Ayça Söylemez

‘Beni buradan kurtarın’

“Yumruğunu sıktı. Ağlayarak dedi ki, gece gündüz dayak yemenin ne demek olduğunu bilir misin, beni anlayabilir misin? Gidin hâkimle, savcıyla konuşun, beni buradan kurtarın.”

17 yaşındaki Ferhat, annesiyle hapishanedeki son görüşmesinde bunları anlattı. Bir hafta sonra, 18 Ocak’ta, Ferhat ile koğuş arkadaşları Muhammet ve Mehmet, Adana E Tipi Hapishanesi’nde çıkan koğuş yangınında öldüler.

Savcılık soruşturma açtı, soruşturmaya gizlilik kararı getirdi. Dosya bilirkişiye gitti; bilirkişi, yangın çıkmasında kurum personelinin kusuru olmadığına kanaat getirdi.

Guantanamo Turuncusundan “Badem Kurusu”na: Tek Tip Kıyafet Ne Anlama Geliyor?

Guantanamo’daki mahpuslardan “itaatkar” olarak kayda geçenlere beyaz, “itaatkar değil” diye etiketlenenlere turuncu tulum giydiriliyor. "Tek tip tulum" en çok da “masumiyet karinesini” ortadan kaldırmakla eleştiriliyor.

“Bu işyerinde işkence var”... İyi ki darbe olmadı memlekette...

 

“Bu işyerinde işkence var”

Bu söz belki de en çok Manisalı gençler davasından tanıdık gelir. 1996’da Manisa Emniyet Müdürlüğü’nün kapısına asılmıştı.

2016’da da hapishanelerden haber aldıkça sık sık bu sözü hatırlıyorum.

En çok da “Silivri’de işkence görenlerin inleme sesinden geceleri uyunmuyormuş” dendikçe. Çünkü OHAL en çok ‘içeride’ hissedildi.

Kırıkkale Cezaevinde Radyo Dinlemek de Yasaklandı

Hapishanede beş yıldır kullandığı radyosuna el konulan Arslan, Anayasa Mahkemesine başvurdu. Ancak mahkeme, Arslan’ın ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verdi.

Hapishanede dışarıyla tek bağlantısı olan radyoya el konulmasını Anayasa Mahkemesine taşıyan Mehmet Reşit Arslan’ın başvurusu sonuçlandı.

Mahkeme bugün Resmi Gazete’de yayınlanan kararında, Arslan’ın ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine hükmetti.

Sayfalar