“Zaten ölüm orucu yapmasam da bu hapishane koşullarında 2 yıl daha yaşamam mümkün değil.”

Bakanlık cezaevine, cezaevi hastaneye gönderiyor

Ölüm orucundaki Akman’ın sevk dilekçesi hapishane idaresince işleme konmadı. Avukatlarının sevk başvurusu ise “şahsın kendisi başvuru yapsın” diye reddedildi. Akman şu an hastanede tutuluyor.
Ayça Söylemez İstanbul - BİA Haber Merkezi 07 Eylül 2020

***
“Zaten ölüm orucu yapmasam da bu hapishane koşullarında 2 yıl daha yaşamam mümkün değil.”

Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü Didem Akman, bu infaza uygun tek kişilik hücresi olmadığı için tutulduğu Şakran Cezaevinin disiplin hücresinde başladığı ölüm orucunun 202. Gününde.

Kanuna* göre, bir mahpus bu tip disiplin hücresinde en fazla 20 gün tutulabilir. Ancak Akman’dan geri kalan ömrünü burada geçirmesi bekleniyor.

Didem Akman daha önce Ankara’daki Sincan F Tipi Cezaevindeydi ve burada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına uygun tek kişilik hücrede kalıyordu. Ancak İzmir’deki Şakran Cezaevine sevk edildi.

Şakran’da mutfağı olmayan, havalandırmaya kapısı açılmayan, yürüyebileceği bir alan olmayan, “beş adıma beş adım” bir hücrede tutuldu. Sincan’a geri dönmek için verdiği dilekçesi ise “sizin disiplin cezanız var” diye işleme konulmadı. O da ölüm orucuna başladı.

Avukatlarından Seda Şaraldı bianet’e yaptığı açıklamada, Akman’ın kendilerine, “Zaten ölüm orucu yapmasam da bu hapishane koşullarında 2 yıl daha yaşamam mümkün değil” dediğini aktardı.
“Yalnız olduğu için durumu hızla kötüleşti”

Didem Akman, yine kendi talebi dışında cezaevinden Yeşilyurt Devlet Hastanesine sevk edildi, halen burada tutuluyor.

Avukat Şaraldı son durumunu şöyle anlattı:

“Ebru Timtik’in son haline benziyor, hastaneye kaldırıldıktan sonra ağzında yaralar çıktı. Konuşamıyor, sadece yazarak iletişim kurabiliyor.

“Durumu diğer ölüm orucu yapanlara göre daha hızlı kötüleşti. Bunun sebebinin, hapishanede yalnız kalması, refakatçisinin olmaması ve tüm ihtiyaçlarını tek başına karşılamak zorunda kalması olduğunu düşünüyoruz.

“Mart 2011’de hüküm giydiğinde Sincan’da kalıyordu. Burası tek kişilik hapis cezaları için inşa edilmiş hücreleri olan bir hapishane. Ancak Şakran’a sevk edildi ve disiplin cezası hücresine konuldu.

“Disiplin hücresinde mutfak tezgahı yok, yürüyebileceği bir alanı yok, hücresinden havalandırmaya çıkışı yok. Günlük bir saat havalandırma hakkı kullandırılıyor, o da koridorda gidip gelmelerle 50 dakikaya düşüyor. Gardiyan alıp havalandırma alanına götürüyor, orada da tek başına. Kapı üstüne kilitleniyor, yağmurda, sıcakta burada tek başına kalıyor.”
“Çok basit talepleri var, kanundaki haklarını istiyor”

Didem Akman’ın talepleri ne?

Avukat Şaraldı şöyle açıkladı:

“İlk talebi havalandırma süresinin artırılması. Zaten mevzuatta da en az bir saat olmalı deniyor, ki f tipi hücrelerde havalandırmaya açılan kapı olduğu için bu süre daha uzun oluyor. hapishaneler pandemiden sonra ağırlaştırılmış müebbet mahkumlarının havalandırma süresini artırdı, bağışıklık sistemleri için. Ancak Akman’a böyle bir hak tanınmadı.

“İkinci talebi de anne ve babasıyla birlikte görüş yapmak. Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüleri görüşçüleriyle tek tek görüştürülüyordu ancak Yargıtay, birlikte görüşebileceklerine dair bir karar verdi. Akman da Yargıtay kararının uygulanmasını istiyor.

“Aslında Sincan’a geri sevk edilirse bu sorunlar çözülür ancak Akman’ın verdiği sevk dilekçesi ‘disiplin cezan var’ diye işleme konmadı. Biz avukatları olarak Adalet Bakanlığına başvurduğumuzda ise Bakanlık, ‘şahsın kendisi dilekçe vermeli’ yanıtını verdi. Ancak ‘şahıs’ dilekçe veremiyor…

Avukat Şaraldı, “Çok basit talepleri var, kanunda yazılı haklarını istiyor…” dedi.

Akman’ın avukatları bugün savcılık ve hapishane idaresiyle görüşerek sevk dilekçesinin işleme konmasını talep edecek.

* 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 44. maddesinin 1. Fıkrası: “Hücreye koyma cezası, hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre 1 günden 20 güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılmasıdır.”

İlişkili İçerik