Görülmüştür Köşe Yazısı

“Aksi Yalandır”

Sara Aktaş'ın şiirlerini topladığı kitabından: "Her kurşun sahibini bulurmuş er ya da geç / Ya bu şehir bana alışacak / Ya da ben aykırı yüzüme / Aksi yalandır…"

2013 yılını yolcu etmeye üç gün kaldı.

Hapishanede eskittiğim 8. yıl olacak bu.

Hey yılbaşında ne kadar eğlenirsek eğlenelim, saat gecenin on ikisine vardığında, demir parmaklıklar ardından lacivert gecede payımıza düşen bir avuç gökyüzüne şen kahkahalar gönderip, zılgıtlar çeksek de…

Yaşayarak gördüm ki, her yılbaşında mapusların yol arkadaşlarıdır hüzün.

Ucube bir dava!

Bir kişiyi zorla, tehditle nasıl dağa gönderebilirsiniz? Ama bir genç kadın ve ailesi böyle bir şey iddia ediyor. Söyledikleri birbiriyle çelişiyor ama dağa gitmek istemediğini söyleyen kadın evinde otururken, bu konuda üstüne iftira ettikleri Zeliha Belge, şu anda üç sayfalık bir iddianame ile müebbet hapis cezası istemiyle yargılanıyor. Hiç tanımadığı biri tarafından, kendisini tehditle, zorla dağa göndermek istediğini iddia eden birinin iftirasıyla iki yıldır cezaevinde tutuklu bulunan Zeliha Belge hakkında Van 5.

Demek ki Neymiş?

Her defasında hükümetten birilerinden; “Hukuk bir gün herkese lazım olur!” cümlesini duyduğumda başımı sallayıp, tekrar ediyorum: Demek ki neymiş? Hukuk da, adalet de bir gün herkese lazım olurmuş!

Bugünlerde yaşananları izlerken, gelişmelere dair zamana karşı dayanıklı yazılar yazmak mümkün olsa da; bunu daha çok dışarıdakilerin işi olarak görüyorum.

Ancak, bazı şeyler var ki; hakikaten içeriden cümlelerle ifade edildiklerinde, daha bir anlamlı olacaklarına inanıyorum.

Hasan Kaçar, Halil Güneş ve Diğer Hasta Tutsaklar Bir Kez Daha Güneşi Görebilecek mi?

“Tespih taneleri ile sayıyorum içeride yılları / Ve bir de bu çağın şu illet hastalığını/ sezdirmeden dostlara, yoldaşlara / Geçiyorum zulüm kapılarında / Acı eşiklerini / Bir güzel tutuyorum işte / Gözler önünde...” Halil Güneş

Rifat Başaran, hasta tutsaklardan Halil Güneş için, “Güneş bir kez daha güneşi görebilecek mi” başlıklı etkileyici bir haber yapmış. Yazı başlığımı ondan aldım. Daha önce hasta tutsak Halil Güneş’in hasta yatağından bana yazdığı mektubu paylaşmış ve sorununa dikkat çekmeye çalışmıştım. Güneş’in mektubundan bir bölüm aktarıyorum:

Silivri haberleri

Tekirdağ 1 nolu F Tipi Cezaevi’nden Cesim Yıldırım, Şenol Karadağ, İdris Çelik, Yakup Erdoğan, Cevat Altunkaya, Cihan Akkaya, Mustafa Altay ve Edirne F Tipi Cezaevi’nden Mahir Şahin, Fırat Avcıl, Gökhan Alkan, Sabır Karakaya, Kerem İmrak, M. Maruf Çelik, Mahsum Ataç, Murat Güneş, Ercan Atay, Nurullah Şen Silivri 3 nolu L Tipi Cezaevi’ne sürgün edildiler. Silivri’ye sürgün edilen okurlarımızın yoğun sorunları var. Azadiya Welat gazetesi elbette Silivri ilçesine geliyor. Cezaevi yönetimi yalan söylemesin bari.

Kitap Kutlaması ve İnce Bulgurun Öyküsü

Hep birlikte bir kez daha “nice yeni kitaplara” diyip, pastayı hakikaten kestiğimizde, keyfimize diyecek yoktu.

Kitabım çıktıktan sonraydı.

İdarenin düzenlediği ortak etkinlikte karşılaştığımızda Gülazer “Kitabınla ilgili bir şey yazmadım. Hep birlikte kutlama yapmak için koğuşa gelmeni bekliyoruz ” dediğinde, ''Ya senin kitabın” diye başka bir soruyla onu yanıtlamıştım.

16 Eylül’de aylardır beklediğim koğuş değişikliği gerçekleşti.

"BEYAZ BENEK" Tutsak Zeliha Bulut'un ilk romanı

1973 doğumlu Zeliha Bulut, hapishane kapılarında büyüyen bir kadın. Yıllar yıllar boyunca, karda kışta, yazın kavurucu sıcaklarda ziyaret kuyruklarında beklemiş. İtilmiş kakılmış ama o vazgeçmemiş politik mahpuslara ışık taşımaktan. Sonra büyümüş ve “özgürlük eşitlik” diyerek çıkmış sokaklara. Yüksek sesle haykırmış. Ve bu kez o düşmüş mahpus damına.

2013 ortalarında mahkemesi sonuçlanmış ve müebbet hapse mahkum edilmiş Zeliha. Bu kez babası ziyaret kuyruklarında.

Mustafa Balbay Hakkında Son Kez Yazıyor ve Talepte Bulunuyorum

Gazeteci Mustafa Balbay, tahliye oldu. Darısı geride kalan 54 gazetecinin başına. Balbay’ın tahliyesi uzun tutukluluk mağduriyetine dayandırıldı. Ve tabi milletvekili seçilmesine. Ben Balbay hakkında iki kez yazmıştım. Birincisi Balbay’ın hapishanede 500. Gününü doldurması üzerine yükselen –tabi ki haklı- tepkiler üzerineydi.. .

Ayaklı hapishane tarihleriyle kucaklaşma

Bu gün çeyrek asırdır hapishanede olan ve geçtiğimiz haftalarda tahliye olan iki dostla; 30 yıldır hapishanede olan Hasan Gülbahar ve 28 yıldır hapishanede olan Muzaffer Öztürk ile ilk kez buluştuk.  Mektuplarla başlayan arkadaşlığımız yıllar sürdü ve nihayet giyabi tanışmayı vicahiye çevirdik. Ve bu iki “tarih gibi adam”da 10 yıl sonra ilk kez karşılaştılar. Bir sürgün gecesi ayrılmış iki dostu, iki yoldaşı 10 uzun yıl sonra ilk kez bir araya getirmiş oldum. 32 yıldır hapishanede olan Tahir Canan ile de bu buluşmadan üç gün önce bir araya gelmiştim.

Sayfalar