Mektuplar

Tahliye Edilip Geri Tutuklanan Hasta Tutsak İsmet Ayaz'dan mektup

Görülmüştür sayfalarında geçtiğimiz yıllarda sıkça mektubuna ve Çölyak hastalığı dolayısıyla çektiği sıkıntılara yer verdiğimiz İsmet Ayaz, hastalığı nedeniyle tahliye edilmişti. Çıktığında bizi aramış ve teşekkür etmişti. O da Hasan Gülbahar gibi, kısa bir özgürlük zamanından sonra yeniden tutuklandı.

İsmet Ayaz'ın mektubunu ekte paylaşıyoruz.

iletişim:

İSMET AYAZ 

L TİPİ KAPALI CEZAEVİ D- 5 KOĞUŞU 

Silivri’den yansıyan “Tutsaksan, devrimciysen, kadınsan her türlü işkenceyi hak ediyorsun”

Fiziki müdahaleleri de erkek personel yapıyor. Ben iki kez bu şekilde saldırıya uğradım.. Hakkımızı aradığımızda gardiyanlar bize ‘biz devletiz, devlete ayıp olmaz’ vb. şeyler de söylüyorlar. Erkek personelle tartıştığımızda ‘kadınların bize gücü yetmez” diyorlar.

Tutsak Yazardan Mektup: “Bir türbülanstayız adeta. Herşey ve heryer sallantıda."

 

 

Bir türbülanstayız adeta. Herşey ve heryer sallantıda. Tıpkı çocukken meyve bahçelerine dalıp biraz erik ve kaysı çalıp yemek için ağaca tırmanıp sonra da bahçe sahibi tarafından ağaçta yakalanıp, bahçe sahibinin işin keyfini çıkarmak için aşağıdan meyve ağacını sallayıp bizi düşürmeye çalışması gibi. Tutunduğun dala iyi sarılmak lazım...

ÜZERİNDE PUŞİ VE PARKA OLDUĞU İÇİN TUTUKLANAN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİNDEN MEKTUP VAR

Kuşların kanadı  kırılırsa yaşayamaz, atların ise bacakları, insanın ise özgürlüğü elinden alınırsa yaşayamaz! Hayatımı her daim bu inanç doğrultusunda şekillendirdim. Bağımsız, özgür, demokratik bir Türkiye kuşkusuz en büyük hayalimdi ve bu hayalimi bir çocuğun annesini sevdiği gibi yüreğimde her geçen gün büyüttüm. (…)

Biz Kadınlar Birlikte Yürüdüğümüz Sürece Yaşam Anlamlı... Müebbetlik tutsak yazdı...

Çünkü buradan sana ulaşacak, kadınlara ulaşacak kelimelerle köprümüzü oluşturmak çok önemli. Heybemizde anlatılacak yığınla anlatamadığımız hikayelerimiz var. Şuna hep inanmışımdır, biz kadınlar birlikte yürüdüğümüz sürece yaşam anlamlı. Çünkü bizim yaşamak için, büyümek, güzeli yaratmak için çoook nedenimiz var….” -25 Temmuz 2016-

Zeynep Avcı 

Bazi Aslan ve Mesut Deniz Sürgünden Yazdı: Adresimi Yakınlarıma Duyurun

 

Yanımıza alacağımız eşyalarımız verilmedi. Hastalar bu nedenle ilaç sıkıntısı çekti. Selmani adlı bacağından ameliyatlı bir arkadaşın değneklerine “kurumun malı” denilerek el kondu. “Ameliyat için gittiğimde Silivri’de ben aldım bunları” diyerek durumu açıklamaya çalışıp tartışan arkadaş yürüyemeyecek halde iken kelepçelenip ringe atıldı.

32 Yıllık Tutsak Yazdı: Elimizdeki olanakları kısıp durmasalar!

“Önce temizlik malzemelerini topladılar, ardından yazın 8:30 – 9:00'a kadar uzayan havalandırma saatini 6:30'a çektiler. Şimdi 2-2,5 saat akşam hücre sıcağına mahkum etmiş oldu bakanlık. Çatı boşluğu olmayınca, çatılarda teneke olunca hücre içi sauna gibi oluyor. Bunlara şimdi de kitaplarımızı toplama eklendi. 10 veya 20 kitap-dergi bırakıp gerisini alacağız, ailelerinize yollayın dediler. Kabullenilecek bir şey değil bizler için gerçekten.”

