Görülmüştür Köşe Yazısı

Bir garip anlayış!

KCK adı altından Kürdistan’ın hemen hemen her yerinde operasyonlar yapıldı ve binlerce seçilmiş insan gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Bu dosyalardan biri de Silopi’ye ait. Bu dosyada 31 kişi var. Aralarında Silopi Belediye Başkanı Emin Toğurlu, BDP Silopi İlçe Başkanı Bahattin Alkış, Şırnak İl Genel Meclisi üyesi Hasan Atak’ın da bulunduğu kişilerin dosyası, özel yetkili mahkemeler kaldırıldıktan sonra Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Ceyhan M Tipi Cezaevi boşaltılıyor

Ceyhan M Tipi Cezaevi’nde bulunan Zübeyit Kil, Selim Akseki, Taner Taş, Refik Öztunç 23 Haziran 2014 günü Kandıra 2 nolu F Tipi Cezaevi’ne; Abdullah Bahadır, Abdurrahim Özdemir, Abdurrahim Behçet, Cumali Araz Tekirdağ 1 nolu F Tipi Cezaevi’ne; Kemal Demirsoy, Mazlum Kopan, Mehmet Ümit, Ekrem Şaşmaz Tekirdağ 2 nolu F Tipi Cezaevi’ne sürgün edildi. Bu sürgünde yola çıkarılan Mehmet Ümit bir eli daha önceden kopmuş biri, Ekrem Şaşmaz ise şizofreni hastası. Sürgün edilenlerin aileleri Ceyhan’da oturuyor.

Kafasına göre tahliye

Sincan 2 nolu F Tipi Cezaevi’nde bulunan Veli Taşkıran’ın, aldığı ceza ve yattığı süre olarak, 8 Haziran 2014 günü tahliye olması gerekiyordu. Ancak cezaevi idaresi ve Gözlem Kurulu’nun “Örgütten ayrılmadığı”, “örgütün kararlarına uyduğu”, “disiplin cezaları aldığı” gibi uyduruk gerekçe ve hukuksuzlukla, okurumuzu tahliye etmediler. Okurumuza kendisinin ancak 1 Ocak 2015 günü tahliye olabileceği söylenmiş. Gözlem Kurulu’nda yer alan ve bu hukuksuzluğa imza atanların, bir gün yargılanıp, cezaevinde yatabileceklerini bilip bilmediklerini merak ediyorum doğrusu!

Postahanede Başıma Gelenler ve Mahpus Mektupları!

Dün postahanede başıma gelen bir olayı anlatacağım. Ama önce biraz geriye gideyim. Sanırım geçen yıldı. Elimde 100 kadar kartpostal, postanede sıraya girmiştim. Sıra derken izdihamdan söz ediyorum. Bir de memlekette sıraya girme, başkasının sırasına saygı gösterme kültürü olmadığı için her defasında geriliyorum. “Hanfendi sıra benim, kardeş sen sonra geldin.”, “Ha öyle mi pardon.” falan. Aynı soruna dolmuş kuyruklarında da tanık oluyorum.

Kameralı tacize karşı direniş

Kandıra 1 nolu F Tipi Cezaevi’nde hücreleri görecek şekilde kamera takılmasına karşı çıktıklarını okurlarımız defalarca idareye bildirmelerine karşın, 28 Mayıs 2014 günü kameralar takılmaya başlamış. Ancak okurlarımız “Kameralı tacize izin vermeyeceğiz!” sloganlarıyla protesto etmişler. Bir gün sonra da, kameralar ya üstü örtülerek ya yakılarak ya da kırılarak işlevsiz hale getirilmiş. Bu durum karşısında idare, 32 kişiye 1 ila 10 gün arasında hücre cezası istemiyle soruşturma başlatmış. Dahası idare, yeniden kameralar takmaya çalışmış; ancak bu kameraların akıbeti de eskileri gibi olmuş.

BİZ USLU DEĞİLİZ OLMAYACAĞIZ DA!

Babam, vaktiyle askerde okuma-yazma öğrenmiş. Ondan sonra da kendini kitap okumaya vermiş. Annem "oğlum baban düven üstünde bile kitap okurdu. Ben de hayranlıkla bakardım ona" diye anlatır, şimdi toprak olmuş babamı.

Şimdi her ziyarete gelip gidişlerinde ailem kitap getirip götürüyor. Yazdıklarımı da görünce annem telaşlanıyor: “oğlum hep oku hep yaz ne olacak bunun sonu? Ara ara bırakın onları da yeşile, çiçeklere bakın, yoksa gözleriniz bozulur” diye tavsiyelerde bulunuyor.

"Anne burası hapishane burada yeşillik olmaz ki"

Yeniden yargılanmalar

Şırnak’ta KCK adı altında Eylül 2011’de pek çok kişi tutuklandı. Sayı çok fazla olduğundan olsa gerek, dosya Şırnak, Cizre ve Silopi adı altında üçe ayrıldı. Siirt E Tipi Cezaevi’nde bulunan Harika Peker’in de bulunduğu kişiler, Diyarbakır 7 nolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyordu. Özel Yetkili Mahkemeler’in kaldırılmasıyla, dosya, Şırnak’a gönderildi. Ancak Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi kendisini yetkisiz görerek, dosyayı Cizre’ye gönderdi. Cizre Ağır Ceza Mahkemesi, Mayıs ayında “sanıkların tutukluluk halinin devamına” kararını verdikten sonra dosyayı, Diyarbakır’a geri göndermiş.

ÇOCUK ÖYKÜ’NÜN BALONLARINDAN SALYANGOZ DAVASINA YOLCULUK VE TEŞEKKÜR MESAJI

“Salyangoz davasıyla” ilgili yaptığım basın açıklamasına bizzat gelip dayanışma gösteren İHD Şube başkanı Ali Tanrıverdi’ye, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Yüksel Mutlu ve Fazıl Türk’e, siyasi parti, örgüt ve demokratik kitle örgüt temsilcilerine, yazar, şair, sanatçı dostlarıma, konuyu gazetelerinde – dergilerinde - web sitelerinde paylaşan gazetecilere, telefonla ve mesajla destek sunan tanıdığım-tanımadığım tüm arkadaşlara, ayrıca davamı hiçbir karşılık beklemeden üstlenen İHD yöneticisi Av.

Kıyamete Benziyor Her Biri...

Tepemde güneş, bulut birden var. Bir güneş, bir gölge yer değiştiriyor. 12 adımlık havalandırmada duvarlar çok yüksek. Altı merdiven aşağı inerek havalandırmaya çıkabiliyorsun. Onun için burada duvarlar her yerden daha yüksek. Havalandırma çok derin. Bide tel örgüler var dört tarafta. Bir yetmemiş iki kez sarmışlar etrafımızı. O tellere takılan çok kez yaralanıyorlar. Kan damlıyor havalandırmaya. Bütün tel örgüler kan damlatır. Bütün sınırlar öyle. Rojava gibi… yan koğuşta küçücük bir çocuğun ağlayış hatta çığlık sesi geliyor. O çocuk ne arar bu derin duvarların ardında.

Sayfalar