Görülmüştür Köşe Yazısı

Hapishaneden ÖZGECAN için yazıldı: VİCDAN ÖLMEDEN

VİCDAN ÖLMEDEN… ÖZGECAN İÇİN…

“Bir bedenin diğer bir beden üzerindeki niyeti dokunma anından itibaren soyutlaşır.”

(Elias Canetti /Kitle ve İktidar’dan) 
 

Gökyüzünde bütün yıldızlar sözdü bir tek sen ışıldıyorsun Özgecan! Oysa sen daha yeryüzüne doymamış kanatsız bir melektin. Babanın tabiriyle “Kanadı Kırık Melek!”. Sen gideli baban derviş oldu durmadan ‘insan ve sevgi’ adında deyişler söylüyor. En zalimin bile kalbine dokunabilen…

HASTA TUTSAK KAMİL TURANLIOĞLU'NDAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

Sevgili hocam merhaba,

Öncelikle en içten duygularla kucaklıyorum sizleri. Göndermiş olduğunuz yazı ve yılbaşı kartınızı aldık. Teşekkürler. Yayın yasağı konusunda alınmış olan karar geri çekildi fakat ucu açık bir şekilde olduğundan dolayı her an yeni versiyonu ile karşı karşıya kalmamız büyük ihtimal. Sizlerinde gayet iyi bildiği üzere hapishanelerde bu durum özellikle son süreçlerde rutin bir hal almıştır. Bende gerek bu rutini, gerekse yaşadığımız sağlık sorunları… Vb ifade eden bir mektupla yaşadığımız durumu sizinle paylaşmak istedim.

Hasta Tutsakların kaldığı "Ölüm Evleri"

Türkiye'de son zamanlarda hapishaneler "ölüm evlerine" dönüşmüş durumdadır.  Son bir yıl içinde 40'a yakın mahpus ve son üç haftada 6 ağır hasta mahpus bilinçli olarak devlet tarafından öldürüldü. Devletin 90'larda beyaz "toros"larla, şimdilerde ise zırhlı plakasız araçlar, gaz fişeği ve hapishanelerde öldürme ve katletme politikaları göstermiştir ki, bu topraklarda yaşayan ve vicdanı olan her bir insanın bu katliamlara dur demesi bir insanlık görevidir.

Hapishaneler öldürüyor

Hasta mahpuslar konusu, Türkiye’nin kanayan bir yarası olmaya devam ediyor. Türkiye’nin değişik mahpushanelerinde 228’i ağır 540 hasta yaşam mücadelesi veriyor. Yine yapılan değişik açıklamalardan anlıyoruz ki, son bir yıl içinde kırk kişiye yakın mahpus cezaevlerinde yaşamını yitirmiş.

Özel yetkili mahkemelerin mirası

Hatırlarsınız, özel mahkemelerin kaldırılmasıyla dosyalar, kişinin bulunduğu yerel mahkemelere devredildi. Söz konusu yerel mahkemeler, kendisine devredilen dosyaları -bakalım bu durum nereye evrilecek anlayışıyla olsa gerek- ya zamana yayıyor ya da benden uzak dursun, anlayışı ile “benimle ilgisi yok” diyerek başka yerlere göndermeye çalışıyorlar.

Ah Hawar, Hawar!

Özgürlük Hareketi, neredeyse her gün bedeller vererek yürüyor. Medyamızda verdiğimiz her şehadet haberi yüreğimizi dağlıyor. Kalbimiz taş olsa, şimdiye çatlardı. Ancak bizi hala ayakta tutan ise onlara verdiğimiz zafer sözüdür, zafere olan inancımızdır. Yine de bazı şehadet haberleri, ateş düştüğü yeri yakar misali, bizi daha fazla yaralıyor. Lütfü Taş’ı bir kalp krizi sonrasında kaybettiğimiz haberini duyunca, “Ah Hawar, Hawar!” dedim, başka bir söz çıkamadı ağzımdan. Seni hep özleyeceğim-özleyeceğiz can heval!..

Sayfalar