Hasan Gülbahar, 2 No'lu F tipi Hapishane. Tekirdağ

TUTSAK GAZETECİ MİKTAT ALGÜL OHAL’İN EKMEK HAKLARINI BİLE GASP ETTİĞİNİ YAZDI

Sevgili Adil Okay

Devrimci yurtsever duygularla selamlar.

FETÖ ve AKP ittifakı döneminde yasadışı yollarla cezaevine konan tutsak gazeteceiyim.

(…)

Bu son FETÖ darbe girişiminden sonra cezaevinde hak gaspları arttı. 3 kişilik hücrede 6 kişi kalıyoruz. Görüş zamanını 30 dakikaya indirdiler. Askeri usül ve yöntemle sayım ve uygulamaya çalışıyorlar. Dün (19 Temmuz) adam başı 2 olan ekmek hakkımızı bire indirdiler. (Hala şu an bugünün ekmeği gelmedi). Mektuplarımız adreslere düzenli ulaşmıyor. (…) 2 günde bir düzenli aramalar yapılıyor. V.s.

(…)

Tutsak Tayyar Eroğlu yazdı: “DİRENİŞİN SESİ DÜNYANIN EN GÜZEL SESİDİR.”

“Cezanın mantığına doğru inildiğinde, ceza verilenin duraksız tahakküm altında tutulması karşımıza çıkar. Bu nedenle özellikle zindanlarda durdurak yoktur. Bir şeyler biter başka şey, önceki daha bitmeden devreye girer. Ceza nedenlerinin adli ya da siyasi olmasının bir ayrımı yoktur özde. Biçimdedir fark. Hapishane dahi kavram olarak baskı, şiddet algısını içerir. (…)

4 Kadın Tutsak Hapishanelerdeki yeni "yasak"ları anlatıyor

Bulunduğumuz hapishanede ‘gizli’ genelgenin içeriğine göre şekillenen bir yönelim mevcut. Son dönemde iki gün üst üste arama adı altında hücrelere girip yağmalıyorlar adeta, çek pas saplarının boylarının kısaltılmasından tutalım da peynir kutularımızdan, ekmek sepetlerimize ‘fazla’ denerek el koyuluyor ki bunların hepsi kantin yoluyla temin edilen ihtiyaçlar. Ve bunların ‘fazla’ olmasına biz değil artık hapishane idareleri karar verir oldu.

İlhan Çomak’ın Bakan Bozdağ’a yazdığı mektup

Ağustos sonu itibariyle 22’den gün alacağım. Hayır, ömrümün toplamı değil söz konusu olan. Dillendirdiğim rakam cezaevi yasımdır. Evet, böyle adlandırmak mümkün: Cezaevi yası… 1994’ten bugüne aralıksız şekilde içeride olmaklığım hesaplandığında cezaevi yasımın toplamı 22 ediyor. 43 yaşındaki biri için epey uzun bir süre… Dikkate değer asıl nokta ise bunca yıla rağmen hâlâ yargılanıyor olmamdır. Bilginiz var mı acaba? Ama olması gerektir.

Kadın Tutsaklar "15 kitap" sınırlamasını teşhir ediyor

Kadın tutsaklar, Bakırköy Kadın Hapishanesi yönetiminin "kişi başı 15 kitap" sınırlamasını teşhir ediyor. Kadınlar, sınırlamadan dolayı dışarıdan gönderilen kitapların ellerine ulaşmadığını belirtiyor

Kadın tutsaklar, Bakırköy Kadın Cezaevi yönetiminin “kişi başı 15 kitap sınırlandırmasını” ve dışarıdan gönderilen kitapların ellerine ulaşmamasını kaleme aldıkları bir mektupla teşhir ettiler.

"Dilekçemizde yazdığımız kimi cümlelerden ötürü C.Başkanı ve Başbakan'a hakaretten hepimiz soruştumalık olduk."

"Abdülhamit döneminde 'yıldız' okuma ile kavramlara duyulan hassasiyetin bir benzeriyle yüzyüzeyiz. Dilekçemizde yazdığımız kimi cümlelerden ötürü C.Başkanı ve Başbakan'a hakaretten hepimiz soruştumalık olduk.

Tutsaklar ‘eşyasız’laştırılırken, mektuplarımız da daha yoğun bir şekilde ‘sakıncasız’laştırılmaya başlandı.

 

“Binbir emekle dolu, yeni çalışmanın tanıtımını okudum Güney Dergisi’nde... Tecrit duvarlarından tuğlalar söken emeklerinizin gönlümüzde taht kurduğunu ifade etmeliyim. Emeğin, emeğiniz güç katıyor sessiz ölüme karşı direnişimize...

Sayfalar