Hapishane Edebiyatı

"Hapishanelerdeki gerçek yazarlar onlardır ve maalesef çok az biliniyor, çok az okunuyorlar."

"Ayhan Kavak ve Adil Okay’ın birlikte hazırladıkları “Firari Yazılar” adlı bir kitap var. Bu kitaptan, hapishanedeki yazarlara dair kapsamlı bilgilere ulaşabilirsiniz, tavsiye ederim. Şimdiden iyi okumalar."

Selahattin Demirtaş. Edirne F Tipi Hapishanesi

***

BASIN AÇIKLAMASI... YAZAR ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI: HAPİSHANEDEKİ KEYFİ KİTAP YASAKLAMALARINA KARŞI MÜDAHİL OLUN

“Sansür yalnızca üretim için gerek duyulan kaynakların yasaklanması olarak çıkmaz karşınıza. Kimi zaman da doğrudan, üretimleriniz idarenin politik tercihlerinin hışmına uğrayabilir ve bazen kısmen bazen tamamen sansürlenir. Bu durum sıklıkla yaşandığından, giderek “acaba şunu yazsam takılır mı” kaygısı oluşabiliyor. Böylece “öğrenilmiş çaresizlik” denilebilecek oto sansür gelişebiliyor. Bu da bir çeşit ezop dili geliştirilmesine ve güçlü imgeler yaratılmasına da sebep olabiliyor.”

Erol Zavar. F Tipi Hapishane. Bolu Bolu hapishanesi,

Iğdır hapishanesinde yazılan bir deneme: SAKLAMBAÇ

“Ebe olmak ister miydin? Büyüdüğün topraklarda yaşayan canlıları, bütünlüğü sorgulamak ister misin? Buna cesaretin var mı? Sorgularken başına gelecekleri iyi düşündün mü? Başına ne gelebilir ki? En fazla aklını yitirirsin mesela “şizofren” olursun. Aklının almayacağı milyonlarca gerçekliklerle karşılaşacaksın.”

Melih Gürler. S tipi Hapishane. Iğdır

19.12.2021 Iğdır’dan

“SAKLAMBAÇ”

BİR TUHAF EVRİM HİKAYESİ

Yaşamak ve yaşatmak için el ele, yürek yüreğe yürümek için, kendimizi ve bu evrendeki yerimizi doğru belirleyebiliriz. Belki de bütün mesele budur; unuttuğumuzu hatırlayalım, hatırladığımızı hayatımıza uyarlayalım. Basit, belki naif, sıradan belki kırılgan ama hakikatin bütün veçhelerin ortak karakteri böyledir. Tıpkı varlığımız gibi bütün güçlülüğümüz aslında zayıflığımızdır. Biz bu hikayede ancak bir şekilde var olabiliriz: ‘Yaşamak ve Yaşatmakla’.

Seyit OKTAY T Tipi Cezaevi B1-1 TOKAT

***

EVRENİN OLUŞUMU

"Herkesin kendi renginde yaşadığı bir dünya dileğiyle yeni yılınızı kutluyorum..."

06.12.2021

Sersal Piroz be!

Bakarsın bir sabah

Büyüğü “devlet dersinde öldürüldü”

Küçüğü aile dersinde

Ortancası örgütten bir ömürdür

                        cezaevinde

boyuna sırıtıyor yetkili çakallar

dağ dağ büyüyor öfkeler

olmaz değil, bakarsın bir sabah

deli bir çığ kopar her yandan

bütün hırsızlar altında kalır

emek, irade, ömür hırsızları

sevinç, ümit, anlam hırsızları

barış, söz ve gül hırsızları…

kuşlar çığlık çığlığa uçar

                                   2020

Mehmet Salih Erol'un cezaevinde yazdığı ve Abdullah Duran öykü yarışmasında ödül alan öyküsü...

AĞIRLAŞTIRILMIŞ GECE

Sancılar içinde uyanıp gözlerini açtığında, başını yastıktan zorlanarak kaldırıp etrafa bakındı. İçinden bağırmak geçti ama aniden buna engel olması gerektiğini fark etti. Üzerinde son birkaç gündür onu iyice yormaya başlayan bir ağırlık...

Koca bir çığın altında gibi hissediyordu. Gözü her kapandığında Gabus cini sanki boğazına çöküp onu nefessiz bırakıyor, ‘nefes alamıyorum’ diye çırpınıp avazı çıktığı kadar bağırmak istese de yalnızlığın soğukluğuyla birleşen Gabus’un delikli elleri buna izin vermiyordu.

