Adil Okay

Fatma Tokmak Ölüyor… Duyuyor Musunuz…

Çocukluğumda asfaltın henüz girmediği dar sokak aralarında “Destancı”lar gezerdi. Trafik kazasında bir ailenin yok oluşu ya da genç yaşta amansız hastalığa yakalanan bir çocuğun yaşam öyküsü gibi trajedileri süsleyip –püsleyip ağıt-türkü formatında okurlardı. O sırada evde olan kadınlar, erkekler, çocuklar Destancı’yı sesinden tanır hemen dışarı çıkar dinlerlerdi. Destan bitince yaşlı gözlerle 5-10 kuruş verip tek sayfaya dökülmüş “destan”ı satın alırlardı.

Velhasıl o dönemde tanımadığımız insanlar için gözyaşı dökerdik.

Adil Okay yazdı: Salim Turgut’un ’Ömrüne Sığamayanlar’

‘’Bugün ‘demokrasiye geçildi’ masallarının anlatıldığı ülkemizde, başta F tiplerinde olmak üzere tüm hapishanelerde ‘Ten’e ceza yok’ denilirken, Tin’e eza tüm şiddetiyle sürmektedir. Sistemin, ‘mübalağa’ sözcüğünün yetmeyeceği insafsız izansız, insanlık dışı uygulamaları biçim değiştirerek devam etmektedir.’’ 

BİRGÜN, CUMHURİYET, EVRENSEL VE ÖZGÜR GÜNDEM YASAKLANDI MI?

“Geçtiğimiz ay birçok mahpusa okuduğum (legal) dergi ve gazete ekleri yollamıştım. Paketlerden biri de tutsak yazar Sami Özbil’e gitti. Dün postacı kapımı çaldı ve Özbil’e yolladığım paketi geri getirdi. Pakete baktım, genellikle “Sevk edildi- bu adreste bulunmuyor” ibaresi olan mühürle iade yapılırdı ama bu kez durum farklıydı. El yazısıyla “Adrese iade” yazılmış ve açıklama olarak matbu bir kâğıt yapışmıştı. Üzerinde “CTE GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN 10/11/2014 TARİHLİ VE 172740 SAYILI YAZISI GEREĞİ ALINMAMIŞTIR” yazıyordu.”

HASAN GÜLBAHAR YALNIZ DEĞİLDİR- TÜRKİYE’NİN NELSON MANDELA’LARINDAN HASAN GÜLBAHAR ZİNDANDA

Bu gün akıl almaz bir haberle daha sarsıldık. Dört yanımız kan gölü haline gelmişken, AKP hükümeti 21 yıl sonra ülkeyi yeniden sıkıyönetimle, sokağa çıkma yasağı ile karartırken Hasan Gülbahar’ın önce gözaltına alındığını ve sonra apar topar hapishaneye götürüldüğünü öğrendik. Gülbahar’ın son olaylar nedeniyle tutuklandığını sanırken anladık ki olay farklıymış. Daha doğrusu ortada olay falan yokmuş.

Postahanede Başıma Gelenler ve Mahpus Mektupları!

Dün postahanede başıma gelen bir olayı anlatacağım. Ama önce biraz geriye gideyim. Sanırım geçen yıldı. Elimde 100 kadar kartpostal, postanede sıraya girmiştim. Sıra derken izdihamdan söz ediyorum. Bir de memlekette sıraya girme, başkasının sırasına saygı gösterme kültürü olmadığı için her defasında geriliyorum. “Hanfendi sıra benim, kardeş sen sonra geldin.”, “Ha öyle mi pardon.” falan. Aynı soruna dolmuş kuyruklarında da tanık oluyorum.

ÇOCUK ÖYKÜ’NÜN BALONLARINDAN SALYANGOZ DAVASINA YOLCULUK VE TEŞEKKÜR MESAJI

“Salyangoz davasıyla” ilgili yaptığım basın açıklamasına bizzat gelip dayanışma gösteren İHD Şube başkanı Ali Tanrıverdi’ye, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Yüksel Mutlu ve Fazıl Türk’e, siyasi parti, örgüt ve demokratik kitle örgüt temsilcilerine, yazar, şair, sanatçı dostlarıma, konuyu gazetelerinde – dergilerinde - web sitelerinde paylaşan gazetecilere, telefonla ve mesajla destek sunan tanıdığım-tanımadığım tüm arkadaşlara, ayrıca davamı hiçbir karşılık beklemeden üstlenen İHD yöneticisi Av.

Sayfalar