Seyit Oktay

Hapishanelere Esinti Yollayalım!

"Adil Okay’ın yeni kitabı yıllardır çabasını verdiği, emek harcadığı, uğruna soruşturmalara maruz kaldığı hapishaneleri ve içindekileri toplum nezdinde görünür kılma çabasının yeni bir boyutu; öyle bir ülkede yaşıyoruz ki kimin yolunun bir gün düşeceği belirsiz hapishanelerle ilgili en azından bir “el kitabı”nız olsun istiyorsanız okumanız lazım."

SEYİT OKTAY

23 Yıldır tutsak olan Seyit Oktay'dan mektup ve fotoğraf var

5 Şubat 2016

Merhaba Keke Adil!

Her şeyden önce geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, biran önce sağlığına kavuşmanı diliyorum. Gönderdiğin iki yazılı kart, bir kırmızı üzerine muhtemelen Öykü'nün yaptığı çiçekli boş kart, bir de proje için bastırdığınız Yeşim Ağaoğlu'nun resmine eşlik eden şiirimin basıldığı karttan iki adet; toplam beş parçalı mektup zarfınızı aldım. Teşekkürlerimi iletiyorum.

Sevgili Adil Yoldaş!

22 Yıldır Zindanda olan Seyit Oktay yazdı: Zamanı Tersine Çevirmek

ZAMANI TERSİNE ÇEVİRMEK

“Çocukların öldürülmediği bir ülke için...”

Zaman zembereğinden boşalmış, iktidarın ihtiras atlarıyla dört nala ölüme koşuyor çocuklar; ölüyor, öldürülüyor. Ölü çocuklar bir ülkenin mutsuzluğunun ve karamsarlığının işaretidir. Anlaşılmaz, isterik ve şehvet dolu bir hazla ölümler kutsanıyor. Asıl vatana, toprağa, insana ihanet, yaşam yerine ölümler kutsanıyor.

Tutsak yazardan makale: ÖZ-HIKAYE (Yüzüncü Yılda Yüz’leşme)...

"Bir gün gitmek mecburiyetinde kalirsak ama... Tıpkı 1915'teki gibi çıkacaktık yola...Atalarımız gibi...Nereye gideceğimizi bilmeden.yürüyerek yürüdükleri yollardan...Duyarak çileyi, yaşayarak ızdırabı.."  Hrant Dink (Ruh halimin güvercin tedirginliği Agos sayi:565)

-Ermeni Soykırımının 100. yılı Anısına-

Hapishaneden ÖZGECAN için yazıldı: VİCDAN ÖLMEDEN

VİCDAN ÖLMEDEN… ÖZGECAN İÇİN…

“Bir bedenin diğer bir beden üzerindeki niyeti dokunma anından itibaren soyutlaşır.”

(Elias Canetti /Kitle ve İktidar’dan) 
 

Gökyüzünde bütün yıldızlar sözdü bir tek sen ışıldıyorsun Özgecan! Oysa sen daha yeryüzüne doymamış kanatsız bir melektin. Babanın tabiriyle “Kanadı Kırık Melek!”. Sen gideli baban derviş oldu durmadan ‘insan ve sevgi’ adında deyişler söylüyor. En zalimin bile kalbine dokunabilen…

20 Yıldır tutsak olan Seyit Oktay'dan yeni bir öykü: KATRE

KATRE

Eski zaman ahitlerinde “kadınlar bütün varlıklarıyla ağlar” diye yazıldığı için gözyaşlarına dair en güzel masalları onlar bilirdi.

Nazdar kavruk teninde açılmış asırlık hatların ellerinde yansımasını bulan kuraklığını gözlerinin bereket saçan rahşanıyla unutturuyordu. Torununu okşarken Kürdi bir ninni fısıldıyordu.

“Nene” dedi Alyel, “Bir daha anlatsana gözyaşı kardeşlerin masalını” Nazdar’ın çentikli dudakları Alyel’in alnında peygamber mührüne döndü. Sevgiydi peygamber mührü.

Tutsak yazar Seyit Oktay'dan KOBANÊ DESTANI

Seyit Oktay

KOBANÊ DESTANI

(Kan Güzü…)

Kan güzü, aşk güzü, azadi güzü, ceng güzü, direniş güzü hepsi eder Kobanê Güzü… Tanrım ne muhteşem direniyorlar Kobanê’de!

Gökyüzünde Kûrdi bir yağmur, ağaçlar sarı-turuncu yapraklar döküyor hiçte hüzün yok havada, kadınlı-erkekli bir direniş halayı var, alnından öpüyorlar güneşin, ne ateşten korkuyorlar ne de kızgın demirden.

Sayfalar