Görülmüştür Köşe Yazısı

Mektup, mektubun tarihçesi ve "Görülmüştür" damgalı mektuplar

Özet:
Bu yazıda, “Mektubun” tarihteki ve edebiyattaki yerine değiniliyor. Dünyadan ve Türkiye’den “mektup” türünde yazın örnekleri özetleniyor.
Alt başlık (spesifik) olarak ise: Hapishanelerden yazara gönderilen, “görülmüştür” mühürlü mahpus mektupları ile Türkiye hapishanelerinin yakın tarihi anlatılıyor. 1980’den bu güne Hapishanelerdeki hak ihlalleri, hasta olan ve öleceği bilindiği halde serbest bırakılmayan mahpusların ölüm döşeğinden dışarı yolladıkları orijinal mektuplarla trajik gerçeklikler aktarılıyor.
12 Eylül 1980’den sonra “kaçak” sürgünde yaşamak zorunda kalan oğula yazılan 1982 tarihli bir baba mektubundan yola çıkılarak darbelerin toplumda açtığı yaralar betimleniyor.
Son olarak yazıda örnek olarak sunulan çeyrek asırlık tüm mektupların yazara yollanmış olması- yazarın arşivinde yer alması ve yazarın da bir zamanlar mahpusluğu ve sürgünlüğü yaşamış olması,  yazının biricikliğinin kanıtı oluyor.

Abstract:
In this paper it has been pointed out the importance of “letter” in history and literature, and summarized examples of literature in sort of letters from Turkey and the world.
As a sub-title (specifically): it was expressed the recent history of Turkish jails via the officially sealed/controlled prisoner letters which were sent to the writer by the prisoners. The tragic actualities were quoted from the original letters of the prisoners who were kept in jails even if they have been diagnosed as deadly illnesses and invated of their human rights since 1980.
The wounds which were created by the military coups were described via a letter dated 1982 of a father to his son who was forced to live as a “fugitive” abroad after Sept 12, 1980.
 Finally, all the-quarter of-a-century-letters sent to the writer directly, archived by the writer and the writer’s life in prison and in exile  are the proof of the uniqueness of the paper (unique mean is here: originality, authentic).

 

Elektronik Kelepçeli Özge Doğan: Hayatımıza Görünmeyen Kelepçeler Hâkim

Üniversite öğrencisi Özge Doğan, 15 Mayıs’tan beri sağ ayağındaki elektronik kelepçeyle yaşıyor.
Evrim Kepenek İstanbul - BİA Haber Merkezi 24 Haziran 2019
***

“Sokakta kimisi ‘Ayağındaki spor aleti mi yürüyüşünü mü sayıyor?’ diye soruyor. Kimi ‘Çok yakışmış, yeni moda mı’ diyor. Oysa ayağımdaki devletin bana taktığı bir pranga. Ben bunun insanlara ne olduğunu anlatırken, Türkiye’deki özgürlüklere dair de farkındalık yaratmış oluyorum. Benim için adaleti dillendirmenin bir aracı.”

Elazığ Yüksek Güvenlikli Hapishaneden İşkence Haberleri Geliyor

Görülmüştür Ekibine gerek tutsakların yollladıkları mektuplarda, gerekse tutsak aileleri aracılığıyla sıklıkla hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine ve işkenceye dair haberler geliyor. Bunlardan Elazığ Yüksek Güvenlikli Hapishanede tutsaklara yaşatılan zulme dair haberleri ve tutsak mektuplarını yayınlamıştık.

İşkence Görenlere "Sağlam Raporu" Veren Doktorlar

Urfa Emniyeti’ndeki işkenceyi duymuşsunuzdur, 90’lı yıllardan kalma yöntemlerle en az 54 kişiye işkence yapıldı.

İşkenceyi yapan polisler hakkında soruşturma açıldı, akıbeti de tahmin edilebilir. Ancak işkence suçunu sadece emri veren ve yerine getirenle sınırlamak doğru değil. Bu suça göz yumduysa, belgelemediyse gözaltı muayenesini gerçekleştiren doktorlar da suçun ortağı olur.

Hukuk devleti mi? Devlet hukuku mu?

24 Eylül 1996 da, Diyarbakır Cezaevinde 10 genç tutuklu [Mehmet Kadri Gümüş, Cemal Çam, Hakkı Tekin, Mehmet Aslan, Mehmet Nimet Çakmak, Kadir Demir, Rıdvan Bulut, Ahmet Çelik, Edip Derikçe. Erhan Hakkı Perişan] gardiyanlar ve askerler tarafından, demir çubuklar ve sopalarla başları ezilerek vahşice, hunharca katledildi, 24 sanık da yaralandı… O zaman ‘Demokrasi Gazetesinde’ yazıyordum… Başlığı: Devlet devlet olmaktan çıkarsa!” olan bir yazı yazdım… Daha sonra başlığın ‘uygun’ bir başlık olmadığını fark ettim… Aslında yazının başlığının: Devlet işte bu!

KIZI ANNESİNİN HAPİSHANE GÜNLERİNİ ANLATTI

Mahpus Siyasetçi Gültan Kışanak Cezaevinde Senaryo Yazıyor

E. Jiyan Kışanak: “Annem Diyarbakır Cezaevi'nden çıkıp gülümseyerek mücadele etmeye devam ettiyse, barışı ve eşitliği savunduğu için bir kez daha cezaevine konulduysa ve hala barışa olan inancı hiç eksilmediyse ben umutsuz olamam.”
Evrim Kepenek
İstanbul - BİA Haber Merkezi
06 Haziran 2019, Perşembe 11:46

Gültan Kışanak ve siyasetçi Burcu Çelik Özkan Kandıra F Tipi Cezaevi'nde (Mayıs 2019)

Karikatür sergi kitabı sipariş vererek çalışmamıza destek olunuz.

22 mahpus karikatüristin 70 eserinden oluşan "Duvarları delen çizgiler." adlı sergimiz Türkiye'yi dolaşıyor. Ulaşamadığımız kentlerden davet bekliyoruz. Aynı zamanda sergiyi kitaplaştırma çalışmalarımız - gönüllü grafiker arkadaşlarla birlikte- hızla sürüyor. Renkli kuşe kağıda basılacak kitap 64 sayfa olacaktır. Özellikle renkli olduğu için maliyet imkanlarımızı zorlamaktadır. Baskı için karikatür grubu Homur ve Praksis müzik grubu dışında hiç bir kurumdan destek almadık. Bazı duyarlı arkadaşlarımız- takipçilerimiz adedi 20 TL den 2- 3 -5 veya 10 kitap almayı taahhüt ettiler.

Sayfalar