Hüseyin Aykol

Aklımız Kobanê’de

Gebze M Tipi Cezaevi’nde bulunan PKK-PAJK, MKP ve TİKKO’lu kadın tutsaklar, çok sayıda battaniye, yazlık-kışlık giyim, çamaşır ve çorabı Şengal ve Rojava’daki halklara ulaştırılmak üzere ilgili kurumlara gönderdiler. Dahası IŞİD katliamlarına karşı yapılan iki günlük açlık grevine de katıldılar.

Giresun E Tipi Cezaevi’nde bulunan 25 tutsak, iki buzdolabı, dört televizyon ve bir miktar giyim malzemesini Şengal ve Kobanê halkına ulaştırılmak üzere ilgili yerlere gönderdiler. Kendi duruşlarının dışarıdaki yardımseverlere de örnek olmasını diliyorlar.

Ağırlaştırılmış müebbet cezalıların dikkatine!

Ağırlaştırılmış müebbet cezalı Metin Güven (Sincan 2 nolu F Tipi Cezaevi); Ramazan Tanrıverdi (Kalkandere L Tipi Cezaevi); Basri Kılınç (Şakran 2 nolu T Tipi Cezaevi) ve Hamit Orbay (Şakran 2 nolu T Tipi Cezaevi). Bu okurlarımız, ilgili belgelerini, söz konusu kurumlara gönderdikleri halde, 12 Eylül 2014 günü yayınladığımız listede adlarını bulamamışlar. Bu durumda, bilgi ve belgelerini, ilgili kurumlara yeniden göndermek zorundalar.

Sürgün ve sevk mevsimi

Mehmet Başçı, 2005 yılında bir patlama sonucu ağır şekilde yaralandı ve bir bacağı kesildi. Ardından tutuksuz olarak yargılanmaya başlandı; ancak 2012 yılında tutuklanarak cezaevine konuldu. Ardından altı cezaevi gördü: Metris T Tipi Cezaevi, İnebolu M Tipi Cezaevi, Tekirdağ T Tipi Cezaevi, Tekirdağ F Tipi Cezaevi ve 2013 yılında Metris R Tipi Cezaevi. Tedavi amaçlı olarak gönderildiği Metris R Tipi Cezaevi’nden, yeniden Tekirdağ 1 nolu F Tipi Cezaevi’ne geri gönderilen okurumuz, “Ben sevk talebinde bulunmadım. Beni, Tekirdağ’a sürgün ettiler. Arkadaşlarımın dikkatine!..” diyor.

Şengal ve Rojava’ya büyük ilgi

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan PAJK, PKK, TKP-ML, MLKP ve TKEP-L’li siyasi kadın tutsaklar, battaniye, giysi, ayakkabı, nevresim ve 500 lira nakit para ve kendi üretimleri olan el işlerinin dışarıda satılması üzerine, elde edilecek geliri Silopi’deki Êzidî halkımıza gönderdiler.

Karataş Kadın Cezaevi’ndeki siyasi kadın tutsaklar, aralarında topladıkları 500 lira ve battaniye ve giyeceklerin bulunduğu 10 çuval eşyayı, Adana Tuhad-Der aracılığıyla Êzidî halkımıza ulaştırdılar.

İçerideki duyarlılık çok yüksek!

On aydır cezaevinde bulunan Serbest Ekeren’in bir ayağında protez var. Bu protezin her ay kontrol edilmesi ve 6 ya da 12 ayda bir değiştirilmesi gerekiyor. Ancak okurumuzun tedavi için Diyarbakır’a sevki olduğu halde, iki aydır gönderilmiyor. Cezaevi idaresi ve savcısı, her hafta göndereceklerine dair söz veriyorlar; ancak sonra da “asker yok, güvenlik sorunları var,” diyerek göndermiyorlar. Böylesi bir vicdansızlık olur mu?

Tuhaf şeyler!

Ömer Utan, aldığı 17 yıl hapis cezası nedeniyle Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde, 4 yıldır yatıyordu. Ancak Yargıtay, okurumuzun aldığı cezanın örgüt üyeliği kısmını bozup, diğerlerini onaylayınca, cezaevi yönetimi, “Sen örgüt üyesi değilmişsin; o nedenle seni burada tutamayız” deyip, kendisini Kandıra 1 No’lu T Tipi Cezaevi’ne sürgün etmişler. Okurumuzun itirazı üzerine, yeniden kaldığı F Tipi Cezaevi’ne geri gelemese de, orada konulduğu adlilerin bulunduğu ilk koğuştan, yurtseverlerin bulunduğu bir koğuşa geçebilmiş.

Hastalar ve doktorlar

Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde bulunan ve şimdiye kadar 22 yıldır hapis tutulan A. Vahap Yılmaz, kalp-astım ve bel fıtığı hastası. Kendisinin talebi üzerine, çok zor olsa da cezaevi yönetimi, okurumuzu hastaneye sevk ediyor. Orada da bir doktor, “Niye buraya geliyorsunuz. Yaptığınız, sizi buraya getiren güvenlik güçlerini yormak” diyebiliyor. Kaldı ki, aynı doktor, okurumuzun kabul etmesi halinde, kendisini ameliyat edebileceğini söylemiş.

Sorunlar çözülmüyor

Oltu T Tipi Cezaevi’ndeki kadın tutsakların tedavi hakları engelleniyor. Son 9 aydır, bu cezaevinde bulunan kadın tutsaklar, sevk edilerek gittikleri hastanede doktorlar, hastaların kelepçelerinin çıkarılmadan tedavi etmeye çalışıyorlar. Kelepçeli tedaviyi kabul etmeyen kadın tutsaklara doktorlar şöyle diyormuş: “Ağzın çok laf yapıyor; Kime şikayet edersen et, Kim yaparsa yapsın, ben tedavi etmem!” Oysa kelepçeyi çıkarmadan tedavi etmek isteyen doktorlar görevi kötüye kullanma suçu işlemektedir!

Acı bir bayram anısı!

“Ramazan ayının son günleri, bayrama iki gün var. Ben yedi yaşında bir çocuğum. Sabah saat 07.00 civarı. Babam dışarı çıkacak. Kardeşlerimle birlikte etrafında bekleşiyoruz. Hani belki bayram için öncesinde harçlık falan verir, diye. Nitekim, babam bize biraz harçlık veriyor ve dışarı çıkıyor. Kısa bir süre sonra kapımız, adeta kırılırcasına çalınıyor. Ben kapıyı açıyorum.

Sayfalar