Gülazer Akın

"Her sergiye bizi davet ediyorsunuz ya bir gün mutlaka geleceğiz. Ölü veya sağ geleceğiz"

"Şimdi bu acıyı yüzümün hangi tarafına süreyim!"
***
"Değerli Adil abi,
Merhaba; dilerim dediğin gibi 2018'de buluşur söyleşiriz. aklıma gelmezdi. Zira daha sekiz yıllık mesafe var bende. oysa umutve beklentiler bizim yüreğimizde. Ayarlamasını biz yapabiliriz. Ama ben artık zamana sırtımı dönmeye karar verdim.

Pek yazamıyorum. Eskiden sanki daha vefalı ve duyarlıydım. tepkilendim. Yine mesele zaman!

Gülazer Akın Gebze Hapishanesinde şimdi de Siyah'ın yasaklandığını yazıyor

"Tencerenin dibi" adlı romanın yazarı, 23 Yıldır tutsak olan Gülazer Akın, bir dost selamının, bir mektup ya da kartın önemine değinmiş. ve yasaklanan renkleri anlatmış. Akın'dan gelen mektubu okumak için resme tıklayınız.

iletişim:

Gülazer Akın

Kadın Kapalı Cezaevi  A 3

Gebze- Kocaeli

19 Yıldır zindanda olan GÜLAZER AKIN'dan mektup var

“Geçenlerde gazetede vardı. AİHM kafeste kapalı kalan bir hayvanın mahkemesi için şu karara gitti; “hiçbir canlı 20 yıldan fazla kapalı bir yerde tutulamaz” dedi. Ama bu ülkede herhalde bizi canlıdan saymıyorlar ki, bu davayı emsal bile gösteremiyoruz…”

Gülazer AKIN

Kadın Kapalı Cezaevi A-3

Gebze \ İZMİT

(Gülazer Akın"çocuk Öykü"ye yazmış.)

Sevgili ÖYKÜ,

Kıyamete Benziyor Her Biri...

Tepemde güneş, bulut birden var. Bir güneş, bir gölge yer değiştiriyor. 12 adımlık havalandırmada duvarlar çok yüksek. Altı merdiven aşağı inerek havalandırmaya çıkabiliyorsun. Onun için burada duvarlar her yerden daha yüksek. Havalandırma çok derin. Bide tel örgüler var dört tarafta. Bir yetmemiş iki kez sarmışlar etrafımızı. O tellere takılan çok kez yaralanıyorlar. Kan damlıyor havalandırmaya. Bütün tel örgüler kan damlatır. Bütün sınırlar öyle. Rojava gibi… yan koğuşta küçücük bir çocuğun ağlayış hatta çığlık sesi geliyor. O çocuk ne arar bu derin duvarların ardında.

Gelincik Mevsimi Mayıs ve Anneler Günü

“Biz devrimci kadın tutsaklar olarak başı dik analarımızın kokusundan, sesinden, yüreğinden öpüyoruz. Emek –bereket kokan ellerinden öpüyoruz.

En çokta onlara layık olmak için direneceğiz…”

Özel olarak aransaydı Mayıs kadar, anneler gününe yakışan başka bir ay bulanamazdı. En narin-nazenin, en mağrur aydır mayıs… Gelincik mevsimi mayıs…

Biz tutsaklar çok şeye hasretiz ama en dokunaklı yanımızda gelincik tarlaların ve annelerin hasreti var.

Hapsedilen Kadınlar...

 

"Yani dünya zaten kadın için hep yüksek güvenlikli cezaevi konumunda oldu...."

 

İçeride o kadar kadın var ki. Sadece bu “yaşadığım” cezaevinde dört yüze yakın kadınız. Kadın-yaşam ilişkisine vurursak dörtyüz yaşam… Sanki bu dünya kadına çok özgürlük bahşetmişti de bu birkaç metrekarelik alana sıkıştırılıyor. Ve zehir zemberek koşullar altında yaşaması öngörülüyor. İnsan onurunu kıran, insanı aşağılayan koşullar, yasaklar, kısıtlamalar kadınlara reva görülüyor.

Sayfalar