Hapishane Edebiyatı

25 Yıldır Tutsak Olan Felemez Erdem'den Yeni Bir Şiir ve Bir resim

Sevgili Adil Hoca, sevgili yeğenim Öykü ve tüm "Görülmüştür" ailesine. Sizinle kısa bir şiir paylaşmak istiyorum. Bir de yeğenim Öykü'nün iki fotoğrafını çizdim. Umarım beğenir. Küçük Öykü'müz şimdi büyümüş. Uzun süredir atölyeye çıkmıyoruz. Yoksa kendisine yağlı boyadan bir tablo yapardım. (...) İnsanlar en zor ve acı dolu günlerinde yoğunlaşıyor.

Felemez Erdem

E Tipi Kapalı Hapishane B- 12

Elbistan / K. Maraş

***

DÜNYAYA AÇTIN GÖZLERİNİ

 

Nankör Kedi Nasıl Yedim Seni

1970 ve 1980’li yılları yaşayanlar, İstanbul’da 80’lerin sonuna kadar, şehirler arası otobüslerde ve bagajlarında tavuk - kuzu - oğlak gibi küçük canlılara denk gelmiştir. Sanırım o zamanlarda İstanbul’da et çok pahalı ve köyden eve bozulmadan taze olarak et getirmenin en pratik yolu da canlı olarak getirmek. 

Damlayan Masallar

 'Umarım Damlayan Masallar çocukların hayallerine ortak olur. 

 

ANKARA - Anneleriyle birlikte dört duvar içinde büyümek zorunda kalan çocuklar için masallar kaleme alan Gazel Bulut, "Umarım Damlayan Masallar çocukların hayallerine ortak olur" dedi. 

 

Tutsak Mesut Deniz yazdı: "MİNİK ELLERİMDE TABANCA"

 

Babamın Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yattığı dönem ben daha üç yaşımdaymışım. Şimdi o günlerle ilgili, hayal meyal Samsun’lu bir komşumuzun kamyonetinin arkasına ailecek doluşup babamı ziyarete gittiğimizi hatırlıyorum. Hastane bahçesinde babamın sakalını yanaklarıma batıra batıra sarılışı, büyük kardeşlerimden Deniz’in orada bir sögüt dalından çakısıyla bir düdük yapıp bana verişi silinmemiş hafizamdan. 

Çocuk Aren'in annesinin yazdığı masal: BÜYÜK DÜNYA

(Aren için bir masal yazdım )

 

BÜYÜK DÜNYA

                Bir varmış bir yokmuş . Bir zamanlar efendilerin kendilerine karşı ifade ettikleri ve düşüncelerini dile getirdiği bir ülkede insanları cezalandırıp hapishane denilen yere koyarmış .İşte bende böyle bir ülkede gözlerimi açmış oldum .

                Gel zaman git zaman annemle özgürlük adı altında simgelenen bu duvarlar dışında bir yerlerde kısa bir süre yaşadım . Adına büyük dünya deniyormuş .

Hasta Tutsak Çiçekler'den Yeni Öykü: REŞO, ŞİRİN VE BİR DE BİZ

Şuan dışarıda vıcık vıcık kar yağıyor; kaygan, tutkal gibi yapış yapış bir tabaka kaplamış beton avluyu. Günlerdir böyle; gri bir gök, vıcık vıcık ıslak bir ayaz ve bu manzarayı tamamlıyor artık pes etmiş ayakkabılarının içindeki ıslak çoraplarımız… Perişanlığım dörde sekiz hali bu (havalandırmamız dört metreye sekiz Mete) Hani inat etmesek umutlu olmak için sadece bu havalar bile insanı tüketebilir. İşte 2019 ‘a bu inatçı umutla girdik, öyle de devam edemiyoruz. Gerçi havalarda barbar gitme de inatçı ama biz kazanacağız çünkü bahar geliyor. Hem de umula inat edenlerin baharı.

Bebeğine hasret anneden hapishanelerdeki bebekler için masal kitabı

Görülmüştür grubu olarak küçük bir katkı sunduğumuz  Gazel Bulut'un hapishanede hazırladığı kitap nihayet yayınlandı.

Emeği geçenleri tabi başta Gazel anneyi kutluyoruz.
.

Kitap hakkında bilgi:

Hapishanelerde anneleriyle birlikte kalan 800'den fazla bebek ile anneleri hapishanelerde olduğundan onlardan ayrı büyümek zorunda kalan yüzlerce çocuk için (kendisi de tutsak bir anne olan) Gazel Bulut öncülüğünde hazırlanan "DAMLAYAN MASALLAR" çıktı.

Ceylan Yayınevi. 
İletişim: 0553 093 14 47

 

Yalnız Ülkenin Dağ Çocukları

Tutsak yazar Mehmet Yamaç’ın kaleminden “Yalnız Ülkenin Dağ Çocukları” adlı kitap Umut Yayımcılık’tan çıktı. T. Kürdistanı’nda yakın tarihte yaşanan savaş sürecini birebir anlatımlarla okura aktaran çalışma uzun yıllar aradan sonra okurla buluştu. Umut Yayımcılık’ın kitaba dair önsözünde kitabın çıkış serüveni anlatılıyor.

siyasi tutukluların yazılarından oluşan ‘Meşale Dergi’nin ikinci sayısı yayınlandı.

Cezaevinde bulunan siyasi tutukluların yazı, öykü, şiirlerinden oluşan Meşale Dergi’nin ikinci sayısı yayınlandı.

