Mektuplar

Biz Kadınlar Birlikte Yürüdüğümüz Sürece Yaşam Anlamlı... Müebbetlik tutsak yazdı...

Çünkü buradan sana ulaşacak, kadınlara ulaşacak kelimelerle köprümüzü oluşturmak çok önemli. Heybemizde anlatılacak yığınla anlatamadığımız hikayelerimiz var. Şuna hep inanmışımdır, biz kadınlar birlikte yürüdüğümüz sürece yaşam anlamlı. Çünkü bizim yaşamak için, büyümek, güzeli yaratmak için çoook nedenimiz var….” -25 Temmuz 2016-

Zeynep Avcı 

Bazi Aslan ve Mesut Deniz Sürgünden Yazdı: Adresimi Yakınlarıma Duyurun

 

Yanımıza alacağımız eşyalarımız verilmedi. Hastalar bu nedenle ilaç sıkıntısı çekti. Selmani adlı bacağından ameliyatlı bir arkadaşın değneklerine “kurumun malı” denilerek el kondu. “Ameliyat için gittiğimde Silivri’de ben aldım bunları” diyerek durumu açıklamaya çalışıp tartışan arkadaş yürüyemeyecek halde iken kelepçelenip ringe atıldı.

32 Yıllık Tutsak Yazdı: Elimizdeki olanakları kısıp durmasalar!

“Önce temizlik malzemelerini topladılar, ardından yazın 8:30 – 9:00'a kadar uzayan havalandırma saatini 6:30'a çektiler. Şimdi 2-2,5 saat akşam hücre sıcağına mahkum etmiş oldu bakanlık. Çatı boşluğu olmayınca, çatılarda teneke olunca hücre içi sauna gibi oluyor. Bunlara şimdi de kitaplarımızı toplama eklendi. 10 veya 20 kitap-dergi bırakıp gerisini alacağız, ailelerinize yollayın dediler. Kabullenilecek bir şey değil bizler için gerçekten.”

Hasan Gülbahar, 2 No'lu F tipi Hapishane. Tekirdağ

TUTSAK GAZETECİ MİKTAT ALGÜL OHAL’İN EKMEK HAKLARINI BİLE GASP ETTİĞİNİ YAZDI

Sevgili Adil Okay

Devrimci yurtsever duygularla selamlar.

FETÖ ve AKP ittifakı döneminde yasadışı yollarla cezaevine konan tutsak gazeteceiyim.

(…)

Bu son FETÖ darbe girişiminden sonra cezaevinde hak gaspları arttı. 3 kişilik hücrede 6 kişi kalıyoruz. Görüş zamanını 30 dakikaya indirdiler. Askeri usül ve yöntemle sayım ve uygulamaya çalışıyorlar. Dün (19 Temmuz) adam başı 2 olan ekmek hakkımızı bire indirdiler. (Hala şu an bugünün ekmeği gelmedi). Mektuplarımız adreslere düzenli ulaşmıyor. (…) 2 günde bir düzenli aramalar yapılıyor. V.s.

(…)

Tutsak Tayyar Eroğlu yazdı: “DİRENİŞİN SESİ DÜNYANIN EN GÜZEL SESİDİR.”

“Cezanın mantığına doğru inildiğinde, ceza verilenin duraksız tahakküm altında tutulması karşımıza çıkar. Bu nedenle özellikle zindanlarda durdurak yoktur. Bir şeyler biter başka şey, önceki daha bitmeden devreye girer. Ceza nedenlerinin adli ya da siyasi olmasının bir ayrımı yoktur özde. Biçimdedir fark. Hapishane dahi kavram olarak baskı, şiddet algısını içerir. (…)

4 Kadın Tutsak Hapishanelerdeki yeni "yasak"ları anlatıyor

Bulunduğumuz hapishanede ‘gizli’ genelgenin içeriğine göre şekillenen bir yönelim mevcut. Son dönemde iki gün üst üste arama adı altında hücrelere girip yağmalıyorlar adeta, çek pas saplarının boylarının kısaltılmasından tutalım da peynir kutularımızdan, ekmek sepetlerimize ‘fazla’ denerek el koyuluyor ki bunların hepsi kantin yoluyla temin edilen ihtiyaçlar. Ve bunların ‘fazla’ olmasına biz değil artık hapishane idareleri karar verir oldu.

İlhan Çomak’ın Bakan Bozdağ’a yazdığı mektup

Ağustos sonu itibariyle 22’den gün alacağım. Hayır, ömrümün toplamı değil söz konusu olan. Dillendirdiğim rakam cezaevi yasımdır. Evet, böyle adlandırmak mümkün: Cezaevi yası… 1994’ten bugüne aralıksız şekilde içeride olmaklığım hesaplandığında cezaevi yasımın toplamı 22 ediyor. 43 yaşındaki biri için epey uzun bir süre… Dikkate değer asıl nokta ise bunca yıla rağmen hâlâ yargılanıyor olmamdır. Bilginiz var mı acaba? Ama olması gerektir.

Kadın Tutsaklar "15 kitap" sınırlamasını teşhir ediyor

Kadın tutsaklar, Bakırköy Kadın Hapishanesi yönetiminin "kişi başı 15 kitap" sınırlamasını teşhir ediyor. Kadınlar, sınırlamadan dolayı dışarıdan gönderilen kitapların ellerine ulaşmadığını belirtiyor

Kadın tutsaklar, Bakırköy Kadın Cezaevi yönetiminin “kişi başı 15 kitap sınırlandırmasını” ve dışarıdan gönderilen kitapların ellerine ulaşmamasını kaleme aldıkları bir mektupla teşhir ettiler.