Bünyan Hapishanesinden gelen bir öykü

“O” Binbir türlü belirsizliğin aklımın içinde hareket etmesine ve gölgelerin yüzüme düşüyor olmasına rağmen hafifçe gülümsüyorum. Engel olamadığım bu gülümseme yüzünden keskin bir suçluluk duygusu hissediyorum. Aslında gülmek, içinde bulunduğum durumu göz önüne alırsam; yapabileceğim en son şeydir. Çünkü topraklarımızdan atılmıştık, açtık, hastalıklarla boğuşuyorduk, sevdiklerimizi bıraktık arkamızda ve çok da ölü…

Ümüş Eylül Dergisinin 41. Sayısı

Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2021 tarihli 41. sayısı elimize ulaştı. Şu bağlantılardan e-dergi biçimine erişebilirsiniz:

  • https://drive.google.com/file/d/1ij3SRACt85gbVAnkhBIm26tIRSARKVya/view?usp=sharing
  • https://issuu.com/gorulmuturamacozulmemitir/docs/41_-_m_eyl_l

Bütün sayılar için şu bağlantıları ziyaret edebilirsiniz:

"FİRARİ YAZILAR- İÇERİDEKİ YAZARLARLA SÖYLEŞİLER" ÇOK YAKINDA YAYINLANIYOR

Görülmüştür Kolektifi'nden Adil Okay ile tutsak doktor Ayhan Kavak'ın bir yıldır süren çalışması -Gültan Kışanak'ın, Leyla Atabay'ın, Selahattin Demirtaş'ın ve 38 mahpus yazar ve şairin katkısıyla- nihayet sonuçlandı. Firari yazılar adlı kitap klaros yayınlarından çıkıyor.

iletişim:

[email protected]

veya

[email protected]

l

***

Arka kapaktan bir bölüm:

DELİ GÜCÜ

 

            Yatakta uzanmış okuduğu kitaba ilk sayfasından itibaren hayran olmuştu. Satırlardaki malzemeden çalınmamış, hatta daha cömert olunamayacağını kanıtlamak istercesine kullanılan küfürler çok hoşuna gitmişti. O da dolmuştu son limitine kadar. Kitaptaki kahraman rahatlığını kıskanarak arkadaşlarına, selam verene-vermeyene, alana-almayana, herkese sövmek istiyordu. “Ne küfrediyorsun” diyene tüm literatürdekileri sıralamak ve “daha ister misin” der gibi sırıtmak ne güzel olurdu.

Ekmeğin Bedeli

 

Buğday ve suydu

Şimdiye dek ekmek

Oysa kaç kurşun sıkıldı,

Kan bulaştı

Ona ulaşmak isteyen çocuklara

En şanslısı sıcacık, mis kokusuyla

Isırırken koca koca

Berkin koşarak, kahkahalarıyla

İçinden geçti.

Arkasından iki fırıncı arkadaşı

Buğday ve suyu bulaştıracakken

Ekmek daha da ağırlaştı.

Gözyaşları, ağıtlar

Kurşunlara ve kana karıştı.

Cizre’nin sokaklarında

Vurulurken çocuklar

Ekmek

Buğday ve su olmayı

Çoktan bıraktı.

UMUT ÇIĞLIĞI

 

Saat kör geceyi vururken,

Hüzünlü bir şarkı yuvalanır dilden öteye.

Açılır şimdi mazilerin vanası aheste aheste.

Ne kadar güzeldi dağların eteğinde dinlediğim kaval sesi.

Ovaların yeşilimsi halısında, kokladığım papatyalar,

Peki ya ay ışığında koştuğum sokaklar

Arşı yaran körpe türkülerim…

Katre katre dökülür suskun gözlere

Özlem nedir? Sıla nedir? Hasret nedir?

Zindan kördür, gecesini şiir aydınlatır

Dökülür işte birkaç dert u cefa

Ne yazık ki işitmez zebani duvarlar

Adnan Öztel Şiirleri: "ZİNDANLARDAN HAYKIRAN ŞİİRSEL ESTETİK"

 

“Şiirin duyarlıklarından

soylu tatlar alabilen insan,

gerçek bir şairdir.”[1]

 

Berrin Taş, “Düş gücü dünyanın seslerini dört duvar arasında çoğaltıyor,” diye betimliyor Onun şiirini…

“O da kim” mi?

