Görülmüştür Köşe Yazısı

Ah Hawar, Hawar!

Özgürlük Hareketi, neredeyse her gün bedeller vererek yürüyor. Medyamızda verdiğimiz her şehadet haberi yüreğimizi dağlıyor. Kalbimiz taş olsa, şimdiye çatlardı. Ancak bizi hala ayakta tutan ise onlara verdiğimiz zafer sözüdür, zafere olan inancımızdır. Yine de bazı şehadet haberleri, ateş düştüğü yeri yakar misali, bizi daha fazla yaralıyor. Lütfü Taş’ı bir kalp krizi sonrasında kaybettiğimiz haberini duyunca, “Ah Hawar, Hawar!” dedim, başka bir söz çıkamadı ağzımdan. Seni hep özleyeceğim-özleyeceğiz can heval!..

Bir hasta tutsağın hali

Adı A. Kadir Fırat. Kendisi yüzde 90 felçli. Hareket etme ve konuşma yetisini hemen hemen yitirmiş bir insan. Tekirdağ 1 nolu T Tipi Cezaevi'nde kalıyordu. Gönderildiği Tekirdağ Devlet Hastanesi'nde kendisine "cezaevinde kalamaz" raporu verildi. Bunun üzerine 3 ay önce Metris R Tipi Cezaevi'ne gönderilerek, Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi. Ancak ATK, büyük bir acımasızlıkla, kendisine "cezaevinde kalabilir" raporu verdi. A. Kadir Fırat, Metris'te iken, bir gün yere düşüyor ve bir görevli onu öyle görünceye kadar saatlerce betonda yatıp kalıyor.

Eskişehir’den yükselen çığlık

Eskişehir H Tipi Cezaevi’nde biriken ve bir türlü çözülemeyen sorunlar için çok sayıda insan açlık grevine başlamış bulunuyor. Okurlarımızın sorunlarını belirttiği dilekçeleri genellikle alınmıyor, alınsa bile ilgili makamlara gönderilmiyor. Bu cezaevinde trajedik olayların yaşanmasını önlemek için cezaevine ilgili insan hakları kurumlarının ziyaretleri bekleniyor.

BİRGÜN, CUMHURİYET, EVRENSEL VE ÖZGÜR GÜNDEM YASAKLANDI MI?

“Geçtiğimiz ay birçok mahpusa okuduğum (legal) dergi ve gazete ekleri yollamıştım. Paketlerden biri de tutsak yazar Sami Özbil’e gitti. Dün postacı kapımı çaldı ve Özbil’e yolladığım paketi geri getirdi. Pakete baktım, genellikle “Sevk edildi- bu adreste bulunmuyor” ibaresi olan mühürle iade yapılırdı ama bu kez durum farklıydı. El yazısıyla “Adrese iade” yazılmış ve açıklama olarak matbu bir kâğıt yapışmıştı. Üzerinde “CTE GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN 10/11/2014 TARİHLİ VE 172740 SAYILI YAZISI GEREĞİ ALINMAMIŞTIR” yazıyordu.”

Yeni cezalar ve engellemeler

Kobanê’ye yönelik insanlık dışı IŞİD saldırılarını protesto eden Gebze M Tipi Cezaevi’ndeki kadın tutsaklara 4 aya varan disiplin cezaları verilmiş. Bu yüzden 17 Kasım 2014 gününden itibaren oraya gönderdiğiniz mektuplarınız muhataplarına verilmeyecek ve onlardan mektup alamayacaksınız. Haftalık ve aylık dergilerin, ancak bayilerden alınabileceğine dair yönetmelik, burada da uygulanmaya başladı.

Şu cezalara bakın hele!

Adı Doğan Düz! Bir kişi ve üç gizli tanığın ifadeleriyle üç yıl boyunca yargılandı ve sonunda kendisine tam 114 yıl hapis cezası verdiler. Kaldığı Van F Tipi Cezaevi’nde yeni gelen üç kişiye isimlerini, hangi davadan geldiklerini ve bir ihtiyaçları olup olmadığını soran bir not gönderdiği için yeniden yargılandı ve bu kez kendisine 10 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Okurumuz haklı olarak isyan halinde. Ama ikinci cezanın, halen Yargıtay’da olan 114 yıllık hapis cezasının onaylanmasına yardımcı olması için verildiğini düşünüyor, yine haklı olarak...

Ruken

Kim bilir belki de, bu yazıyı okuduktan sonra, daha çocuk yaşta bunca acıyla yüz yüze gelmiş Ruken ve koğuşdaşım, ciranım Sabire için bir şeyler yapmak isteyenler çıkar.

Öykümün kahramanı Ruken 3,5 yaşlarında bir kız çocuğu. Koğuşdaşlarımdan Sabire’nin kızı. Sabire doğum yaptıktan sonra sadece iki hafta kadar kızını kucaklayabilmiş. Öyküsünü anlattığında da, ismini bile bilmiyordu kızının.

Bu cezaevlerine dikkat!

Tekirdağ 2 nolu T Tipi Cezaevi’ndeki sorunlar diz boyu. Mahkumlara o denli yoğun baskı yapılıyor ki intihar edenler bile oluyormuş. Ancak Mustafa Kara’nın işkence ile öldürüldüğü iddia ediliyor. Mahkemeye gitmek veya 3-4 ayda zor çıkan hastaneye sevk için ringe binecek kişiler, 3-4 saat önceden koğuşlarından alınıp, havalandırması olmayan bir odada tutuluyor. Mahkumlara yönelik baskılara bahane olsun diye, bir gün bir Atatürk posteri kasıtlı olarak yırtılıp atılmış.

Soesterberg Hapishanesi’nden Mektup Var!

Karabulut ailesinin evi 10 Kasım günü sabah 7.00'de Hollanda'ya dört yıl önce yaptıkları iltica talepleri reddedildiği için polis tarafından basıldı. Türkiye'ye iade edilmek istenen ailenin hikayesi.

Leyla ve Ali Karabulut 10 yılını Türkiye Hapishanelerinde geçirmiş bir çift.

Ali’nin abisi Serdar Karabulut 2002 yılında ölüm orucu eyleminde yaşamını yitirmiş.

Çift üzerlerindeki polis baskısı nedeniyle yasadışı yollardan Hollanda’ya gelip iltica eder.

Sayfalar