"ZINDANLARIN SESI OLACAGIZ..."

Cezaevindeki siyasi tutsakların dışarıdaki sesi ve soluğu olmak için yakın zamanda oluşturulan Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi çalışmalarına başladı. İnisiyatif Sözcüsü Mesut Çekin, cezaevlerinin sadece tutsakların değil, tüm toplumun sorunu olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin kanayan yaralarından biri olan cezaevlerinde kalan özellikle siyasi tutsaklara yönelik hak ihlalleri, işkence, kötü muamele ve sürgün haberleri Olağanüstü Hal (OHAL) ilanı ile birlikte daha da arttı. Neredeyse her gün ülkenin başka bir cezaevinden gelen olumsuz haberler kamuoyuna yansımakta. Bu cezaevlerindeki siyasi tutsakların dışarıdaki sesi ve soluğu olmak, onlarla dayanışmak için ise, 9 Eylül'de İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde yapılan basın açıklaması ile "Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi" adı verilen önemli bir dayanışma ağı oluşturuldu.

İnisiyatif, Tutuklu Aileler ile Dayanışama Derneği (TUAD), Partizan Şehit Tutsakları Aileleri, Ölümsüzlerin ve Tutsakların Sesi Platformu, Yeni Demokrasi Aileler Birliği, Demokratik Haklar Platformu, Alınteri ve Anarşist Meydan Gazetesi gibi bileşenlerden oluşuyor.

Kurulan İnisiyatifin sözcülüğünü yapan isim ise, kendisi de 11 yıl boyunca cezaevlerinde kalmış olan Mesut Çekin. Biraraya geldiğimiz Çekin, İnisiyatif'in kurulma nedenlerini ve amaçlarını anlattı.

Cezaevinden çıktıktan sonra tutsaklarla bağını koparmak istemediğini ve dışarıda onların sesi olmak istediğini dile getiren Çekin, ülkedeki hapishanelerin durumunu yakından biliyor olmasının, kendisini hapishanelerle ilgili çalışma yürütenlerle birlikte bir şeyler yapma gayretine yönlendirdiğini ifade etti.

OHAL ile tutsaklara yönelik işkenceler

15 Temmuz darbe girişimi bahanesiyle ilan edilen OHAL ile birlikte cezaevlerinin daha da kötü mekanlara dönüştüğünü söyleyen Çekin, tutsaklara yönelik hak gasplarını ve yönelimleri şu sözlerle özetledi:

"Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile tutsakların birçok hakkı gasp edildi. Aile görüşleri sınırlandırıldı, arkadaş görüşleri birçok yerde yasaklandı. Yüzlerce tutsak sürgün edildi. Bir hapishaneden öbür hapishaneye götürülürken işkencelere tabi tutuldular. Hapishane girişlerinde çıplak arama işkencesine maruz kaldılar. Bunun dışında haftada bir yapılan telefon görüşmeleri 2 haftaya çıkartıldı. Ayda bir yapılan açık görüşler 2 ayda bire çıkartıldı. Avukatlarla yapılan görüşmelere kamere kaydıyla görevli eşliğinde alınmaya başlanarak, tutsakların savunma hakkı ciddi anlamda gasp edildi. Başta eski adıyla Özgür Gündem, Evrensel, Birgün, Cumhuriyet gibi gazeteler tutsaklara verilmemeye başlandı."

'Tutsakların engellenen sesi olmak istiyoruz'

Çekin, şimdiye kadar tutsaklara yönelik çalışma yürüten 7 ayrı platform ve oluşumlarla bir araya gelerek Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi'ni kurmaya karar vermelerinin de tüm bu nedenlerden kaynaklandığını vurguladı.

Çekin, "Cezaevlerindeki devrimci, sosyalist, yurtsever tutsaklarla dayanışmayı esas alıyoruz. Ama bu dayanışma, dışarıda olanın içeridekiyle kurduğu eşitsiz bir dayanışma ilişkisi değil. Biz içerdeki insanların politik kimlikleri ile de dayanışma göstereceğiz. Onlar için sadece kitap göndermeyeceğiz. Onların dışarıdaki sesi olacağız. Onlar içerde bir işkenceye, tecride, hak ihlallerine, hukuksuz uygulamalarına maruz kalıyorlarsa, biz dışarıda onların engellenen sesi olmak istiyoruz" dedi.

Hak ihlallerini raporlayıp, kampanyalar başlatacağız

Bu amaçla ise duyarlı avukatlarla, milletvekilleriyle ve kurumlarla görüşmeler yapacaklarını belirten Çekin, yine heyetler oluşturup tutsaklara işkence uygulanan cezaevlerinde incelemelerde bulunulmasını sağlayacaklarını kaydetti.

Kurulmaları sonrası Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi olarak tutuklu gazeteciler Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, İnan Kızılkaya ve Zana Kaya için yapılan 'Özgürlük Nöbetleri'ne katıldıklarını belirten Çekin, önümüzdeki süreçte de tutsaklar için imza kampanyaları başlatıp, yine ayda bir tüm Türkiye'deki hak ihlallerini raporlayacaklarını ve bu raporları hem devlet kurumları ile hem de uluslararası kurumlarla paylaşacaklarını söyledi.

Hiç kimse 'Ben hapishaneye girmem' demesin !

İçerisinde bulunan siyasi ve toplumsal ortam nedeniyle "Hiç kimse 'Ben hapishaneye girmem' demesin" diyen Çekin, iktidarın barış ve çözüme dair bir politika üretmeyeceği anlamına da gelen Adalet Bakanı'nın 174 yeni cezaevi inşa edileceği açıklamasına işaret etti.

Çekin son olarak; "Cezaevleri sadece tutsakların değil, tüm toplumun sorunu" diyerek herkesi tutsaklarla dayanışmaya davet etti.