Adı Adnan Öztel; çok uzun süredir - yıllardır diyelim!-; Tekirdağ 1. Nolu F Tipi Hapishane’sinde (C-96) “Estetik”e[2] kafa yoranlardan…

27 yıldır tutsak olan Çomak'tan yeni bir kitap

KARINCA YUVASINI DAĞITMAMAK 
 
27 yıldır cezaevinde bulunan şair İlhan Sami Çomak'ın yeni otobiyografik kitabı çıktı. 
 
 
Şair ve yazar İlhan Sami Çomak'ın çocukluğunu, tutuklanma hikâyesini ve cezaevi yıllarını anlatışının yanı sıra şiirini, şiirinin arkasında yatanları, hayata bakışını ve bir ömür süren adalet arayışını da anlattığı ‘Karınca Yuvasını Dağıtmamak’ isimli otobiyografisi İletişim Yayınları’ndan çıktı. 
 

25 Yıldır tutsak olan Hakkı Ay'dan şiir

Hakkı AY

1 No’lu Y.G.K Ceza İnfaz Kurumu   Sol –C/2 Odası - ELAZIĞ

 

EŞKAL

 

Bir yar sevdim, anlatamam.

Buğday saçlı,

gül yanaklı,

yosun gözlü…

 

Bir zalimin eline düşmüş,

her günü işkence, işgal…

Saplantılı bir sabrı var; taşı çatlatır orta yerinden.

İki de çocuğu var ki: nur topu…

 

Biri hırçın, hışmına dağ dayanmaz.

Diğeri ağır başlı,

derin…

derin…

 

Bir yar sevdim, endamına adaklar verile.

Gül memeleri var, yamaçları kar beyazı.

Gözlerimdeki damla

 

GÖZLERİMDEKİ DAMLAM

 

Ne zaman güneşe baksam

gülüşüne takılıp,

gözlerini düşünüyorum

Gamzelerinde kuruyorum gökyüzümü.

Yıldızlara adını veriyorum

adınla parlıyor Dünyam.

 

Kuşların kanadına bağlıyorum

sana olan sevgimi.

Gözkyüzü sevgine bulaşıyor

Yönünü sana veren rüzgar

özlemini taşıyor.

Güzelliğini senden alan

ülkemin özlemiyle

sayıyorum saniyeleri.

Sana olan sevgimi

şairin kalemiyle yazıyorum

şiirim oluyorsun

seni okuyorum.

25 Yıldır Tutsak olan Hasan Polat'ın yeni kitabı "Halden hale kelimeler"

Tanıtım yazısı:

"25 yıl. Dile kolay. Kesintisiz 25 yıllık mahpus. Devrim ve sosyalizm için bedel 
ödeyenlerimizden.

Hasan Polat, birçok dergi, gazete ve haber sitelerine yazdığı makalelerden oluşan birikimini Halden Hale Kelimelerde 
derledi toparladı. 

Bize düşen ise onu yayınlamak ve okuyucuyla buluşturmak. Bir an özgürlüğüne kavuşması dileğiyle. 

SAİT GABARİ’NİN GÖZLERİ VE MÜZİK

Bin yılların dengbêj geleneğinde pişerek günümüz müzik dünyasında yeri doldurulamayacak Ozan Sait Gabari’nin bestelediği ve dokunaklı sesiyle dile getirdiği yüzlerce şarkısı vardır. Gerek Kürtçe icra edenlerce gerekse de müziğinin intihal edilip orijinal sözlerinin yerine anlamsız sözcükler uydurarak Türkçeye çevrilmiş birçok eseri bulunmaktadır. Saddam döneminde derdest edilerek ağır işkencelerden geçen Sait Gabari’nin önüne iki seçenek konulur. Ya kör edilecek ya da dili kesilecektir. Seçim senin derler ona. Gözlerini alabileceklerini söyler işkencecilere.

Tokat hapishanesinde yazılan bir öykü: "YAPRAK VE RÜZGARIN DANSI"

YAPRAK VE RÜZGARIN DANSI...

            “Ben bir yaprağım. Hangi ağacın yaprağı olduğum önemli değil. Bir bahar sabahı ait olduğum ağacın tomurcuğa durmasıyla yeşermeye başladım. Ağacım yağmurla beslenirken, ben damarlarından bana ulaşan hayatla yeşeririm. Dalımda açar, acele etmeden büyürüm. Büyüdükçe, kış boyunca kurumuş, çöle dönmüş ağacımda hayat yeniden başlar. Rengim hayatla özdeştir. Ağacı büyüleyici kılan ben ve kardeşlerim bir de gölgemizde büyüyen ağacımızın meyvesidir.”