Siirt

Bandırma'ya Sürülen Tutsak Yazar Ziyaretçi Talep Ediyor

“Dedim ya, alıştık artık alışılmaması gereken bu mekanlara. Aslında alışma, yola revan olunduğunda ölüm ve yaşam arasında gidip gelen bir sarkaç misali tüm benlikte hissedilmekten kaynağını bulmakta. Tabii en büyük eziyet ailelere. O kadar uzağa gelmeleri çok zor. Anamı artık ayakları kendisini taşıyamadığından dolayı, Siirt'e bile tekerlekli sandalyeyle anca getirebiliyorlar. Ya Balıkesir tarafları? Doğrusu Ege ellerinde -Balıkesir- hiçbir akrabamızın olmadığı bölgelerden biri. Yol yok, iz yok.

Tutsak Yazardan Mektup: “Bir türbülanstayız adeta. Herşey ve heryer sallantıda."

 

 

Bir türbülanstayız adeta. Herşey ve heryer sallantıda. Tıpkı çocukken meyve bahçelerine dalıp biraz erik ve kaysı çalıp yemek için ağaca tırmanıp sonra da bahçe sahibi tarafından ağaçta yakalanıp, bahçe sahibinin işin keyfini çıkarmak için aşağıdan meyve ağacını sallayıp bizi düşürmeye çalışması gibi. Tutunduğun dala iyi sarılmak lazım...

ÇİÇEĞE AĞIT

“Zamana, duvarlara; bilinçle, yazıyla meydan okuyanlara selam olsun...

Adını kitaba veren “Çiçeğe Ağıt” öyküsü gerçeğin kadim dillerde söylenmiş şarkısıdır... Nevzat Çapkın, ömrünü cezaevinde geçiren yazı emekçilerindendir. Hapishanenin duvarlarına, zulmüne aldırmaksızın durmadan üreten bir yazardır.”

Seyit OKTAY  E Tipi Cezaevi  C-12   SİİRT

“ÇİÇEĞE AĞIT”

Tutsak Dr. Ayhan Kavak Yazdı: ÖZGE CANLAR, SİBEL VE TEMEL İÇİN

 " Hiç düşündünüz mü zindanlar ne anlatır? Düşende zindana, an donup kalır havsalalarda. Sanki zaman akıp geçmemiştir ve insanlar değişmeden bıraktığın yerde duruyormuşçasına algılanır. Toplumsal zaman akışının zindandan farklı yol aldığı akla gelir gelmesine de, asıl olarak geride bıraktıklarının arayıp sormaması yaralar insanı… 

Kitaplara Kıymak Üzerine

"Kişisel öykümde, serde müebbette yazgılatılmak varken, kitapların zindanda karşılaştığı uygulamalara değinmeden geçmek olmazdı. Tutsaklık koşullarında iktidarın görünür kılındığı ve kristalleştiği (kötülüğün kristalleşmesi!) mekanlarda akıllara durgunluk verecek düzeydeki yöntemleri tüm çıplaklığıyla yürürlüktedir. Baskı, işkence ve şiddetin yol açtığı yasaklamaların dönemsel ve mekânsal farklılıklar barındırsa da sayısız kısıtlama, hak ihlalleri ve mesleksiz yasaklamaların yanında kitaba karşı tahammülsüzlük adeta spontane bir hal almıştır. "

Hasta Tutsak Veysel Akkurt Siirt Hapishanesinden Yazdı

"Epilepsi kontrolü için yakın bir zamanda İstanbul'a gideceğim..Tabi her zamanki gibi ATK (Adli Tıp Kurumu) 5.kez alacağım rapora (cezaevinde kalamaz raporuna) rağmen yine kendisine yüklenen misyon çerçevesinde “kalabilir” diyecek.... Ahmet Arif'in de dediği gibi umutsuzluğa düşmek kopuşun, daha doğrusu bitişin adıdır.."

VEYSEL AKKURT

E Tipi Kapalı Cezaevi

SİİRT

23 Yıldır tutsak olan Seyit Oktay'dan mektup ve fotoğraf var

5 Şubat 2016

Merhaba Keke Adil!

Her şeyden önce geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, biran önce sağlığına kavuşmanı diliyorum. Gönderdiğin iki yazılı kart, bir kırmızı üzerine muhtemelen Öykü'nün yaptığı çiçekli boş kart, bir de proje için bastırdığınız Yeşim Ağaoğlu'nun resmine eşlik eden şiirimin basıldığı karttan iki adet; toplam beş parçalı mektup zarfınızı aldım. Teşekkürlerimi iletiyorum.

Sevgili Adil Yoldaş!

182. F Oturması: Aydın Nas Serbest Bırakılsın!

BASINA VE KAMUOYUNA 12.09.2015

Hasta mahpusların bir an önce serbest bırakılması konusundaki tüm taleplerimize kulak tıkayanlara, bu alanda ısrarla her hafta seslenmeyi sürdüreceğiz.

Mahpusu insan saymayan anlayış ve intikamcı yaklaşımla hareket ederek, insanlık suçu işliyorsunuz. Suç işlemeyi durdurun! Hasta mahpusları derhal serbest bırakın!
Bu hafta gerçekleştireceğimiz 182.F oturmamızda Aydın Nas’ın mektubundan alıntılarla yaşadıklarını sizlere aktarmaya çalışacağız.