"Dilekçemizde yazdığımız kimi cümlelerden ötürü C.Başkanı ve Başbakan'a hakaretten hepimiz soruştumalık olduk."

"Abdülhamit döneminde 'yıldız' okuma ile kavramlara duyulan hassasiyetin bir benzeriyle yüzyüzeyiz. Dilekçemizde yazdığımız kimi cümlelerden ötürü C.Başkanı ve Başbakan'a hakaretten hepimiz soruştumalık olduk.

Tutsaklar ‘eşyasız’laştırılırken, mektuplarımız da daha yoğun bir şekilde ‘sakıncasız’laştırılmaya başlandı.

 

“Binbir emekle dolu, yeni çalışmanın tanıtımını okudum Güney Dergisi’nde... Tecrit duvarlarından tuğlalar söken emeklerinizin gönlümüzde taht kurduğunu ifade etmeliyim. Emeğin, emeğiniz güç katıyor sessiz ölüme karşı direnişimize...

Selvi Kalen 22 Yıldır İçeride ve Yaşamının 30 Yılını Orada Doldurmak Zorunda

"Mapus olunca her şeyi o kadar çok biriktiriyorsun ki. Ben bazen o duygu sağnağı, o özlemler furyası, o özgürlük tutkusu derken nefesimin yetmediğini hissediyorum. Doğa, toprak, çiçek, böcek her şeye özlem var da, geçmişe ve geleceğe özlem hepsinden daha ağır basıyor bende fark ettim..

Selvi Kalen

M Tipi Cezaevi C-8

Tutsak Çizer Özlem Özdemir'den Mektup Var

Geri geri gidiyoruz; son durak 12 Eylül 1980’ler... Çiçeklerimizi aldılar önce. Hani şu zindanda çay demi ile yaratılan toprakta yeşertilen çeçeklerimizi... Kovalar, leğen, çekpaslar; onların başına gelenleri ve gelecek olanları saymıyorum artık.

Özlem ÖZDEMİR 

Kadın Kapalı Cezaevi B- 30 

Gebze/KOCAELİ

***

Güzel yürekli dostum, Atilla Atala merhaba,

Tutsak Dr. Ayhan Kavak Yazdı: ÖZGE CANLAR, SİBEL VE TEMEL İÇİN

 " Hiç düşündünüz mü zindanlar ne anlatır? Düşende zindana, an donup kalır havsalalarda. Sanki zaman akıp geçmemiştir ve insanlar değişmeden bıraktığın yerde duruyormuşçasına algılanır. Toplumsal zaman akışının zindandan farklı yol aldığı akla gelir gelmesine de, asıl olarak geride bıraktıklarının arayıp sormaması yaralar insanı… 

Bence bir kalp taşıdığı için hapishane duvarına dayanak olmak istememiştir.

“Bu taşı havalandırmada, duvar dibinde bir arkadaşım buldu. Bir kalp taşıyordu. Bu taş komodinimin yanında kaç aydır bekliyor. Kimi bekliyor, bilmiyorum. Ben bilmiyorum, meğerse o biliyormuş! Kırık Patika’nın çıkmasını bekliyormuş. Oradaki hikâyeleri okumamı… Sevgili Ümran, o taşı gönderiyorum. Sarayburnu’nda, sahil boyunca dolaştırırsın. Erguvanlar ile tanıştırırsın bahar zamanı. Bir de kedilerinle…"

MURAT CANŞAD

Tutsak karikatürist anlattı: Bir Kitap Kapağının dramatik öyküsü

"Kitabın kapağını görünce hemen tanıdım. Kapakta, yıllar önce çizdiğim “bir karikatür” vardı... Kitabın içeriğiyle de tam örtüşen bir konusu, hikâyesi vardı o karikatürün. Anlatayım. Cezaevinde yazıştığımız bir kadın arkadaş kanser olmuştu..."

Ahmet Bilge

E Tipi Hapishane C-10

Elbistan - K.Maraş

***

Sevgili Adil Abe,

Hasta Tutsak Veysel Akkurt Siirt Hapishanesinden Yazdı

"Epilepsi kontrolü için yakın bir zamanda İstanbul'a gideceğim..Tabi her zamanki gibi ATK (Adli Tıp Kurumu) 5.kez alacağım rapora (cezaevinde kalamaz raporuna) rağmen yine kendisine yüklenen misyon çerçevesinde “kalabilir” diyecek.... Ahmet Arif'in de dediği gibi umutsuzluğa düşmek kopuşun, daha doğrusu bitişin adıdır.."

VEYSEL AKKURT

E Tipi Kapalı Cezaevi

SİİRT

Gazeteci Sami Tunca: Hapisteyim

HAPİS GAZETECİLERDEN MEKTUPLAR

Sami Tunca: Hapisteyim

Açıkçası, bu 50 yıllık hapis benim için cezadan çok ödül sayılır. Gezi halk ayaklanmasının her özgür günü değil 50 yıla, idama bile değer.

Sami Tunca Tekirdağ - BİA Haber Merkezi 04 Mayıs 2016,

Türkiye de, bu günlerde, bir gazetecinin nasılsın sorusuna vereceği genel cevaplardan biri bu olsa gerek;

- Hapisteyim…

Sayfalar