Tutuklu gazeteci Uysal'dan mektup var

Tutuklu gazeteci Uysal'dan mektup var

Tutuklu Özgür Gelecek gazetesi muhabiri İzzet Uysal, "Biz 'taş zindanlara' doldurulurken; başka eller uzanıyor 'kaldırım taşlarının' kalbine" dedi. Gezi direnişinin ardından tutuklanan Uysal, 'taş duvarlara' inat dışarıyla nefes almaya devam ettiklerini belirtti.

Etkin Haber Ajansı / 25 Temmuz 2013 Perşembe, 11:36

İZMİR- İzmir Kırıklar F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Özgür Gelecek gazetesi muhabiri İzzet Uysal, "Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü" dolayısıyla bir mektup yazdı.

'KALDIRIM TAŞLARININ ALTINDA ÖZGÜRLÜK VAR'

"Şimdilerde toplam nüfusumuz 100'ü aştı... Ethem'i vuran polisi tek celsede salan mahkeme; hiçbir delil bulamadan "örgüt üyeliği" gibi suçlamalarla ve "tutuklu yargılamak üzere" gönderdi bizi F tiplerine...

*** Yabancısı değildik bu durumun; biliyorduk ki bazı davalar; Sivas davası gibi zaman aşımına uğrar.Bazılarında ise sanıklar bir kapıdan girer ve diğerinden çıkarlar giderler. Yeni bir de adı var bunun "ileri" demokrasi diye. Yani ilerlemekten başı dönen, her türlü dikta uygulamasına mahal veren bir demokrasi ***

Çalıştığım derginin şapkasını takmaktan ve anmalarına katılmak "suç" sayılsa da; kendisi "yasal suçlu" olmayan İbrahim Kaypakkaya'nın anmasında muhabir olmaktan kaynaklı buradayım. Diğer arkadaşlar için de iddialar aynı düzeyde mesnetsiz. Milyonlarca insanın sokakta olduğu bir süreçte demokratik tepki koymak, bunu kamuoyu ile paylaşmak, bir hak olan protesto hakkını kullanmak...

Mahkemeye göre tüm bunları "örgüt emri" ile yapmışız. Yani N.Ç davasında 13 yaşında bir çocuk 26 kişinin tecavüzüne "rızasıyla" uğramış ama biz rızamızla-irademizle, "emir telakki" altındaymışız. İspat mı? Gerek yok ona...

Öğrenmiş olduk ki; Mahkemeler demokratik ülkelerde ispata ihtiyaç duyarmış. Demokrasi "ilerleyince" başbakan "intikam" der, savcı hücuma kalkarmış. Sadece İzmir'de dört dalgada 50'ye yakın insanın tutuklanmasının başka bir izahı olamaz çünkü. Tabi altı canımızın dövülerek, kurşunlanarak katlinin de... Şimdilik buradayız... Zalimler diyarındaki özgür fikrin anavatanında... Özgürlüğü okuyarak, özgürlüğü tartışarak, özgürlüğü yazarak... Taş duvarlara inat dışarıyla nefes almaya devam ediyoruz.

Koca koca taş binaların arkasına gizlenenler; bizleri "taş zindanlara" atarak da engelleyemezler bunu... Kumdan kalelerinde muktedir alanlara "kaldırım taşları" cevap oldu Taksim'de...Ve biz "taş zindanlara" doldurulurken; başka eller uzanıyor "kaldırım taşlarının" kalbine... Devlet de, insanlar da öğreniyor; özgürlük; kaldırım taşları taş binalara hücum edince başlıyor!"

*Mektup üzerine basılan "Görülmüştür" damgasından ötürü mektubun bir kısmı okunamamıştır. Okunamayan kısımlar *** işareti ile belirtilmiştir.

Kaynak: etha.com.tr