Görülmüştür Köşe Yazısı

HASTA TUTSAK KAMİL TURANLIOĞLU'NDAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

Sevgili hocam merhaba,

Öncelikle en içten duygularla kucaklıyorum sizleri. Göndermiş olduğunuz yazı ve yılbaşı kartınızı aldık. Teşekkürler. Yayın yasağı konusunda alınmış olan karar geri çekildi fakat ucu açık bir şekilde olduğundan dolayı her an yeni versiyonu ile karşı karşıya kalmamız büyük ihtimal. Sizlerinde gayet iyi bildiği üzere hapishanelerde bu durum özellikle son süreçlerde rutin bir hal almıştır. Bende gerek bu rutini, gerekse yaşadığımız sağlık sorunları… Vb ifade eden bir mektupla yaşadığımız durumu sizinle paylaşmak istedim.

Hasta Tutsakların kaldığı "Ölüm Evleri"

Türkiye'de son zamanlarda hapishaneler "ölüm evlerine" dönüşmüş durumdadır.  Son bir yıl içinde 40'a yakın mahpus ve son üç haftada 6 ağır hasta mahpus bilinçli olarak devlet tarafından öldürüldü. Devletin 90'larda beyaz "toros"larla, şimdilerde ise zırhlı plakasız araçlar, gaz fişeği ve hapishanelerde öldürme ve katletme politikaları göstermiştir ki, bu topraklarda yaşayan ve vicdanı olan her bir insanın bu katliamlara dur demesi bir insanlık görevidir.

Hapishaneler öldürüyor

Hasta mahpuslar konusu, Türkiye’nin kanayan bir yarası olmaya devam ediyor. Türkiye’nin değişik mahpushanelerinde 228’i ağır 540 hasta yaşam mücadelesi veriyor. Yine yapılan değişik açıklamalardan anlıyoruz ki, son bir yıl içinde kırk kişiye yakın mahpus cezaevlerinde yaşamını yitirmiş.

Özel yetkili mahkemelerin mirası

Hatırlarsınız, özel mahkemelerin kaldırılmasıyla dosyalar, kişinin bulunduğu yerel mahkemelere devredildi. Söz konusu yerel mahkemeler, kendisine devredilen dosyaları -bakalım bu durum nereye evrilecek anlayışıyla olsa gerek- ya zamana yayıyor ya da benden uzak dursun, anlayışı ile “benimle ilgisi yok” diyerek başka yerlere göndermeye çalışıyorlar.

Ah Hawar, Hawar!

Özgürlük Hareketi, neredeyse her gün bedeller vererek yürüyor. Medyamızda verdiğimiz her şehadet haberi yüreğimizi dağlıyor. Kalbimiz taş olsa, şimdiye çatlardı. Ancak bizi hala ayakta tutan ise onlara verdiğimiz zafer sözüdür, zafere olan inancımızdır. Yine de bazı şehadet haberleri, ateş düştüğü yeri yakar misali, bizi daha fazla yaralıyor. Lütfü Taş’ı bir kalp krizi sonrasında kaybettiğimiz haberini duyunca, “Ah Hawar, Hawar!” dedim, başka bir söz çıkamadı ağzımdan. Seni hep özleyeceğim-özleyeceğiz can heval!..

Bir hasta tutsağın hali

Adı A. Kadir Fırat. Kendisi yüzde 90 felçli. Hareket etme ve konuşma yetisini hemen hemen yitirmiş bir insan. Tekirdağ 1 nolu T Tipi Cezaevi'nde kalıyordu. Gönderildiği Tekirdağ Devlet Hastanesi'nde kendisine "cezaevinde kalamaz" raporu verildi. Bunun üzerine 3 ay önce Metris R Tipi Cezaevi'ne gönderilerek, Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi. Ancak ATK, büyük bir acımasızlıkla, kendisine "cezaevinde kalabilir" raporu verdi. A. Kadir Fırat, Metris'te iken, bir gün yere düşüyor ve bir görevli onu öyle görünceye kadar saatlerce betonda yatıp kalıyor.

Eskişehir’den yükselen çığlık

Eskişehir H Tipi Cezaevi’nde biriken ve bir türlü çözülemeyen sorunlar için çok sayıda insan açlık grevine başlamış bulunuyor. Okurlarımızın sorunlarını belirttiği dilekçeleri genellikle alınmıyor, alınsa bile ilgili makamlara gönderilmiyor. Bu cezaevinde trajedik olayların yaşanmasını önlemek için cezaevine ilgili insan hakları kurumlarının ziyaretleri bekleniyor.

BİRGÜN, CUMHURİYET, EVRENSEL VE ÖZGÜR GÜNDEM YASAKLANDI MI?

“Geçtiğimiz ay birçok mahpusa okuduğum (legal) dergi ve gazete ekleri yollamıştım. Paketlerden biri de tutsak yazar Sami Özbil’e gitti. Dün postacı kapımı çaldı ve Özbil’e yolladığım paketi geri getirdi. Pakete baktım, genellikle “Sevk edildi- bu adreste bulunmuyor” ibaresi olan mühürle iade yapılırdı ama bu kez durum farklıydı. El yazısıyla “Adrese iade” yazılmış ve açıklama olarak matbu bir kâğıt yapışmıştı. Üzerinde “CTE GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN 10/11/2014 TARİHLİ VE 172740 SAYILI YAZISI GEREĞİ ALINMAMIŞTIR” yazıyordu.”

Sayfalar