Tutsaklar Yine Hedefte: Hapishanelerde İnfaz Söylentileri

Salı, 15 Kasım, 2016

Şimdi de idam tartışmalarına paralel biçimde hapishanelere operasyon hazırlıkları yapılıyor. OHAL zulmü ve dizginsiz saldırılar karşısında diz çökmeyenler sürekli gündemde tutulan idam tartışmaları ve hapishanelerde infaz tehditleri ile teslim alınmaya çalışılıyor. Gülen Cemaati'ne karşı mücadele bahanesi ile nasıl ki devrimci-demokrat, sosyalist kurumlar hedef haline getirildi ve ardı ardına kapatıldıysa, hapishanelerde de cemaatçilerle mücadele bahanesi ile devrimci tutsaklar, eşbaşkanlar, vekiller, aydın ve yazarlar iktidarın intikam saldırısının hedefindedir.

***

"Devlet büyüklerine bir suikast halinde millet cezaevlerini basacak ve tüm fetöcüleri ve PKK'lıları asacak. Halk arasında konuşulan bu." AKP İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık'ın attığı bu tweet hiç hayra alamet değil. Yalnızca bir vekilin saçmalaması ve ya efelenmesi deyip geçebilirdik ancak bunu iki nedenle yapamıyoruz. İlki böylesi açıklamalar ve haberler bir aydır süreklilik arz ediyor. İkincisi ise bu devletin geleneğinde "önce hedef gösterme ve sonra operasyon yapma" var.

 

19 Aralık katliamı öncesi burjuva medyada çıkan haberler daha dün gibi hafızamızda canlılığını koruyor. Hapishanelerin 'terör merkezi' olduğu ve denetimin sağlanması açıklamalarının peşinden 20 hapishaneye aynı anda yapılan operasyonlarda 28 tutsak katledilmiş yüzlercesi yaralanmıştı. Kısaca hatırlarsak; 20 Ekim'de havuz medyasında şöyle bir haber çıktı:

"Niğde E Tipi Kapalı Cezaevi'nin havalandırma boşluğunda bulunan notta, 'Selamün aleyküm. Devlet bizi cezaevine atmakla hiç iyi yapma.... (devamı okunamıyor)... Ama sizden haber bekliyoruz. İsyan ne zaman çıkacak? Talimata hepimiz hazırız. Sizden en kısa zamanda haber bekliyoruz. Herkese duyuruyoruz.'

 

"26 Ekim'de "Silivri cezaevi'nde tutuklu binlerce FETÖ zanlısının olası firarına ve isyanlara karşı 24 saat görev yapacak Özel Harekat timi görevlendirildi" haberi servis edildi.

 

4 Kasım'da "Sincan Cezaevi Tabur Komutanlığı'nın FETÖ zanlılarının koğuşlarına yaptığı ani baskınlarda, krokiler, kaçış planları, şifreli notlar, koğuş ve havalandırma planları ele geçirildi" haberini okuduk.

 

14 Kasım'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Belarus'a ziyaretinin ardından dönüş yolunda gazetecilerin sorularını yanıtlarken kullandığı "Her şey yüzde 100 kontrol altında değil. Cezaevinden dışarıya rahatlıkla tweet atanlar oluyor" cümlesi ise en üst düzeyden hapishaneleri hedef gösteren açıklama oldu.

 

Ve en pervasız açıklamayı da yukarıda aktardığımız gibi İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık yaptı. OHAL'in en büyük hedeflerinden biri ilk günden beri hapishaneler oldu. Ardı ardına çıkartılan KHK'larla tutsakların kazanılmış birçok hakkı bir çırpıda gasp edildi. Aile, arkadaş ziyaretleri, telefon görüşleri, avukat görüşmeleri, TV ve gazetelere erişim hakkı alabildiğine kısıtlandı. Disiplin cezaları ve keyfi uygulamalarla mektup ve faks aracılığıyla dışarı ile kurulan bağları en düşük seviyeye indirildi. F Tipi tecrit ağırlaştırıldı. Sürgün sevkler ve hapishane içinde hücrelerin sık sık değiştirilmesi ile tutsakların yaşam alanlarına kesintisiz müdahaleler yapılıyor. Ani hücre baskınlarına, aramalara polislerin, robocop kıyafetli gardiyanların ve köpeklerin sokulması ile işkence ve süreklileştiriliyor, ortam terörize ediliyor. Süresiz başkanlık ve dikta için toplumsal muhalefet susturulmak, ezilmek isteniyor. TV, radyo ve gazetelerin kapatılması ile kapkara bir sansür rejimi inşa edilmeye çalışıyor. Söz söyleme hakkı ortadan kaldırılıyor. Tepki için sokağa çıkanlar, gösteri yapanlar polis ve sivil faşist şiddetine maruz kalıyor. Eylem hakkı ortadan kaldırılıyor. Demokratik kurumlar, dernekler mühürlenerek örgütlenme hakkı ortadan kaldırılıyor. Kesintisiz siyasi soykırım operasyonları yapılıyor. HDP Eş Genel Başkanları, HDP vekilleri, gazeteciler, aydınlar, avukatlar da dahil olmak üzere binlerce kişi tutsak edilerek rehin tutuluyor.

 

Ve şimdi de idam tartışmalarına paralel biçim de hapishanelere operasyon hazırlıkları yapılıyor. OHAL zulmü ve dizginsiz saldırılar karşısında diz çökmeyenler sürekli gündemde tutulan idam tartışmaları ve hapishanelerde infaz tehditleri ile teslim alınmaya çalışılıyor.

 

Gülen Cemaati'ne karşı mücadele bahanesi ile nasıl ki devrimci-demokrat, sosyalist kurumlar hedef haline getirildi ve ardı ardına kapatıldıysa, hapishanelerde de Cemaatçilerle mücadele bahanesi ile devrimci tutsaklar, Eşbaşkanlar, vekiller, aydın ve yazarlar iktidarın intikam saldırısının hedefindedir. Saray medyasının sistematik olarak hapishaneleri, tutsakları hedef göstermesini gündemin yoğunluğu için de atlayamayız. OHAL şartlarında bu manipülasyonları ve algı operasyonlarını olağan göremeyiz.

 

Şimdi yeni hapishane katliamlarına ve tutsaklara OHAL darbesine izin vermemek için geç olmadan harekete geçme zamanıdır. Tutsakları hedef gösteren her yayını, açıklamayı bulunduğumuz her alan da teşhir etmek, katliama davetiye çıkaranlar hakkında suç duyurularında bulunmak, tutsak ailelerinin eylem ve etkinliklerini güçlendirmek, tutsaklarla dayanışmayı günlük yaşantımızın bir parçası haline getirmek, işkence ve saldırı olan hapishanelerin önüne gitmekte tereddüt etmemek özgür tutsaklarımızın etrafında kenetlenmek anlamına gelecektir.

 

Sokakta da, hapishane hücrelerinde ve maltalarında da tehditlere pabuç bırakmayacağız, zulme boyun eğmeyeceğiz. Direne direne kazanacağız. Mutlaka kazanacağız.

Kaynak: Etkin Haber Ajansı / 14 Kasım 2016