Mektuplar

"Başta siz olmak üzere emeği geçen bütün güzel insanlara içten teşekkür etmek biz devrimci tutsaklar için bir sorumluktur."

" Arkadaşların her biri birbirinden güzel ve de anlamlı olan üretimlerinin bir kitapta toplanarak kalıcı olması ve geniş çevrelere ulaşmasına öncülük yapan başta siz olmak üzere emeği geçen bütün güzel insanlara içten teşekkür etmek biz devrimci tutsaklar için bir sorumluktur. İyi ki varsınız!"

RESUL KOCATÜRK F TİPİ CEZAEVİ B-10 HACILAR-KIRIKKALE

***

‘’Ey benim kızıl yıldızım. Bundan sonra da daha büyük bir kızıla boyanan kendi ışınlarıyla bütün dünyaya işçilerine özgürlük, eşitlik, kardeşlik saç. ‘’

M. Suphi

 

16.16.2019

Görülmüştür Ekibi beni asistan olarak kabul eder mi acaba? Yerleri silerim, bulaşıkları yıkayıp çay –kahve servisi yaparım:)

“Bu arada ‘’Yargı Reformu‘’ndan bahsediliyor. Eğer gerçekleşirse ellerimizde çiçeklerle sizleri görmeye geleceğim. Görülmüştür Ekibi beni asistan olarak kabul eder mi acaba?  Yerleri silerim, bulaşıkları yıkayıp çay –kahve servisi yaparım:)  İçerde çamaşır yıkmaya alıştığım için çamaşırları da yıkarım:) Bakkala da giderim J”

MELİH GÜRLER  T TİPİ KAPALI HAPİSHANE  B-4   BEŞİKDÜZÜ -TRABZON

 

***

TRABZON ‘DAN

16.06.2019

Merhabalar

162 Gün Açlık Grevinden Sonra karikatürist Özlem Özdemir'den Mektup Aldık

Sevgili Adil yoldaşım
Merhaba

Seni sevgiyle kucaklıyorum öncelikle. Açlık grevimiz 162.günde bitti. Altı gün hastanede kaldık. Açıkçası insan eylemdeyken fark etmiyor fakat hastane sürecinde aslından bünyenin, vücudun ne kadar yıpranmış olduğunu fark ediyorsun.

Biz şanslıydık. En azından hastaneye kaldırıldık. B vitamini, serum vs. aldık. Birçok cezaevinde bırak elem bitimini, eylem sürecinde dahi doğru düzgün ilgilenilmedi arkadaşlarla. Arkadaşlar da kalıcı bir şeyler, hasar vb. olmasından korkuyorum. Umarım olmaz…

Kızından Sırrı Süreyya Önder'e mektup

Cezaevi’nde olan HDP eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in kızı Ceren Önder, babasını yazdığı yazısında, “Mutluluların, mutsuzlara borcu var” dedi.

Çözüm sürecide yaptıklarından ve konuşmalarından dolayı cezaevinde olsan HDP eski Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in kızı Ceren Önder, sosyal medya hesabından babasına olan özlemini yazdı.

Ceren Önder şunları yazdı.

“Yarın Salı, kapalı görüş Salısı…

Yeni bir kitap: "Sabırsızlıkla çift taraflı yazılıp, beklenen MEKTUPLAR"

Gül Güzel’in “Zindandan mektup var” adlı kitabı çıktı. Kitap hakkında Avrupa Forum'da yayınlanan yazıyı paylaşıyoruz:

MEKTUPLARDAN YÜREKLERE, YÜREKLERDEN HAYATA UMUT VEREN SESLER

Emek ve İdeolojilerini, dünya’daki Tüm Halkların Kendi Kaderini Tayin etme hakkı Mücadelesi veren, Onurlu Özgürlük Devrimcileri

Kadın ve Erkeklere atfedilen belgesel bir KİTAP

Gazeteci, yazar Gül Güzel olarak, tutuklu, hükümlü kadın ve erkek arkadaşlarımla birlikte yazdım. Ve o yüzden de ‘’BİZİM KİTABIMIZ’’ adını verdim (ZİNDANDAN MEKTUP VAR).

Tutsak Karikatürist Ahmet Bilge'den teşekkür mektubu

Önce gönderdiğin kartı, daha sonra da ‘’deneme’’ sayfalarından iki örnek aldım.
Sergiyle ilgili de katılımın olmasına sevindim. Gönül isterdi ki bizimkileri de göndereyim ama Diyarbakır ‘da oturuyorlar ve arada epey mesafe var ne yazık ki!
Emek ve çabalarınızdan dolayı ayrıca kutluyor ve teşekkür ediyorum. Umarım yapılacak yeni sergiler de gerekli ilgiyi görür.
Örneklere dair de düşüncelerimi belirteyim. Çok güzel olmuşlar bence. Kuru kalemle renklendirmiştim ben. İyi çıkar mı? Diye merak etmiştim ama renkler umduğumdan iyi çıkmış.

