Hapishane Edebiyatı

Suruç Gazisinin hapishanede yazdığı öykü: TAŞKIN

             Öğle yemeğinden sonra her zaman ki gibi köşemize çekilmiştik. Sıkılganlıkla kapadığım gözlerimi sese açtım. Bir şey düşmüştü. Önemsemedim ama yeniden uyumak için daha kazla çabalamalıydım. Eskiden , böyle zamanların en güzel yanı düşlerimle başbaşalığım olurdu. Ucunu-bucunu bilemediğim, rengârenk düşlerim. Onlarla yaşadım, koştum, dönüştüm. Şimdi ki ise garip bir duygu, daha önce hissetmediğim. Ölü değilim. Bedenim, zihnim beni doğruluyor .Yüreğimi karartmadım . Fakat , sanki düşlerim terk etti beni, bir başıma kaldım . Birbaşılığımla mutsuzum.

Tutsak yazar Ayhan Kavaktan roman değerlendirmesi: Yüzün Eksik Parçası

YÜZÜN EKSİK PARÇASI HAKKINDA

Ayhan KAVAK

Colm Toibi’nin “Güney” adlı romanında geçer, İrlandaca’da sürgünün anlamı deorai imiş. Deor, gözyaşı anlamına gelirken, deorai ise gözyaşını tanımış kimse demekmiş. Dünya dillerinde böylesi cuk oturan başka tanım var mı bilemem ama kanımca gözyaşını tanımak sürgün trajedisini ancak bu kadar isabetli ifade edebilirdi.

İdris Bayülken'in hapishanede yazdığı roman: Üç Kırık Dal

SIRRI SÜREYYA ÖNDER: BALUKEN’İN KİTABI İÇİN HİÇBİR EDEBİYAT ELEŞTİRMENİ BU BİR İLK ROMANDIR DİYEMEYECEK.

Cezaevinden ilk söyleşisini geçtiğimiz günlerde Mezopotamya Ajansı’ndan Hayri Demir’e veren Baluken’in bu ikinci söyleşisinin detaylarına geçmeden önce, romanını ilk paylaştığı isimlerden HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in Üç Kırık Dal‘la ilgili sorumuza verdiği yanıtı paylaşalım:

***

İnan Gök'ün Edirne Hapishanesinde yazdığı şiir:

BİR OLSA

Bir yağmur olsun

Beton görmeden düşsün saçlarıma

Bir rüzgâr essin

Dikenli tel kesmeden şarkısını

Bir ay doğsun

İlk akşamdan görelim

Gece çökmeden, göğe çıkmadan bir dalga vursun

Ömrümüzün kıyısına

Bir yelken açsım

Kızıl ton ufuklara

Bir nehir olsa

yüreğin yüreklere

Sınır tanımadan aksa

rengi neşe yarınlara

Bir soluk olsa

ömrün umuda

Bir yağmur olsan

Mesela

Bağrını açmaz mı kurak topraklar

Bir rüzgâr olsan

kuşlar uçmaz mı kollarında

İbrahim Şahin'in Tekirdağ Hapishanesinde yazdığı şiir

Karanlık Gidip Gelemez

 

Ölmek gibi değil sınırındayız bu zamanların

ama soluyor rengi hayatın

sokağın kır çiçeklerinin ve kelebeklerin

vardı, bu günler de yolculuk hesabında

acıdan zehirlenerek, yaşamaya yürürken

anılar yerine umut tozlanamaz

bu karanlık bu meydandan sağ çıkamaz

 

yalan gecenin tatlı rüyası saraylarda

en sahicileri şafaklarda tükendi

yırtıldı maskeleri bozuldu hayalleri

hakikati giyinenler kaldık baharda

yangın denli günler bastırdığında

Politik tutsak Cevdet Gündemir romanı hakkında

Dört Duvarı Aşan Bir Roman: Kerempe'de Bir Yaşam

Uzunca bir süre hapishanede tutsaklık yaşamış bir dostum, hapishanede düşüncelerin ve duyguların derinleştiğini söylemişti. Sanırım mahpus yazarların da eserlerinin derinliği buradan geliyor. Son okuduğum mahpus yazar Cevdet Gündemir’in Sancı Yayınları’ndan çıkan ilk romanı Kerempe’de Bir Yaşam isimli kitabı okunmaya değer.

 

Duvardaki Şahmeran

DUVARDAKİ ŞAHMARAN

 

            Seyit Oktay

 

            Yüzü güzel bir kadına benzyen, gövdesi yılan derili, onlarca yılanbaşlı ayağıyla amcamın evinin duvarında asılıydı. Anlamını ve ne olduğunu bilmeden hayranlıkla izlerdim bu resmi.

            Adını büyüyünce öğrendim: Şahmaran!

'Böğürtlen Zamanı’nın üçüncü kitap taslağına el konuldu

İZMİR - Ödemiş T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yapılan koğuş baskınlarında yazar Murat Türk’ün, “Böğürtlen Zamanı” kitap serisinin üçüncüsü olan “Dağların Uğultusu” isimli kitap taslağına el konuldu. 

 

İzmir Ödemiş T Tipi Kapalı Cezaevi’nde geçtiğimiz günlerde yapılan koğuş baskınlarında tutukluların eşyalarına ve çalışmalarına el konuldu. Cezaevinde kalan yazar Murat Türk’ün “Böğürtlen Zamanı” kitap dizisinin ilk iki serisi olan “Arayış” ve “Buluşma” isimli yayınlanmış kitaplarının yanı sıra serinin üçüncü cildi olan “Dağların Uğultusu” isimli kitap taslağına da el konuldu. 