Meşale Dergi
@DergisiMesale
Meşale birleşen nehirlerin arasına duvarların giremeyeceğinin işaretidir.
Göğü fethe çıkanlara hitaben, havalandırmadaki
“dikdörtgen gökyüzüne” umut, direnç ve cesaretle bakıp, “elbette, elbette fethedeceğiz ve buluşacağız” diye fısıldamaktır gülümseyerek…

İlginç zamanlarda yaşayan bir gazetecinin portresi:HÜSEYİN AYKOL

“Yargı reformu”nun açıklanmasıyla birlikte ifade ve basın özgürlüğü bir kez daha tartışılmaya başlandı.

Birçok kesim tarafından “Türkiye’de basın özgürlüğü var mı?”, “Kaç gazeteci tutuklu?” sorularına bu alanda çalışma yürüten örgütler tarafından hazırlanan raporlar rakamlarla yanıt olmaya çalışıyor.

Bu rakam karmaşasına Özgür Basın’ın çınarlarından Hüseyin Aykol, “İlginç Zamanlarda Yaşamak” kitabıyla kaleme aldığı yaşam deneyimiyle ışık tutuyor.

İdris Bayülken hapishanede ikinci romanını yazdı

İdris Baluken, cezaevinden kaleme aldığı ikinci romanı “Oko” ile okuyucusuyla buluşacak. Baluken, kitabında eşitsizlik ve tahakküm ilişkileriyle örülü dünyayı en ötekinin, ezilenin gözüyle anlatıyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem milletvekili ve İmralı Heyeti Üyesi İdris Baluken, tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevi’nde ikinci romanını kaleme aldı. "Oko" isimli roman Dipnot Yayınları etiketiyle 14 Haziran tarihinde raflardaki yerini alacak.

Tarsus Kadın Hapishanesinde yazılan deneme: Doğanın Uyanışı

Baharın ilk günlerini yaşıyorum, yeşillikler, coşkun akan dereler, yanı başımda cıvıl cıvıl öten kuş sesleriyle baharı karşılamak.

                Doğanın bizlere bahşettiği bu harikulade tabiatı seyreylemek. Acaba kaç kişi bunun farkındadır. İçeriden annemin o güzel sesi kulağıma gelmekte ve ben acaba kaç kişi bunlardan uzak diyarlarda tehlikelerle boğuşmaktadır diye düşünüyorum. Etrafım, bulunduğum yer ne kadar hüzün verici olsa da tepenin ardında kıyametler kopmakta biliyorum.

İçeriden dışarıya özgürlük karikatürleri

A. Kerim Aktaş, Ayhan Bozkaya, Barış İnan, Cenan Genç, Hüseyin Yıldırım, M. Enes Tunç, Mehmet Boğatekin, Melih Gürler, Mustafa Ağcakaya, Ömer (Raman) Özdurak, Serdar Sürücü, Ahmet Bilge, Aynur Epli, Cemal Bozkurt, Haydar Bayar, Kemal Ayhan, Mahmut Ulusan, Menaf Osman, Musa Kart, Nurettin Erenler, Özlem Özdemir, Zehra Doğan.

İsimlerini okuduğunuz bu arkadaşlar “Duvarları Delen Çizgiler” adlı karikatür kitabıyla bir araya geldiler. Hapishane dediğimiz içeriden, dışarıya özgürlük duygularını paylaştılar.

ZAMANIN BOŞLUĞUNDA BİZ

16/03/2019
Saat sabahın beşi ve ben yatakta değilim, penceremde muhteşem bir görüntü, hilalin böyle güzel olduğunu bilmezdim. Sokaktaki her bir evin ışıkları kapalı herkes derin bir uykuda Her şey bu kadar huzurlu olabilse keke, sorunsuz bu an gibi olsa. Hala gözlerim hilalde genelde dolunayın görkemini bilirler nice aşklara şahitlik etmiştir, birbirlerine sarf edilen sevda sözleri.

Ergül Çiçekler'den Yeni Bir Öykü: YAĞMUR ve RÜZGAR

 

            Yağmur neden yağar biliyor musunuz, bunu hiç düşündünüz mü? Bize öğretilen ezberlerle değil gerçekten düşündünüz mü?

            Bize ezberletirler ki; su donar buz olur, o buzdan dağlar olur, sonra o dağlar erir buhar olur, o buhardan bulutlar, o bulutlardan yağmurlar, o yağmurlardan da sel olur!..

Kadınların 12 Eylül'ü ve Taş Duvarı Aşan Kahkahaları

Asiye Müjgan Güvenli'nin kaleme aldığı "Taş Duvarı Aşan Kahkahalar" 12 Eylül'ü ve direniş hikayelerini gülümseten öykülerle anlatmanın ötesine geçerek kadınların 12 Eylül'ünü de erkek tarih anlatısının dışında bir kurgu ve vurguyla ele alıyor.

Tarsus Kadın hapishanesinden Gelen Bir Deneme: Yeniden

 

Bir masalla başladı her şey. Ve biz masal içerisindeki kahramanlara dönüşmüştük bir an.

 

Masalımız önce düşüncelerle başladı.

 

Kadın: İnsanlardan giderek uzaklaşıyorum, hatta artık sevmeme haline dönüşüyor.

 

Adam: Ya kendinden?

 

Kadın: Kendimden de. İnsanlığın yaptıklarını gördüğümde kendi türümden nefret edecek hale geliyorum.

 

Adam: Neden peki, seni bu duruma getirecek nedenlerin ne?

 

Sayfalar