Adil Okay

Postahanede Başıma Gelenler ve Mahpus Mektupları!

Dün postahanede başıma gelen bir olayı anlatacağım. Ama önce biraz geriye gideyim. Sanırım geçen yıldı. Elimde 100 kadar kartpostal, postanede sıraya girmiştim. Sıra derken izdihamdan söz ediyorum. Bir de memlekette sıraya girme, başkasının sırasına saygı gösterme kültürü olmadığı için her defasında geriliyorum. “Hanfendi sıra benim, kardeş sen sonra geldin.”, “Ha öyle mi pardon.” falan. Aynı soruna dolmuş kuyruklarında da tanık oluyorum.

ÇOCUK ÖYKÜ’NÜN BALONLARINDAN SALYANGOZ DAVASINA YOLCULUK VE TEŞEKKÜR MESAJI

“Salyangoz davasıyla” ilgili yaptığım basın açıklamasına bizzat gelip dayanışma gösteren İHD Şube başkanı Ali Tanrıverdi’ye, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Yüksel Mutlu ve Fazıl Türk’e, siyasi parti, örgüt ve demokratik kitle örgüt temsilcilerine, yazar, şair, sanatçı dostlarıma, konuyu gazetelerinde – dergilerinde - web sitelerinde paylaşan gazetecilere, telefonla ve mesajla destek sunan tanıdığım-tanımadığım tüm arkadaşlara, ayrıca davamı hiçbir karşılık beklemeden üstlenen İHD yöneticisi Av.

Hapishane mektupları ve illegal haberleşme

İnsankızının-oğlunun iletişim araçları her çağda biraz daha gelişti. Tam tam’lardan, dumanla haberleşmeye, güvercin kanadından, telgrafın tellerine, posta arabalarından, cep telefonlarıyla yazışmaya, 140 karakterle sınırlı aşk mektuplarından, “kopyala-yapıştır” kiç mektupların yoğunlaştığı internete vardık. Peki, “mektup” bitti mi. Mektuplaşma tarihe mi karıştı? Hayır. Belki artık insanların büyük çoğunluğu elle yazmıyor. Klavye yerini aldı kalemin. Ama mektuplar, “e-mektuplar” gidip gelmeye devam ediyor. Türkülere - şarkılara konu oluyor.

ÖZGÜR VE LORİN BEBEĞİN HAPİSHANEDE İŞİ NE… YA EKİN ŞİNAR…

Görülmüştür ekibinin web sitesinde ve sosyal paylaşım ağlarında yeni bir imza kampanyası var.  Kampanya metni şöyle başlıyor: “Mülkiye Demir Kılınç ismi size bir şey anımsatıyor mu bilmiyorum ama son zamanlarda ‘ikiz bebekleriyle hapse girecek bir anne’den bahsedildiğini duymuş olabilirsiniz…”

Pedofili ve Türkiye Hapishaneleri

 

"Dünyada çocuk pornosunun en çok izlendiği ülkeler sıralamasında Türkiye ilk sıralarda yer alıyor…" (Basından)

"Antalya L Tipi Cezaevi'nden bir ay önce tahliye olan ve ismini vermek istemeyen bir yurttaş, M.L.B. ve Pozantı'dan Antalya'ya sevk edilen S.Ö. adlı çocukların hem önceden kaldıkları çocuk koğuşunda hem de 18 yaşını doldurmalarının ardından alındıkları yetişkinler koğuşunda, defalarca tecavüze uğradıklarını iddia etti… …" (Basından)

Hasan Kaçar, Halil Güneş ve Diğer Hasta Tutsaklar Bir Kez Daha Güneşi Görebilecek mi?

“Tespih taneleri ile sayıyorum içeride yılları / Ve bir de bu çağın şu illet hastalığını/ sezdirmeden dostlara, yoldaşlara / Geçiyorum zulüm kapılarında / Acı eşiklerini / Bir güzel tutuyorum işte / Gözler önünde...” Halil Güneş

Rifat Başaran, hasta tutsaklardan Halil Güneş için, “Güneş bir kez daha güneşi görebilecek mi” başlıklı etkileyici bir haber yapmış. Yazı başlığımı ondan aldım. Daha önce hasta tutsak Halil Güneş’in hasta yatağından bana yazdığı mektubu paylaşmış ve sorununa dikkat çekmeye çalışmıştım. Güneş’in mektubundan bir bölüm aktarıyorum:

"BEYAZ BENEK" Tutsak Zeliha Bulut'un ilk romanı

1973 doğumlu Zeliha Bulut, hapishane kapılarında büyüyen bir kadın. Yıllar yıllar boyunca, karda kışta, yazın kavurucu sıcaklarda ziyaret kuyruklarında beklemiş. İtilmiş kakılmış ama o vazgeçmemiş politik mahpuslara ışık taşımaktan. Sonra büyümüş ve “özgürlük eşitlik” diyerek çıkmış sokaklara. Yüksek sesle haykırmış. Ve bu kez o düşmüş mahpus damına.

2013 ortalarında mahkemesi sonuçlanmış ve müebbet hapse mahkum edilmiş Zeliha. Bu kez babası ziyaret kuyruklarında.

Sayfalar