6 Şubat Kahramanmaraş Depremi

Ergül Çiçekler: "Elbette Atlatacağız."

“Zor zamanlar” demişsin ya biliyorsun bu zordan da öte. Kentler dolusu insanımız öylece bizden koparıldı. O güzel Antakya, o güzel insanlar ihanete uğradı, kıyıma uğradı. Önlenecek bir şey, geldiği görünen bir şey, bugünün muazzam imkanlarına rağmen engellenemiyorsa bu bir katliamdır. Öfkeliyiz heval Adil, içliyiz, kızgınız, kırgınız. Kendimize de. Zira amacımıza ulaşsaydık yaşaması gereken, yaşamayı en çok hak eden bunca insan yaşıyor olacaktı.

Ergül ÇİÇEKLER

1 Nolu F Tipi Hapishane C-70

PTT Hapishane Şubesi/KOCAELİ

Kırıkkale Hacılar'dan Resul Kocatürk Başsağlığı Diliyor

Adil Hocam Merhaba,

               İzleyeni ve tanığı olmak zorunda bırakıldığımız doğa olayı depremin toplu bir katliama dönüştürülmüş olması karşısında dilimiz, dimağımız çölleşti, söz kururdu; tüm benliğimize tarifsiz bir acı ve öfke hakim oldu. Nitekim duygularımızı ifade edebileceğim söz kalmadı! Sevdiklerinizi kaybetmiş olmanın tarifsiz acısını, acımız bilerek içtenlikle paylaşıyoruz. Elimizden başka bir şey gelmiyor maalesef. Keşke gelebilse! Yaralı kurtulanlar için kan vermek istedik, ama onu bile veremedik. Başta siz Sevgili OKAY ailesi olmak üzere tarifsiz acıya maruz kalan halklarımıza başsağlığı dileklerimizi iletiyorum.

               Doğa olayının böylesine vahşet boyutunda katliama dönüşmesinin müsebbibi olan sistemi ve ona hükmedenleri çok iyi tanıyor, biliyoruz! Unutmayacağız, unutturmayacağız ve affetmeyeceğiz…

Selam, sevgi ve saygılarımızla.

19.02.2023

Resul/Mustafa KOCATÜRK

F Tipi Cezaevi B-8

Hacılar/KIRIKKALE

Tutsak karikatürist Barış İnan'dan mesaj: "Başınız sağ olsun, sımsıkı sarılıyor, acınızı paylaşıyorum."

Büyük bir yıkım yaşandı. İnsan yüreği, aklı kaldıramıyor. Hele de siz dostların yanında olamamak, yardım edememek, elinizi tutamamak, acınızı paylaşamamak çok daha ağır geliyor.

Tutsak yazar Hacı Nahsan’dan Baş Sağlığı Mesajı: “Başınız sağ olsun diyor, acınızı yürekten paylaşıyorum.”

"Kasım Karataş bugün telefonda aileye sordu. Ailesi de senin bazı akrabaların da vefat edenlerin içinde olduğunu belirtmişti. Böyle durumlarda insan ne diyeceğini bilemiyor. Bizim gibi mahpusların elinden hiçbir şey gelmiyor. Dışarıda olsaydık belki gidip bu acılı insanlara yardım ederdik, acılarını paylaşırdık."

"Başımız Sağ Olsun, Hepimizin."

Acılar asla yarıştırılamaz, karşılaştırılamaz. Hepimizin sol yanı kasıldı-dağlandı. Başımız sağ olsun, hepimizin. Halkımız enkaz altında…
Deprem bir afet, doğal olması, doğanın bir iç kuvveti olması nedeniyle, önlenemez-kaçınılmaz olan bir afet. Fakat bunu felakete, bir kıyıma dönüştüren depremin kendisi değildir. Bilim insanları hemen her konuşmasında bu gerçekliğin altını çiziyor, üstüne basa basa vurguluyor. Deprem öldürmez. 
Maddi olanı hiçbir suretle kabul etmeyen düşünüş tarzı, kapitalizmin azami kâr hırsıyla bütünleştiği yerde kitlesel kıyımların         gerçekleşmesi de bir o kadar kaçınılmazdır. 
Ekonomi-politiği kendisine rehber edinen, kulağını Marksizme veren herhangi bir insan on ilde yaşanan felaketin ekonomik-politik analizini yapmak durumundadır. Bu bir görev değil zorunluluktur. Bu kapsamda meseleye daha ilk bakışımızda karşımıza; devlet, hükümet, siyasi iktidar çıkar. Onu da eşelediğimizde kapitalist-emperyalist sistemin kendisine ulaşırız.