YIL 1915 ve MURAT İLE TAKİ

Tarih: 
Pazar, 23 Ekim, 2016

"Size anlatmaya çalıştığım bu hikaye, Ermeni halkının, kanayan yarasının sargı bezleri üzerinde görünen küçük kan damlacıkları. Kim bilir bilmediğimiz ne kadar çok derin yaralar var! Bu insanların yaşadıkları acılara, baskılara nasıl sessiz kalabilirdik ki?"

Berrin Bostan

Kadın Kapalı Cezaevi 6.Koğuş

Tarsus-MERSİN

***

Egemenlerin masa başlarında ürettikleri inkar ve yok sayma tesrileriyle halka yaşattıkları acıların birer örnekleriydiler onlar... Murat ve Taki...

Murat, Türk bir ailenin babasız yetişmiş iki kız kardeşin en büyük abisiydi. Küçük yaşlarından beri annesine ve kardeşlerine bakmakla sorumluydu.

Taki, Ermeni bir ailenin tek ve biricik kızıydı. Her ne kadar babasından dolayı Ermeni Cemaatleri’nin direniş ve örgütlenme modellerinin ortasında büyümüş olsa da, babası onu hep uzak tutmuş ve tam bir Ermeni kızı gibi büyütmüştü... Herkes gibi umutları, hayalleri, asla kaybetmemeye kararlı bir ruhu vardı. Ne olursa olsun ailesini asla bırakmayacaktı. Emperyalist güçlerin baskısı her geçen gün artmaya ve bu baskıların acıları en derinden hissedilmeye devam ediyordu... Derken birgün Murat’a rastladı Taki’nin yüreği... Bu direnişin tam ortasında, büyük bir aşkla, temiz bir yürekle sevdiler birbirlerini. Murat, Taki’yi bırakmamaya kararlıydı ama bir taraftan da sorumlu olduğu ailesini düşünüyordu. Ya ailesini terkedip Taki’nin büyük aşkının peşinden gidecekti ya da ailesiyle vatanında kalacaktı. Taki onunla kalamazdı...

Sıcak bir Haziran gecesinde sürgünler başlamıştı. Taki ailesiyle gitmek zorundaydı. Nasıl kalabilirdi ki? Kalsa tutsaklık, katlediliş vardı. Gitse büyük aşkını bir daha göremeyecekti.  Taki gitmeden son bir kez görüşmek istedi. Murat’la vedalaşmak için sıkı sıkı sarıldılar birbirlerine zaman öylece donsun istediler, ama olmadı...

Gecenin sessizliğini ve karanlığını delice yırtan bir kurşun sesi duyuldu. Taki korkmuştu son bir kez bakmıştı sevdiğinin gözlerine...

Gökyüzünü perde gibi kaplayan karanlığı delip Murat’ı sırtından vurmuştu kurşun... Egemenlerin kendi seçtikleri sözde askerler vurmuştu Taki’nin Murat’ını...

Taki’yi sürükleyerek uzaklaştırdılar Murat’ın cansız bedeninden. Sürgüne gidene kadar tutulduğu insanlık dışı hücrelerde, işkenceler, tacizler Taki’nin kadınlık onurunu çiğnercesine geceler boyu devam etti.

Taki yüreğinde büyük aşkı, gözlerinde cansız bedeni gitti sürgüne... O da diğer sürgün edilen aileler gibi umutlarını, hayallerini en güzel hayallerini o topraklarda bırakıp gitti. Sürgün boyunca sözde askerlerin Ermeni halkına yaptığı işkenceler bitmedi.

Size anlatmaya çalıştığım bu hikaye, Ermeni halkının, kanayan yarasının sargı bezleri üzerinde görünen küçük kan damlacıkları. Kim bilir bilmediğimiz ne kadar çok derin yaralar var! Bu insanların yaşadıkları acılara, baskılara nasıl sessiz kalabilirdik ki?

Bu olaylar hepimiz için emsal teşkil etmekte. Tıpkı günümüzdeki Alevi Sorunu gibi...

Her tarihi yıkım olaylarında, darbelerde ve sürgünlerde olduğu gibi bu olaylardan da yine en çok zararı gören kadınlarımızdır.

Taki gibi kadınlarımız Ermeni Direnişi’nin bir emsalidir. Taki bir ilk olmadı. Maalesef son da olmayacak!..