Adil Okay

DARBE DİKTA VE HAPİSHANELER

12 Mart'ta babam şair - yazar Süleyman Okay, sosyalist olduğu için tutuklanmıştı.
12 Eylül'de ise ben aranmaya başladım, babam yeniden tutuklandı. Adana cezaevinden firarımdan sonra sürgünde yaşamak zorunda kaldım.

Bu ABD destekli darbelerde kimdi sorumlu:

Başta sermaye ve sermayenin ordusu yani “Kahraman” diye anılan Silahlı Kuvvetler.

Korkuluk Ol !

Bu yazı, ekibimizden Adil Okay tarafından tam 13 yıl önce yazılmış ve bir 12 Eylül günü Birgün gazetesinde yayınlanmıştı. Yeniden paylaşma zamanı. Zira zindanlarda inanılmaz hak ihlalleri başladı. Görülmüştür Ekibi olarak, sürgün, işkence ve yeni akıl almaz "yasak- tecrit" haberlerine yetişemez durumdayız. Destek olanların sayısı az değil. Ama yeterli değil. Korku imparatorluğu çevremizi de etkilemeye başladı.

ASLI ERDOĞAN, İNAN KIZILKAYA VE ZANA KAYA İLK DEĞİLLERDİ…

 

"Büyük çoğunluğun sustuğu hatta Zulüm İmparatorluğu'nu alkışladığı sürece Aslı Erdoğan vakası son olmayacaktır. Fakat şu bilinmelidir ki:  “Acı patlıcanı kırağı çalmaz” diyerek nöbeti devralanlar hep olacaktır. Ve başta Aslı Erdoğan, tahliye olur olmaz içerideki meslektaşları için eskisinden daha da fazla mesai yapacaktır. Onun yıllarca politik tutsaklarla yazıştığı, onlara moral verdiği devrimci kamuoyunca bilinmektedir. 

DARBE PUL ZAM ZULÜM

AKP’nin elini güçlendiren darbe girişiminden önce elimde bir tomar mektupla PTT’ye gitmiştim. Başıma gelenleri yazacaktım ama darbe haberi gündemimize oturdu. Konuyla ilgili “Ne Minare gölgesi ne Postal sesi” diye bir makale yazdım. Makalenin girişinden bir bölüm aktarayım sonra Pul ve zam” konusuna gireyim:

WERNİCKE KORSAKOFFLULAR'LA GEÇİRDİĞİMİZ BİR HAFTANIN İZLENİMLERİ

“Sesimizin duyulmadığı bir tarihte,

bedenimizle konuşmaktan başka çaremiz - yolumuz yoktu” G. Gülmez

Yukarıdaki tümce tek başına, “Ölüm Orucu doğru bir eylem miydi… yoksa yanlış mıydı” sorularını – tartışmalarını boşa düşürüyor.

O irade onlara aitti… O bedenler gibi.

"Hapishane, Cezaevi, Tutukevi, Islahevi, Ceza İnfaz Kurumu, Esir Kampı, Zindan, Mahpus Damı, Tevkifhane, Mahpushane…"

"TUTSAK, ESİR, MAHPUS, MAHKÛM, TUTUKLU VEYA HÜKÜMLÜ…"

Bu saydıklarım Türkiye hapishanelerinde “yatan” insanlar için kullanılan sıfatlar. Bunlara "Rehine"yi de ekleyebiliriz belki. Adları ne olursa olsun, onlar insan. Rakam değil. Sadece raporlarda, istatistiklerde geçen verilerden, deneklerden ibaret değil. Onlar, önce insan. Bizim insanlarımız; dostumuz, kardeşimiz, anamız, babamız, yârimiz, yoldaşımız.

Can Dündar ve Erdem Gül ilk değil: BU ÜLKEDE YÜZLERCE GAZETECİ ZİNDANLARA TIKILDI

Bu ülkede yüzlerce gazeteci zindanlara tıkılırken 50’den fazlası da katledildi.

Can Dündar ve Erdem Gül ilk değildi.

1922’de Ali Kemal’le başladı gazetecilere yönelik yargısız infazlar, 1980’de Ümit Kaftancıoğlu’yla, 1990’da Turan Dursun’la, 1992'de Musa Anter, 1993’te Uğur Mumcu ve Ferhat Tepe ile devam etti. 1996’da Metin Göktepe işkencede katledildi. Sonra Hrant Dink. AKP iktidarında büyük çoğunluğu Kürt olan yüzlerce gazeteci hapse atıldı. en son 2014'te gazeteci Kadri Bağdu katledildi.

Sayfalar