Deneme

NEDEN MEKTUP BEKLİYORUZ

"Örneğin okuduğunuz bir dergideki edebi yazıları mektup formatına dönüştürerek içerideki herhangi bir cana yollarsanız makbule geçecektir. En azından yazılan çizilenlerden bizleri de haberdar edersiniz. Çiçek açan, şiir olan nameler can suyudur, biline. Dilerim ve umarım ki meramımı kaç zamandır mektup yazmayanlara iletebilmişimdir. "

Ayhan KAVAK Ereğli Yüksek Güvenlikli Hapishanesi B-1. Kat-18. Oda

Ereğli/KONYA

NEDEN MEKTUP BEKLİYORUZ

Duvar Yazısı Edebiyat Kayıntısı XXII

… 18. ve 19. yüzyıl kurmaca eserlerini okuyarak büyümüş olanlarımızın “her şeyi bilme” denen şeyle hiçbir sorunu yoktur. Ben buna “yazarın bakış açısı” diyorum çünkü “her şeyi bilme” tabiri –her şeyi bilen bir yazar fikri- çoğu zaman yargılayıcı bir tonda kullanılıyor, sanki kötü bir şeymiş gibi. Ama nihayetinde yazar gerçekten de bütün bu karakterlerin yazarıdır, yaratıcısıdır, hepsini icat eden kişidir. Aslında dürüst olursak bütün karakterler yazarın ta kendisidir.

Ayhan KAVAK

2 Nolu T Tipi Hapishanesi A-17 Tarsus/MERSİN

Duvar Yazısı, Edebiyat Kayıntısı II

(Önceki Bölüm: Duvar Yazısı, Edebiyat Kayıntısı I)

Madde 11: Don Kişot’un yazılmasından çok sonra, M.S. 1650’lere doğru edebiyat, güzel yazı yazma anlamında kullanılageldi. Belagatı kuvvetli imgesel yazılar dominant hale geldi. Neticede edebiyat dilin biçimselliği ve verili sosyal aura içerisinde kalınmış yazımsal kompozisyonlar olarak algılandı. Bu durum 17. yüzyılın sonunda etkisini kaybetse de sanat ve edebiyatta damgasını vuran klasik değerler olacaktı.

Tarsus Kadın Hapishanesinde yazılan deneme: "Derinden"

14 Temmuz 2019

Derinden

Siz hiç derinden bir nefes alırken ciğerlerinizin parçalanacağını hissettiniz mi, ben hissettim, gerçek yaşama doğru adımlarken yani annemin rahminden çıktığım anda. Ama içinde bulunduğum dar alandan, kocaman bir alana gelmek çok güzel bir duyguydu.

Yeni bir dünya, kalabalık bir topluluk, düşündüğümde daha farklı bir dünya burası, hiç değilse artık göbek bağımın mesafesinden daha geniş bir mesafeye emekleyebiliyorum.

Tarsus Kadın Hapishanesinde yazılan deneme: Doğanın Uyanışı

Baharın ilk günlerini yaşıyorum, yeşillikler, coşkun akan dereler, yanı başımda cıvıl cıvıl öten kuş sesleriyle baharı karşılamak.

Doğanın bizlere bahşettiği bu harikulade tabiatı seyreylemek. Acaba kaç kişi bunun farkındadır. İçeriden annemin o güzel sesi kulağıma gelmekte ve ben acaba kaç kişi bunlardan uzak diyarlarda tehlikelerle boğuşmaktadır diye düşünüyorum. Etrafım, bulunduğum yer ne kadar hüzün verici olsa da tepenin ardında kıyametler kopmakta biliyorum.

Tarsus Kadın hapishanesinden Gelen Bir Deneme: Yeniden

10 Şubat 2019

Bir masalla başladı her şey. Ve biz masal içerisindeki kahramanlara dönüşmüştük bir an.

Masalımız önce düşüncelerle başladı.

Kadın: İnsanlardan giderek uzaklaşıyorum, hatta artık sevmeme haline dönüşüyor.

Adam: Ya kendinden?

Kadın: Kendimden de. İnsanlığın yaptıklarını gördüğümde kendi türümden nefret edecek hale geliyorum.

Adam: Neden peki, seni bu duruma getirecek nedenlerin ne?

Tutsak Ergin Doğru'dan "Dersim" üzerine bir deneme

Dersim; Acı Şehrinin Yalnızlığı

Dört dağ arasında acılarıyla yaşlanan bir efsanedir Dersim. Acıları ağıt olmuş dile düşmüş, her söylenişte yeniden tutan bir sancı olur. Rüzgârların dağlara taşıdığı acının rengi, gökyüzünün rengi olmuştu. Kan akan derelerinden yankılanan çığlıkları ile kızıla bürünen gökyüzü, Dersim’dir artık. Kızıla bürünmüş yaşamın ruhu sinmiş dar sokaklarına. Ağaçların kızıllığı utancından, kuşların suskunluğu derdin ağırlığındandır.

24 Yıllık Tutsağın “Hikaye” Adlı Denemesi

Kan ikliminden, boğucu ve yıkıcı bir zamandan geçiyoruz. Ruhumuz lime lime, zihnimiz paramparça, durmadan ölüyoruz öldürdüklerimizle. Ölüm varsa hikâye yoktur. Hikâye yaşatır. Hikâye yaşamdır. Hikâye direnmektir insani olmayan her şeye. Sevgidir hikâye, aşk ve umuttur. Bir karanlık çağ çöreklenmiş tekmil insani ufuklara. Şafaklarda hep mağlubiyet havası. Hikâye ne yengidir ne yenilgi. Birlikte özgürce yaşamaktır. Gökten üç elma inmiyor, tekerlemeyle başlamıyor artık hikâye. Ağıtlar almış yerini. Ağıt da bir hikâyedir; ama ölüler diyarına ait olan.