"Zindanda 24.Yılımda Zamanla Birlikte Bir Nehir Gibi Hızla Akıp Gidiyorum"

28 Şubat 2016

Merhaba!..

Öncelikle baharın sıcaklığıyla size ve şahsında tüm değerli ailenize en içten duygularımla selam, sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Onurlu yaşamınızda sağlık, mutluluk ve başarı dolu günler diliyorum.

Dediğim gibi uzun bir aradan sonra sizinle yeniden düşünce alışverişinde bulunmak benim için oldukça sevindiricidir. Bu sevincimi sizlerle paylaşmaktan mutluluklar duyuyorum. Önemli bir konuda insanın kağıt-kalemi eline alıp duygu ve düşüncelerini sevdiklerine, tanıdıklarına iletebilmesi; ahbaplarla, yoldaşlarla ve dostlarla yazışması kadar güzel birşey olamaz diye düşünüyorum. Fakat 7 Haziran’dan sonra güçlü bir barış ve çözüm süreci bekliyorken, maalesef kendimizi güçlü bir savaş ve çözümsüzlük içinde bulduk. Oysa 2015 Newrozu’nda tüm halkımız barışa büyük bir umutla bağlanmış, bu güzel ülkenin ve güzel insanlarıyla birlikte yaşam varken, yeniden savaş, gözyaşı ve Analar’ın acıları bizleri de derinden etkiliyor.

Evet yaşamın en güzel duygularının başında sevgi gelir. Ha toplumun da bugünkü ahlaki değerleri vardır. Bu değerlerin başında ölen insanlara saygı ve ölen insanların ebedi olan mezarlığına saygı göstermek zorundayız. İnsanların birbirleriyle düşmanlığı ne kadar şiddetli ve kanlı ise de, yaralı insanlara ve ölülere, ölen insanların cenazelerine karşı saygılı davranmak zorundayız. Son zamanlarda ülkemizde yaşanan olaylar “İŞİDvari” bir zihniyetle cenazelere saldırmak, büyük devletlere ve büyük insanlığa yakışmaz. Toplum iyice hastalandı. Psikoljide hastanın tedavi edilebilmesi için öncelikle hastanın gerçekten de bir sorunu olduğunu bilmesi, buna ikna olması gerekir. Hasta buna ikna olmuş ise ve sorunun farkına varmış ise tedavi başlar. Maalesef yüz yıllık hastalık tüm vücudu işlevsiz bir hale getirdiği için, artık hasta tedavi kabul etmiyor.

Ayda bir, Sivil Toplum Örgütleri dünyaca tanınmış Akademisyenler açıklama yapıyor, “bir sorunumuz var, bu sorun ağır bir sorundur, iş işten geçmeden çözelim” diye çağrı yapıyor, çözümün adresi belli, yol-yöntemler belli. Bir sorunun çözümünün  zor olup-olmadığı, o sorunu çözmeye dönük atılan barışçı adımlarla belli olur. 2013-2015’e kadar. Dışarıdan bakıldığında Kürt Sorunu’nun çözümü zor gibi görülür de olsa, bir umut yarattı, fakat bu süreçte ciddi bir adım atmadığı gibi, masayı devirmekle, çözümü çekilmez bir yola girdik. Yaşananlar, yaşatılanlar, sorunu daha da ağırlaştıran bir durumda. Kürt Halkı tüm yaşadıklarına rağmen “barış ve özgürlük” diyor. İşte bundan dolayı uzun zaman bir çok dost ve arkadaşlara yazmak istediğim duyguları da dile getirmekte zorlandım. Çünkü hep barış, sevgi ve özgürlükle ilgili paylaşmak istiyorum. Savaş, öfke vb.zorunlu olmadıkça hiç kimseyle paylaşmak istemem. Bir düşünür, “sevgi insanın kendisini açmasıdır” der. Yani insanın sevgiyi dolu dolu yaşaması, anlam kazanması, kendisini duygu ve düşünce boyutunda aşmasıyla yine kendine güven ve kendi dışında ama kendini tamamlayacak olan güzelliklere varmasıyla olabilir.

Bunun dışında, zindanla ilgili günlük yaşam devam ediyor. Varolan mevcut koşullar çerçevesinde zamanımızı değerlendirmeye çalışıyoruz. 24.yılında zamanla birlikte bir nehir gibi, kendi mecramızda hızla akıp gidiyoruz. Artık zaman bizi nereye kadar götürürse. Zaman hep hızlı ve geniş kalabiliyor, ama biz yaşlanıyoruz. Anlayacağın doğanın yasası mükemmeldir. Doğa ile içiçe kalmak ne güzel bir duygu. Doğa yasası saat gibi işliyor...

Sevgili Adil Hoca; gönderdiğin değerli mektup ve kartları aldım. Zor spas (çok teşekkürler). Dışarıda olsaydım tarif ettiğim en çok doğanın fotoğraflarını çekmek isterdim. Anlayacağın kapitalizmin elinden, uzak ve kirletilmemiş yerlerin fotoğraflarını çekmek isterdim. Güneşin batışı-doğuşu, Amazon dahil bol ormanlık, içindeki tüm canlılar, şelaleler, vadiler; balta girmemiş yerlerin fotoğraflarını çekmek isterdim. Yine en büyük dağların, en büyük vadilerin; Alaska, Alpler, Akdeniz, Toroslar, Dersim Dağları, Munzur, Ağrı Dağı, Aras Vadisi, Van Gölü ve Süphan Dağları, Sarı Irmağı, Ganj vb. Tüm heybetli doğa resimlerini çekmek isterim ve bunların tablosunu yapmak isterim; Fırat, Dicle ve Zagros! İnternet üzeri bu harika doğa resimlerini  bana gönderebilirseniz sevinirim. Şimdiden Teşekkürler. Artık nasıl isterseniz size bırakıyorum.

Sevgili Öykü Can’a da özel selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Hepinize sağlıklı bir yaşam dileğiyle.

Saygılarımla

Felemez ERDEM

E Tipi Kapalı Cezaevi

B-11

Elbistan-K.MARAŞ