Adil Okay

WERNİCKE KORSAKOFFLULAR'LA GEÇİRDİĞİMİZ BİR HAFTANIN İZLENİMLERİ

“Sesimizin duyulmadığı bir tarihte,

bedenimizle konuşmaktan başka çaremiz - yolumuz yoktu” G. Gülmez

Yukarıdaki tümce tek başına, “Ölüm Orucu doğru bir eylem miydi… yoksa yanlış mıydı” sorularını – tartışmalarını boşa düşürüyor.

O irade onlara aitti… O bedenler gibi.

"Hapishane, Cezaevi, Tutukevi, Islahevi, Ceza İnfaz Kurumu, Esir Kampı, Zindan, Mahpus Damı, Tevkifhane, Mahpushane…"

"TUTSAK, ESİR, MAHPUS, MAHKÛM, TUTUKLU VEYA HÜKÜMLÜ…"

Bu saydıklarım Türkiye hapishanelerinde “yatan” insanlar için kullanılan sıfatlar. Bunlara "Rehine"yi de ekleyebiliriz belki. Adları ne olursa olsun, onlar insan. Rakam değil. Sadece raporlarda, istatistiklerde geçen verilerden, deneklerden ibaret değil. Onlar, önce insan. Bizim insanlarımız; dostumuz, kardeşimiz, anamız, babamız, yârimiz, yoldaşımız.

Can Dündar ve Erdem Gül ilk değil: BU ÜLKEDE YÜZLERCE GAZETECİ ZİNDANLARA TIKILDI

Bu ülkede yüzlerce gazeteci zindanlara tıkılırken 50’den fazlası da katledildi.

Can Dündar ve Erdem Gül ilk değildi.

1922’de Ali Kemal’le başladı gazetecilere yönelik yargısız infazlar, 1980’de Ümit Kaftancıoğlu’yla, 1990’da Turan Dursun’la, 1992'de Musa Anter, 1993’te Uğur Mumcu ve Ferhat Tepe ile devam etti. 1996’da Metin Göktepe işkencede katledildi. Sonra Hrant Dink. AKP iktidarında büyük çoğunluğu Kürt olan yüzlerce gazeteci hapse atıldı. en son 2014'te gazeteci Kadri Bağdu katledildi.

HASTA TUTSAKLAR ÖLÜYOR… BUGÜN DE HÜSEYİN DİNÇ…

22 yıldır mahpus olan hasta tutsak Hüseyin Dinç yaşamını yitirdi. Dinç, İHD ve diğer kurumların çağrısına rağmen son ana kadar tahliye edilmedi.

Devletin hasta tutsakları pazarlık objesi olarak gördüğünü dolayısıyla onları bilerek ölüme yolladığını defalarca yazdık. Bu konuda eylemler yaptık, imza kampanyaları düzenledik. Ama ne yazık ki sonuç alamadık.

Sayfalar