TELDEKİ GÜVERCİN - ELLER VE KANATLAR

          Bir güz günü Ağrı Dağı’nın doruklarından esen dondurucu yel, ısıtmayan güneşle birlikte Ramazan’ın yüzünü yalarken henüz uyanmıştı seherin tatlı uykusundan gözleri yarı kapalı, anasının zoruyla çıktı avludaki çeşmeye, buz gibi suyu vurunca yüzüne artık uyanmayan hücreleri kalmamıştı. Gözleri iri iri açılmış, Diyadin’e bağlı küçük köylerinden yükselen hayvan sesleri kulağına dolmuştu.

      Gök yüzüne baktı, hava açıktı, göç vaktiydi, Turnalar, kırlangıçlar, katar katar uçuyordu güneye. Ramazan kuşları seviyordu.

Ay Portakalı ve Ümran Düşünsel

Hapishanelere yeni yayınlanan kitaplarından yüzlerce yollayan duyarlı yazarlardan Ümran Düşünsel'in öykü kitabı hakkında tutsak doktor Ayhan Kavak'ın yazdığı değerlendirme yazısını paylaşıyoruz.

Ayhan Kavak                                             

                        AY PORTAKALI

“Kırık patika “ öykü kitabıyla edebiyat dünyasına giriş yaptığım Ümran Düşünsel’in yeni verimi olan “Ay Portakalı“ Mayıs 2017 tarihinde Ütopya Yayınlarından çıktı. Kapak tasarımında sayfa düzenine kadar itinayla kotarılan bir ese var karşımızda.

Tutsak Doktordan Bir şiir: KENTLER

KENTLER

Sana ne demek bilemem

 Bana tükenmiş soluk

 Üstüme üstüme yığılan

Çirkin duvarları anlatır kentler…

Sanrı belleme sakın

Boy veren garabette belli mi ola

Ölüm kapaksız logarda pusuda

Ah düştü düşer!

Kendi pisliğinde boğulur insan.

Hani betonun erişmediği doğa korunaklığında

Öter ya cırcır böceği

Gamsızlıktaki ötüş geceye nazire

Deruni bakışla kaldırıp da başını semaya

Lȃl olur dil

Zamansızlıkta ışıltılı yıldız raksı

İşte o ȃn benliğin evren.

Tutsak Cihan Karaman'dan yeni bir öykü: KAPLUMBAĞA HİKAYESİ

                Bastığı zemin betondu, sert, soğuk. İlk defa çayırlar dışında bir yere değiyordu ayakları. Yabancıydı, hiç bir şey hissetmedi temas ettiğinde.  Kocaman taş yapılar, kulak tırmalayıcı sesler, sürekli sağa sola koşturan insanlar vardı etrafında. Bir teki bile gözlerini aşağıya indirip, yol ortasında gezen kaplumbağa bakmıyordu.

Tutsak yazar Şiir Hakkında yazdı

                                         ŞİİR DEVRİMCİDİR!

   ’’Onurunu yitiren toplumda şair,onuruna çıkan bir varlık olabilmeli’’

                                      ( Baudelaire)

 

                          Hayat şiirle akışa geçer…

Diyarbakır Cezaevi’ni “5 Nolu’da Kadın Olmak” kitabında anlattı

DİYARBAKIR – 1980 darbesi döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde bir yıl kalan Rahime Kesici, “5 Nolu’da Kadın Olmak” adlı ilk kitabıyla ‘işkencehanelerde kadın olma’ durumuna ışık tutuyor. Rahime, diz çöktürülmeye çalışılan pek çok kadının yaşadıklarını fotoğraflar, belgeler ve anılarla anlatıyor.

1980 darbesinin ardından Diyarbakır Cezaevi’nde bir yıl kalan Rahime Kesici, Ajans Nas Yayınları’ndan çıkan 202 sayfalık “5 Nolu’da Kadın Olmak” adlı ilk kitabıyla ‘işkencehanelerde kadın olma’ durumuna ışık tutuyor.

Tekirdağ hapishanesinden Yolladığımız Bir Romana Eleştiri

“(Bu) kitap, arka planda, siyasi mültecilikten Türkiye’de hapishaneler sorununa; insandaki söz ve eylem tutarsızlığından, bilim insanlarının nasıl olup da faşizmle ya da polislerle iş birliği yapabileceği sorununa kadar daha başka birçok konuya, (…) parmak basıyor. İşte bu nedenlerle kitabı değerli buluyor ve ele aldığı konularla toplu tartışmaları tetikleyebilirse amacına ulaşacağını düşünüyorum. Tabii kitabın özgün kurgusu; akıcı, sade ve canlı diliyle edebiyatımıza yaptığı katkıyı da göz ardı etmeden…”

 

Hasan Şahingöz

 

Bir Tutsak Öyküsü: “KİRLİ BİR NEHRE ATILDIĞIM GÜN”

“30 Ağustos 2006”

“KİRLİ BİR NEHRE ATILDIĞIM GÜN”

Bakkalın borcu, elektrik, su, taksitlerinin birkitğinden yakınan annemin sesini duydum. Ağlamaklıydı sesi. Odadan çıkmadan oyalandım biraz. Babamın cevabını bekledim belki de, oysa işe de geç kalıyordum. Beş-on yada onbeş dakikadır babamdan bir ses yoktu.

Odamdan çıktığımda babamla gözgöze geldik. Burnumun ucu biran sızladı. Konuşulanları duyduğumu sezmişti sanki. Bir anda enseme yapışıp gülümseyerek 

Sayfalar