Mektuplar

“Terör” Terörü ve Üniversite için Birkaç Söz

Kesin olan, bu durumda iyimserliğin ve aptallığın budalalara bırakılması; içinde şüphe, güvensizlik ve huzursuzluk uyanan herkesin daha önce bir kez engellenemeyeni engellemek için bir araya gelmesi gerektiği. Sonradan pişman olmaktansa, önceden uyanık olmak daha iyidir ve uyanık olmamız gerektiğini anlamak için artık daha fazla kanıta ihtiyacımız yok.”

Ulrike M. Meinhof
(Protestodan Direnişe, s.31)

BAKİ YAŞ F TİPİ HAPİSHANE C12-103 BOLU

“Eşim Elif, birlikte yakalandık. Birlikte yargılandık. Birlikte ceza aldık. Birlikte 18 yılı zindanda devirdik. Birkaç hafta sonra 20.yılımızı kutlayacağız. 18 yılı içeride geçen. Bir yastıkta değil ama aynı infaz dosyasında kocadık. 28 Şubat günü, bizim dosya Ankara’da yeniden görüşülecekmiş. Belki ikimizi de duruşmaya götürürler. Böylece tam 8 yıldır sesini bile duyamadığım eşim Elif’le, belki birkaç dakika da olsa bir araya geliriz…” 

BAKİ YAŞ F TİPİ HAPİSHANE  C12-103   BOLU

Merhaba Okay ailesi,

Adli Tıp Eziyeti

Adli Tıp'ın bahçesinde dikkatimi ilk çeken şey, arka arkaya dizilmiş ringlerin çokluğu oldu. O kapalı kutularda elleri kelepçeli saatlerce, belki de günlerce süren yolculuk yetmezmiş gibi bir de Adli Tıp'ın kapısında sıraya girip, saatlerce bekliyorlar.

28 yıldır hapishanede olan ve tek kişilik hücrede kalan Muzaffer Öztürk’ten mektup var…

Sevgili Adil,                                                                       21. Ekim 2012, Tekirdağ

Merhaba… Kısa mektubunu ve kartı aldım. Çok çok sağolasın. Bu gün de Güney dergisindeki yazını okudum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Sadece bu değil, asından ve dergilerden çalışmalarınızı izliyoruz. Bu denli enerji ve çabanız için ayrıca kutluyorum seni.

Ben genellikle (kızına) Öykü’cüğümüze yazdım. Ona yaşamın sevgi dolu yanlarını yansıtmaya çalıştım. Mahpus dünyasının hüznünü görmesin istedim. (…)

Soruların üzerine kısaca kendimden söz edeyim.

Yasakların Çok Olduğu Bu Dünyada İki Tür İnsan Yaşamaya Başladı

 

Merhaba Sevgili Adil Okay, İktidarlı uygarlık dünyasında fikirler, göğün altında parıldayan bir kılıçtan daha tehlikelidir, meşru olmayan yönetimler için büyük bir kısmı her zaman tehlikelidir, diğer geriye kalanı ise insana evrenin merkezinde güvenle duran bir gezegeni bile sorgulatır. Tarihsel tüm deneyimler göstermiştir ki düşüncelerden korkan bir yerde toplumsallık ya dağılma noktasına gelmiş ya da karanlık bir cehenneme dönmüş demektir.

Sayfalar