Mola da yola dahil... insan cezaevinde gözyaşlarını tasarruflu kullanmalı...

baştan söyleyeyim, bu çok kişisel bir yazı. bakırköy kadın kapalı cezaevi’ne teslim olduğumda, ocak sonuydu, kışı orada bitirdim, baharı devirdim, yazı eskişehir çifteler kadın açık cezaevi’nde karşıladım. bakırköy’ün müdürü, ilk gün, beni altı ay sonra açık cezaevine sevk edeceğini söyledi. avukatlar sağolsun, dört ay tutabildi. bakırköy’de hücrede kaldım, çifteler’de çocuklu koğuşunda. farklı köklerden, farklı maceralardan kadınlar tanıdım. çekpas hâkimiyetim gelişti, çamaşır suyuna olan güvenim arttı.

“İşkence bedeni incitir, zulüm yüreği acıtır”... Mehmet Karahan

Başlık, Bolu Hapishanesi'nde tutulan Mehmet Karahan'ın komisyonumuza gönderdiği mektubunda yaptığı bir vurgudan alıntı. Vurgunun tamamı şöyle: “ İşkence bedeni incitir, zulüm yüreği acıtır. Anneye zulüm ruhu oynatır. Zulümün hesabı mutlaka sorulmalı, zulüm hesapsız kalmamalı.”
 

Gazeteci Bedri Adanır bir kez daha bulunduğu hapishaneden bianet’e yazdı.

AVUKAT AHMET ÖZMEN YORUMLUYOR “İnfaz Rejiminin Denetimli Serbestlik Açısından Eşitlenmesi Gerek”
Bulunduğu hapishaneden haber yapmaya devam eden gazeteci Bedri Adanır, denetimli serbestlik uygulamasındaki aksaklıklara dikkat çekti. Avukat Özmen de uygulamadaki eşitsizliği anlattı.

sergimizde yer alan tutsaklardan Ahmet Bilge ve Ömer Özdurak'tan mektup var

14.05.2019

Sevgili Adil Abi;

               Önce gönderdiğin kartı, daha sonra da sergi kitabı ‘’deneme’’ sayfalarından iki örnek aldım.

               Sergiyle ilgili de katılımın olmasına sevindim. Gönül isterdi ki bizimkileri de göndereyim ama Diyarbakır ‘da oturuyorlar ve arada epey mesafe var ne yazık ki!

               Emek ve çabalarınızdan dolayı ayrıca kutluyor ve teşekkür ediyorum. Umarım yapılacak yeni sergiler de gerekli ilgiyi görür.

"sevgili Herkes"... Dışarıdan içeri mektup

mektubuma böyle başladım.


Cezaevinde bulunan gazetecilere mektup çağrısı “Dışardaki gazeteciler”den geldi. Ben Elif’i (Ilgaz) biliyorum. O da beni. Onun abisini de biliyorum, Kerem’i… Metin Göktepe’yi yaşarken gören son meslektaşı. Gözaltına alınmak üzere olan Metin’in kolunu bırakmayan genç Cumhuriyet muhabiriydi Kerem Ilgaz. Babalarını da biliyorum Aydın Ilgaz’ı… Benim sevgili ağabeyim. Sonra hepsinin büyüğü bizim de baş tacımız edebiyatımızın dev ismi Rıfat Ilgaz’ı… Rıfat Hoca’yı herkes biliyor.

Sevgili dostlar bizler de mermer kanatlı, bahar yürekli kadın Leyla Güven ‘in öncülüğünde özgürlüğün, yaşamın, sevginin hakikatine erişebilmek ve daha güzel yarınlar için bedenimizi Açlık Grevi ateşine yatırdık.

Değerli Arkadaşlar;

                Sizleri içerisinde bulunduğumuz bahar kokulu günlerin sıcaklığıyla selamlıyor , ‘’Görülmüştür ‘’ ekibine ve tüm dostlara sevgilerimi, saygılarımıgönderiyor, sağlıktemennisinin de ötesinde ruhsal, düşünsel ve fiziksel bakımdan mükemmel bir sağlamlık diliyorum. Sırf anlamsızlığı dayatanlara ve insanlığı aşağılayanlara inat olsun diye değil, öyle olması gerektiği için öyle olmanızı diliyor ve yürekten istiyorum.

"Biliyoruz ki, bu barbarlık zamanları geçicidir..."

Müebbetlik tutsak Deniz Tepeli'den mektup var:

"Merhaba

(...)

Biliyoru ki bu barbarlık zamanları geçicidir. Tam da bu günler gibi, mevsim bahar yakınken kar yağar, soğur hava. Bunlar geçişin dönüm noktalarıdır. Elbette bizim caddelerimize de bayram gelecek. Daha dün diyeceğimiz zamanlarda onlarca yıllık diktatörlüklerin yıkılışını gördük. Hala da devriliyorlar domino taşları gibi.

o günleri de görmek dileğiyle.

Ne olursa olsun bunun bir parçası, tarafı olmanın mutluluğu tüm zorlukların ötesinde.

Acıyı bal eylemek gibi.

