Öykü

Kelebekler ve Meşe Yaprakları

Bazen bir mektup gelir.

Dolar içeriye zarfı açar açmaz Akdeniz. Dalgalarıyla, kuşlarıyla, gemileriyle, tuz kokusuyla ve kıyılarında uçurtma uçuran çocuklarıyla. Durmaz, duramaz karışırız dalgasına, kuşuna, tuz kokusuna, karışırız uçurtma uçuran çocukların arasına. O an bir daha hiç büyümediğimizi; hiç büyümediğimizi ve hala çocuk olduğumuzu hem de yirmi beşinde ya da ellisinde… Çocuğuz işte ellerimizde rengârenk uçurtma ipleri Akdeniz kıyılarında…

Bazen bir mektup gelir ve haftalarca Ak-Deniz kokar hücre!..

Bazen bir mektup gelir.

Tutsak yazar ve karikatürist Ahmet Bilge'den İki Yeni Kitap

Ahmet Bilge'nin yeni çıkmış kitabı "Rüyabank"ta, yayınlanmış diğer öyküleriyle iç içe, birbirine eşdeğer ve aralarında güçlü bir bağ olan yeni ve farklı konular var. Bu öykülerde bilimkurgu, fantastik ve çağdaş temalara rastlamaktayız.Birikim,gözlem ve çalışmanın eseri renkli ve popüler portreler canlanmaktadır gözlerimizin önünde. Öncekilerde olduğu gibi açıkça gülmesek bile, bu öykülerde de ironi büsbütün gözden kaçmamaktadır.

Hapishanede yazılan Öykü: DAYIMIN HIRSIZLIK HASSASİYETİ

DAYIMIN HIRSIZLIK HASSASİYETİ

Annem kardeşleriyle bir araya geldiğinde dönem dönem sohbetleri Boşnakçaya dönerdi. Sohbetlerinde Boşnakçaya karışan Türkçe kelimelerden sohbetlerinin konusunu az çok çıkarabilirdim. Sohbet konularının biri de hiç gidip görmedikleri, büyüklerinden –özellikle annelerinden- duydukları Sarayova* idi.

Halep Ezmesi

Yanılmışım, hayat çok uzun…

 

Garip bir durum mu var, sanmıyorum. Her zamanki Ortadoğu işte, bir yerlerde patlayan canlı cansız bombalar, geride bıraktığı onlarca parçalanmış insan bedeni, darmadağın olmuş yoksul bir pazaryeri.

 

Ölü sayısı 68, yazıyla altmış sekiz.

 

Hasta tutsak Ergül Çiçekler'den yeni bir öykü

                                                                             İKİ IRMAĞIN ÖYKÜSÜ

 

          Çiğ damlaları düşer kirpiklerine

          Gün uyanır geceden

          Uyanır gözlerine

          Kollarının arasından

          Bir çiğ damlası düşer gözlerine

 

YIL 1915 ve MURAT İLE TAKİ

"Size anlatmaya çalıştığım bu hikaye, Ermeni halkının, kanayan yarasının sargı bezleri üzerinde görünen küçük kan damlacıkları. Kim bilir bilmediğimiz ne kadar çok derin yaralar var! Bu insanların yaşadıkları acılara, baskılara nasıl sessiz kalabilirdik ki?"

Berrin Bostan

Kadın Kapalı Cezaevi 6.Koğuş

ÇİÇEĞE AĞIT

“Zamana, duvarlara; bilinçle, yazıyla meydan okuyanlara selam olsun...

Adını kitaba veren “Çiçeğe Ağıt” öyküsü gerçeğin kadim dillerde söylenmiş şarkısıdır... Nevzat Çapkın, ömrünü cezaevinde geçiren yazı emekçilerindendir. Hapishanenin duvarlarına, zulmüne aldırmaksızın durmadan üreten bir yazardır.”

Seyit OKTAY  E Tipi Cezaevi  C-12   SİİRT

“ÇİÇEĞE AĞIT”

Sayfalar