Görülmüştür Köşe Yazısı

İnsanım diyen herkesi, Sami’nin sesini duymaya çağırıyoruz

Bu Sesi Duymalısınız!
İnsanım diyen herkesi, kişiyi ve kurumları Sami’nin sesini duymaya, insanlık dışı uygulamayı durdurmak için harekete geçmeye çağırıyorum.
Füsun Erdoğan İstanbul - BİA Haber Merkez

Tam hapishanelerdeki temel sorunları yazarak dile getirdim, yazacaklarım şimdilik bitti diye düşünürken…

Yeni hak ihlallerinin ortaya çıkması, devletin hapishane politikalarının göstergesi olduğu kadar; gayri insani, zulümkar, baskıcı zihniyetinin de bir göstergesidir.

Mektuplar Üzerine Bir Mektup

"Mevsimler yüksek duvarları, tel örgüleri aşıp geçemiyor. Çiçeklerin kokusu bile aşamıyor o duvarları. Sadece mektup ve kitap aşabiliyor. Onlara dokununca dışarıya dokunuyorlar. Dışarısının havasını soluyorlar. Dışarıda birinin/birilerinin onlara zaman ayırdığını, onları düşündüğünü, yüreğinden, aklından geçeni kağıda döküp onlara yolladığını fark ediyorlar."

12 Eylül 1980'den bu yana neler yaptık?

Fatma Tokmak Ölüyor… Duyuyor Musunuz…

Çocukluğumda asfaltın henüz girmediği dar sokak aralarında “Destancı”lar gezerdi. Trafik kazasında bir ailenin yok oluşu ya da genç yaşta amansız hastalığa yakalanan bir çocuğun yaşam öyküsü gibi trajedileri süsleyip –püsleyip ağıt-türkü formatında okurlardı. O sırada evde olan kadınlar, erkekler, çocuklar Destancı’yı sesinden tanır hemen dışarı çıkar dinlerlerdi. Destan bitince yaşlı gözlerle 5-10 kuruş verip tek sayfaya dökülmüş “destan”ı satın alırlardı.

Velhasıl o dönemde tanımadığımız insanlar için gözyaşı dökerdik.

Yalınayak: Cezaevlerine Faşizm Paketi

Hapishanelere yönelik güvenlik yasalarıyla şiddetin artırılması yeni direnişler, ölümler ve katliamlar anlamına gelecektir.

Her geçen gün biraz daha sertleşen, ülke içinde ve dışarıya yönelik saldırgan politikalarında başarısızlığa uğradıkça şiddeti artıran siyasi iktidar, giderek daha faşizan bir rejimi hedeflemekte ve buna uygun biçimde güvenlikçi yasaları devreye sokmaktadır.

Hasta mahpuslar

Ankara’daki Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi şöyle diyor: “Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2009’da 242; 2010’da 260; 2011’de 285; 2012’de 287; 2013’te 267 kişi hapishanelerde yaşamını yitirdi. Hapishaneler ‘beni duyun’ diye çığlık atıyor. Kürt Özgürlük Savaşçılarından Devrimci Sosyalist mahpuslara, adli mahkûmlardan Ergenekoncusuna-İBDA-C’lisine, onlarca insan içeride öldü. Bunların sorumlusu Adalet Bakanı’yla, Başbakan’ıyla, Cumhurbaşkanı’yla, Meclis Başkanı’yla, Bakanlar Kuruluyla Devlet’tir.

Şakran Cezaevi’nde en az 3 çocuk

Belalı eski kocamız gibi devlet. Huzurumuzu kaçırıyor, yakamızdan düşmüyor, zulmediyor. Yetmiyor, çocuklarımızı almak istiyor. Alıyor da… Bakacağından, koruyacağından değil… Zulüm devletin fıtratında var.

Devletin elinden çocuklarımızı kurtarmamız lazım. Bu hafta devlet dersinde tekrar gördük bunu, ezber değil uygulamalı eğitim. Artık unutmayalım.

Pozantı’sı ve Şakran’ıyla Biz Büyük Bir Aileyiz

2012’de Pozantı Cezaevi’nde, “taş attıkları” gerekçesiyle tutuklu bulunan dört çocuk sayesinde, devlet memurlarının cezaevindeki Kürt çocuklara sürekli ve sistemli olarak tecavüz ettiklerini öğrendik. Hakkında taciz ve tecavüz suçlaması bulunan devlet memurlarına karşı açılan dava takipsizlikle sonuçlanırken, devlet memurlarını ihbar eden çocuklar “devlet malına zarar vermek” gerekçesiyle müebbetle yargılanıyorlar.

“İÇ GÜVENLİK” İLE ZİNDANLAR: OLAĞANÜSTÜNÜN OLAĞANLAŞ(TIRIL)MASI![*]

“İÇ GÜVENLİK” İLE ZİNDANLAR: OLAĞANÜSTÜNÜN OLAĞANLAŞ(TIRIL)MASI![*]

TEMEL DEMİRER

“İçinde yaşadığımız dünyanın

durumunu göremeyenin

o dünya üzerine yazacak

hemen hiçbir şeyi yoktur…”[1]

 

Sözü uzatmadan ifade edelim: “iç güvenlik paketi”nden zindanlara uzanan totaliter müdahale olağanüstünün olağanlaş(tırıl)masından başka bir şey değildir.

Bu vicdansızlık niye?

Tekirdağ 1 nolu T Tipi Cezaevi’nde bulunan Abdülkadir Fırat, mevcut durumu nedeniyle Tekirdağ Devlet Hastanesi’ne gönderildi. Oradaki Sağlık Heyeti, Fırat için şöyle bir rapor verdi: “Üst estremite ile kendine bakım aktivitelerini yapamıyor. Yardım olmaksızın ayağa kalkamıyor ve yürüyemiyor. Konuşma bozukluğu mevcuttur. Hastalığı süreklidir, iyileşemez, ağır hastalık ve engellilik niteliğinde olup, sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali niteliğindedir.”

Sayfalar