HAPİS GAZETECİLERDEN MEKTUPLAR II: Erol Zavar 'Not Defterini Vermediler...'

 
Artık “ne kadar rezil olursak o kadar iyi” anlayışı hakim oldu. Artık hukuk değil, fiili güçle yürüyor işler.
Erol Zavar İstanbul - BİA Haber Merkezi 16 Mart 2016, Çarşamba 00:01
 

Hem gündemin yoğunluğu ve elbette hapishaneye hak gaspları olarak yansımaları hem de sağlık sorunları düzenli bir yazışma yapmamı engelleyebiliyor. Özellikle son iki yıldır bu durum rutin hal aldı. 

Bildiğimiz gibi “güzide ülkemizde gazetecilik faaliyetinden dolayı tutuklanan-hüküm giyen kimse yok. Onların suç isnatları farklı”. Son olarak Adalet bakanından duyduk bunu.

Tutuklu yok

Minareyi araladıktan sonra kılıfı da uydurmak artık kural haline geldi. Gazeteciye örgüt üyesi, vatana ihanet, örgüte yardım vb. isnatları sıralayıp, sonra da yazdıkları haberler dışında ortaya delil sunamayıp (ha bazen gizli tanık ifadeleri oluyor, böylece bir sözle insanların hayatları çalınabiliyor) tutuklayınca, “gazetecilik faaliyetinden dolayı tutuklu yok” demeyi kolay sanıyorlar.

Çünkü ülkenin çivisini çıkardıklarından, artık “ne kadar rezil olursak o kadar iyi”  anlayışı hakim oldu. Artık hukuk değil, fiili güçle yürüyor işler.

Altı boş kart

Hak gasplarıyla ilgili yazsak sayfalar dolusu sürer.

Sadece bir örnek vereyim; Almanya’da, Mezopotamya derneğinden iki dergi ve altı adet boş tebrik kartı geldi aynı zarfla. Dergiler verildi ancak kartlar, aksi yönde infaz hakimliği kararına rağmen verilmedi.

Bir tebrik kartını üstelik mahkeme kararı varken vermeyen bir idarenin neler yaptığını artık tahayyülünüze bırakıyorum.

Kılıf "güvenlik"

Dergiler bir ay bekletilip vererek, güncelliğini yitirmesini sağlıyorlar. Bazen iki ay bekletiyorlar.

Her şeyin kılıfı “güvenlik”.

Adeta her kapıyı açan bir maymuncuk zor şartlarda, “tek bir gazetecinin bile olmadığı” hapishanelerde günlerimiz geçiyor.

Durum elverdiğinde daha geniş yazma sözü vererek mektubu burada bitirmek istiyorum. Gönderileriniz, paylaşımınız ve mektuplar için tekrar teşekkürler… 

Not defteri

Yolladığınız not defteri de hapishanede “güvenliğini” tehlikeye düşürdüğünden (olur ya belki not defteri kapıları açar, idari personeli etkisiz hale getirir, ya da esası üzerine yazı yazarım!!!) verilmedi.

Amaç tecridi en koyu hale getirmek, dışarı-içeri dayanışmasını kesmek olunca her türlü absürtlük büyük bir ciddiyetle savunuluyor! (EZ/BA)

Yarın: Tahsin Sağaltıcı

* Erol Zavar, 1 Nolu F Tipi Hapishanesi, Sincan/ Ankara

 

İlişkili İçerik