Selam ve sevgiler

Tutsak Feyyaz Deniz'den mektup var ;Neredeyse bütün sesler tutsak edildi

                                                                                                                                             22.04.2019

                                Merhaba Sevgili Dostlar;

                Baharın kurak ruhlara yağmak için bin bir zorluklar ile cebelleştiği bu dönemde bu buluşmamızın baharı müjdelemesini umut ediyor ve sizleri sımsıkı kucaklıyorum.

Sürgüne gönderilen kadın tutsak yaşadığı işkenceyi anlatıyor

“Merhaba sevgili Adil abi, Gönderdiğin kitapları aldım. 25 Gün ışıksız, elektriksiz bir hücrede kaldım. Gündüz dışarıdan yansıyan ışıkla da olsa kitaplarını okudum. Bana, yalnızlığıma arkadaş oldular. Böylece sürgüne yollandığım yeni mekanda hücreli günlerin ilk kitabını, faksını, ve de mektubunu senden aldım. kendimi yalnız hissettirmediniz. Bu yüreğe, duyarlılığa ne desem az gelecek.. Sizinle o küf kokan, nemli yosun tutmuş hücrem yaşanır oldu. sıcak bir çay bile yoktu ama hücreme sevginiz, dostluğunuz ve dayanışmanız vardı. Ben sizinle hücremde çoğaldım. İçim ısındı.

Tutuklu Barış Akademisyeni Tuna Altınel: Dayanışma Yaşatır

Barış bildirisi imzacısı akademisyen Tuna Altınel, tutuklu bulunduğu cezaevinden bianet'e gönderdiği mesajında "Bu yolda birlikte yürüdüğüm o bütün yoldaşlarımla aynı tutarlılığı göstermeye devam edeceğiz, dayanışmamız hep sürecek" dedi.

inanılmaz zulüm: SİYASİ TUTUKLUYA KELEPÇELİ DOĞUM YAPTIRDILAR... LOHUSA HALDE BEBEĞİYLE "TABUTLUK" İÇİNDE SÜRGÜNE YOLLADILAR

Radikal Sol Örgüt Üyesi suçlamasıyla tutuklanan Rabia Bıyıklı'nın mektubu hamile anneye yaşatılan inanılmaz bir vahşeti ortaya çıkardı.

Anne doğum yaparken kelepçeler çıkarılmadı.

Aynı uygulama yeni doğan bebeğe de yaşatıldı.

MAVİ BEBEĞİ KIRKI ÇIKMADAN ANNENİN DE DİKİŞLERİ KAPANMADAN “TABUTLUK” ADI VERİLEN RİNG ARACIYLA 450 KM UZAĞA SÜRGÜNE YOLLADILAR. HAPİSHANE DOKTORU ANNE VE BEBEĞE -MUAYANE ETMEDEN- SÜRGÜNE GÖNDERİLEBİLİR RAPORU VERDİ.

Rabia Bıyıklı'nın ekibimize yolladığı mektubu yayınlıyoruz.

***

Bebek Arin'den ve annesinden haber var

"

Küçüğüm

Sen benim şiirim

Her satırda tadına yeniden vardığım

Şiirime ilham veren

Uçsuz bucaksız gök mavisi gibi.

Yaşam sen oluyorsun, nefes sen.

Yarım bıraktığım boşlukları doldurarak geldin.

Acılarımı unutturup merhaba dedin.

Karanlığımın içindeki küçük ateş böceğimsin.

O minik tombul ellerinle dokunup baba

Gülmeyi hatırlattın yenide.

Geçmişin karanlığını bıraktırıp.

Geleceğe umut oldun küçüğüm."

 

YILDIZ SÖNMEZ

KAMPÜS KADIN KAPALI HAPİSHANE

Sürgüne Yollanan Duygu Canıtez'den Mektup Var

"Siyasi tutsaklarla ilgili çalışmalarınızı dışarıdayken takip ediyordum. İki yıldır da içeriden bir gözle bakabilme ‘’ imkânına ‘’ sahip oldum. Faşizm böyle ‘’imkânlar ‘’ sunuyor bizlere :)"

DUYGU CANITEZ KAYSERİ KADIN KAPALI C.İK. A-2 BÜNYAN-KAYSERİ

***

Sevgili Adil Okay ;

            Merhaba… Öncelikle umutla ve dirençle sımsıkı kucaklıyor. Sevgi ve selamlarımı gönderiyorum sana. Nasılsın? Umut ediyorum ki iyisindir.

Tekirdağ hapishanesinde yazılan öykü: MAHALLEDE SAHİPSİZ ARABA

 

Güneşli bir gün biz çocuklar tatilin rehavetiyle biraz geç uyanmış, kahvaltımızı edip Yenibosna sokaklarını yeni yeni doldurmaya başlamıştık. İlk olarak sokağımızın aşağı ucunda oturan Hasan’a rastladım. Hasan o dönemki kankamdı. Onunla muahabbet ederek dolaşmaya başladık.

Gözlerimiz mahalledeki samimi olduğumuz diğer çocukları ararken, bir kaç sokak ileride, sokakları dikine bölerek ilerleyen yol üzerinde park etmiş siyah bir otomobil farkettik. Otomobilin başında da iki çocuk merakla ona bakıyordu.

Sayfalar