıza … yaşadığımız tartışmada ağır hasta tutsaklar içerisinde yer alan Abdullah kalay dahil olmak üzere Veysel Kaplan ve Kamil Turanlıoğlu saldırıya uğramış, yerlerde sürüklenmiş, Abdullah Kalay’ın bacağı morarmıştır. Bu davayı, bahane edib "slogan attığımız, kapı dövdüğümüz, aramaya engel olduğumuz vb." gerekçelerle idare hakkımızda "1. aylık iletişim cezası için soruşturma başlatmıştı. Bu soruşturma kapsamında infaz hakimliğince şöyle bir karar verildi: Abdullah Kalay ve Kamil Turanlıoğlu’nun itirazı kabul edildi. Veysel Kaplan'a ise "slogan atma, kapıyı tekmeleme nedeniyle kurumla düzeni ve disiplininin ihlal edildiği" sonucuna varılıp yoldaşın şikayet-itiraz-reddedildi. Bu karara karşı itiraz edildi.

-sevklerde dayatılan hücre tipi ring saldırı nedeniyle  yaptığımız  duyurulara da "Hukuka aykırı bir şey" bulunmuyor cevabı veriliyor. Ve eğer dava açmak istiyorsak, dava masraflarını bizim karşılamamız istenmektedir. Bu durumda "Eğer paran yoksa kimseyi de dava edemezsiniz" denlmektedir.

-Son 2. ay içerisinde 9 adet mektubumuz  devlete hakaret ", "yalan yanlış beyan" vb.-vs. gerekçelerle engellenmiş.. Ayrıca Veysel Kaplan'a 2016'da yazdağı bir mektuptan dolayı "örgüt üyesi" olduğu gerekçesiyle dava açıldı. Mahkemeye sevk maddeleri: (5237 sayılı TCK'nın 314/1, 58. madde 37/3 sayılı kanunun 5/1, 7/2 maddeleri) Kocaeli 2. Ağır Ceza mahkemesinde Veysel Kaplan'ın yapmış olduğu savunma suç unsuru olarak değerlendirilerek yeni bir dava açılır. Yapılan savunmada "devlete ve C. başkanına hakaret edildiği gerekçesiyle şu maddelerden dava açılmıştır; "madde 299- (1) cumhurbaşkanına hakaret eden kişi bir yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Madde 301 (Değişik: 30-4. 2008-7553) 1. mad. (1) Türk milletini, Türkiye cumhuriyeti Devletini, TBMM'ini, TC Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

            Yukarıda da kastettiğimiz üzere hapishaneler kuruldukları günden itibaren sistemin koruyucu direklerinden birisi olmuştur. İşkencenin, zulmün olduğu her yerde direnişte her zaman var olmuştur olcaktır. Ve şairin ifade ettiği gibi her zaman "son sözü direnenler söyler."

            Kendinize çok iyi bakın yüreği sevgi dolu tüm canlara selamlar sevgiler. Yaşamınızda ve çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

           

            Sevgilerimizle

           

            25-12-2017

            Kandıra