Seyit Oktay

Tutsak Yazardan Mektup: “Bir türbülanstayız adeta. Herşey ve heryer sallantıda."

 

 

Bir türbülanstayız adeta. Herşey ve heryer sallantıda. Tıpkı çocukken meyve bahçelerine dalıp biraz erik ve kaysı çalıp yemek için ağaca tırmanıp sonra da bahçe sahibi tarafından ağaçta yakalanıp, bahçe sahibinin işin keyfini çıkarmak için aşağıdan meyve ağacını sallayıp bizi düşürmeye çalışması gibi. Tutunduğun dala iyi sarılmak lazım...

ÇİÇEĞE AĞIT

“Zamana, duvarlara; bilinçle, yazıyla meydan okuyanlara selam olsun...

Adını kitaba veren “Çiçeğe Ağıt” öyküsü gerçeğin kadim dillerde söylenmiş şarkısıdır... Nevzat Çapkın, ömrünü cezaevinde geçiren yazı emekçilerindendir. Hapishanenin duvarlarına, zulmüne aldırmaksızın durmadan üreten bir yazardır.”

Seyit OKTAY  E Tipi Cezaevi  C-12   SİİRT

“ÇİÇEĞE AĞIT”

Hapishanelere Esinti Yollayalım!

"Adil Okay’ın yeni kitabı yıllardır çabasını verdiği, emek harcadığı, uğruna soruşturmalara maruz kaldığı hapishaneleri ve içindekileri toplum nezdinde görünür kılma çabasının yeni bir boyutu; öyle bir ülkede yaşıyoruz ki kimin yolunun bir gün düşeceği belirsiz hapishanelerle ilgili en azından bir “el kitabı”nız olsun istiyorsanız okumanız lazım."

SEYİT OKTAY

23 Yıldır tutsak olan Seyit Oktay'dan mektup ve fotoğraf var

5 Şubat 2016

Merhaba Keke Adil!

Her şeyden önce geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, biran önce sağlığına kavuşmanı diliyorum. Gönderdiğin iki yazılı kart, bir kırmızı üzerine muhtemelen Öykü'nün yaptığı çiçekli boş kart, bir de proje için bastırdığınız Yeşim Ağaoğlu'nun resmine eşlik eden şiirimin basıldığı karttan iki adet; toplam beş parçalı mektup zarfınızı aldım. Teşekkürlerimi iletiyorum.

Sevgili Adil Yoldaş!

22 Yıldır Zindanda olan Seyit Oktay yazdı: Zamanı Tersine Çevirmek

ZAMANI TERSİNE ÇEVİRMEK

“Çocukların öldürülmediği bir ülke için...”

Zaman zembereğinden boşalmış, iktidarın ihtiras atlarıyla dört nala ölüme koşuyor çocuklar; ölüyor, öldürülüyor. Ölü çocuklar bir ülkenin mutsuzluğunun ve karamsarlığının işaretidir. Anlaşılmaz, isterik ve şehvet dolu bir hazla ölümler kutsanıyor. Asıl vatana, toprağa, insana ihanet, yaşam yerine ölümler kutsanıyor.

Tutsak yazardan makale: ÖZ-HIKAYE (Yüzüncü Yılda Yüz’leşme)...

"Bir gün gitmek mecburiyetinde kalirsak ama... Tıpkı 1915'teki gibi çıkacaktık yola...Atalarımız gibi...Nereye gideceğimizi bilmeden.yürüyerek yürüdükleri yollardan...Duyarak çileyi, yaşayarak ızdırabı.."  Hrant Dink (Ruh halimin güvercin tedirginliği Agos sayi:565)

-Ermeni Soykırımının 100. yılı Anısına-

Sayfalar