Hapishane Edebiyatı

TUTSAK FERHAN MORDENİZ’İN ‘’KÜLDE GÜLLENEN ŞARKILAR’’I HAKKINDA

Daha önceden ‘’Açık Yara’’ ve ‘’Rojan Neava’’adlı şiir kitaplarına imza atan Ferhan Mordeniz’in ‘’Külde Güllenen Şarkılar’’ adlı üçüncü şiir kitabı Aryen yayınlarından çıkarak okurların beğenilerine sunuldu. Her verimiyle şiirsel serüvenine yeni değerler katarak yetkinleştiren şair, kendine has poetikasını yerleşik kılma arayışını sürdürmenin gayreti içinde. Kuşatılmış karanlık mekânlarda dıştan açık ve dolaylı her türden yönelimi boşa çıkarmanın kararlılığını göstermenin yanı sıra edebi söylem ve sözün estetize edilip form kazanmasının şiire dönüşmesi için başlangıcını oluşturur.

Ölüm orucuna dair bir gerçek öykü: Bir resim iki hayat

"Evladının bebekliğindeki ağlayışlarından, ya atamadığı gazını ya bezini pislettiğini ya da acıktığını anlayabiliyordu. Şimdi gözü önünde erirken de enerjisinin günbegün bitmekte olduğunu aynı babalık sezgileriyle fark ediyordu."
Özgür Karakaya

İstanbul - BİA Haber Merkezi
* Fotoğraf: Pixabay

***
Yıldızlarla bezeli, lacivert örtüsüne bürünmüştü gökyüzü. Birkaç sokak lambasının aydınlığında çıkacaktı yola.

Figen Yüksekdağ'dan ‘Yıkılacak Duvarlar’ kitabı

Figen Yüksekdağ, tutuklu bulunduğu cezaevinde ‘Yıkılacak Duvarlar' adlı bir kitap kaleme aldı. Kitap, 1 Eylül'de raflardaki yerini alacak. 4 Kasım 2016’dan bu yana Kocaeli F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, bir kitap kaleme aldı. Yüksekdağ'ın bu ilk kitabının adı ise ‘Yıkılacak Duvarlar’ oldu. Ceylan Yayınları tarafından okurla buluşturulacak olan kitap, 1 Eylül’de raflardaki yerini alacak. Yayınevi, Twitter hesabından kitaba dair şu paylaşımda bulunuldu: “ 'Yıkılacak duvarlar' 1 Eylül'de kitabevlerinde...

24 yıldır tutsak olan Leyla ATABAY'dan İki Yeni Kitap: 'Kendini Unutan İnsan' ve 'Şıkefta Fîlozofîyê' Üzerine Birkaç Söz

Daha önce Sitav Yayınevi'nden çıkan "Konjonktürel Kimlik" adlı kapsamlı kitabıyla Said-i Nursi hakkında, sol-ilahiyat anlamında kaynak ve referans olacak bir çalışmayla kendisini tanıdığımız yazar Leyla ATABAY yakın zamanda Lîs Yayınlarından çıkan iki kitapla yeniden kendi düşün dünyasına ortak etti bizi.

Giderken

Giderken güze bahar değdirdiğin günlerde, meşe ağaçlarından derlediğin, beyaz gelinlik giyen zemheri gecelerini şenlendirin, kuzine sobada pişen palamutların kokusunu bıraktın.

“Her gidiş vuslata yazgılı. Bekle beni geleceğim bir gün. Daha yaşanacak nice baharlarımız var” diyerek sırra kadem bastın. Senden geriye ne bir ses, ne bir ışık… Şimdilerde her mevsim hazan bana.

Müebbetlik tutsak yazar Murat Türk'ten yeni bir şiir: Özgürsün Sen

Özgürsün Sen

Bir buğu inceliğinde sızabiliyorsan

Kanatlanabiliyorsan uçurum kenarında

Köklere inerken göklere de çıkabiliyorsan

Yanmadan sarılabiliyorsan ateşe

Hapsetmiyorsan yüreğini göğsünün daracık kafesine

Güneşten de su içebiliyorsan

Taşlara kök salıp yeşerebiliyorsan çatlaklarda

Koruyabiliyorsan içindeki el değmemiş yeri

Rengârenk rüzgâr apak aydınlıksan

Kendinden uçup kendine konabiliyorsan

Kıpkızıl kızarabiliyorsan utançtan

Ulaşmak için değil yakınlaşmak için yürüyorsan

Tutsak karikatürist Ömer Özdurak'tan bir şiir: “Düş Yorgunları”

 

 

 

Düş Yorgunları

Yorulan her kavil düşer bir gün toprağa

zaman yorar,

duvar yorar,

ıraklık yorar,

tıpkı yorgun ağaçlar gibi düşerler,

bazen bir rüzgar yeter.

 

ben sana düşmek isterim

ya da nehir olup akmak,

yağmur olup, kar olup yağmak sana

geçeceksem de düşünün içinden geçmek isterim.

 

her ayrılık meze olur kelama, saza

hiçbir yel taşımak istemez düş yorgunlarını

kayıptır, kırıktır bir yanları

ve her kırık parçaları

Hapisteki çocuk Aren'in annesinden yeni bir öykü: AREN ANNESİNE VE BABASINA YARDIM EDİYOR

AREN ANNESİNE VE BABASINA YARDIM EDİYOR

Günışığı tüm görkemiyle ortalığı aydınlatmaya başlamıştı. Kuşlar sanki doğaya bütün neşeleriyle koro halinde müzik ziyafeti veriyorlardı. Aren mışıl mışıl uyumaya devam ediyordu.

Annesi yavaşça küçüğünün yanına yaklaşmış, gülümseyerek seyretmiş o güzelliği, uyandırmak istememiş önce ama bugün yapacakları işleri varmış ve Aren’de yardım edeceğini “anneciğim ben kocaman oldum iş yapabilirim” demişti. Uyandırmaya karar verdi.

Tekirdağ Hapishanesinde yazılan bir öykü: "Yılanla Tanışma... "

 

 

YILANLA TANIŞMA

Köye ilk gelişim değildi. Birkaç yıl öncesinden annemin kucağında tarlaya gidişimiz ve oradan günebakan hasadıyla ilgili puslu anılar vardı hafızamda. Bu defa babam var yanımda, annem İstanbul’da kalmış.

Gece amcamlardaydık ve babam beni gün doğmadan uyandırdı. Avluya çıktığımızda ayazdan titrer durumdaydım. Yola çıkmadam önce babam elime bir ekmek parçası tutuşturdu.

“Yolda  köpekler havlayıp üzerimize gelecek. Onlara atarsın bunu.” dedi.

Tekirdağ hapishanesinden gelen yeni bir öykü: "DENİZLE TANIŞMA"

 

 

 

Mesut Deniz. 2 No’lu F Tipi Hapishane. Tekirdağ

DENİZLE TANIŞMA

“Mesut babasıyla denize mi gidecekmiş bugün.”

Sabah uyandıktan hemen sonra başlayan annemin bu yönlü söylemleri heyecanlandırıyordu beni. Öncesinde televizyonda ve köye giderken otobüsün içinden görmüşlüğüm vardı denizi. Şimdi televizyondaki gibi içine de girecektim. Annemin beni heyecanlandıran söylemlerine, yüzümde gülücüklerle “Denize gitçez” diye cevap veriyordum.

GECE YÜREK VE DİL SUSKUN

 

 

"Toprağın koynunda bile yan yana olmak bizim için yüksek bir değerdir"

            Neden diye sormayacağım, çünkü ruhum hapishanelere sığmıyor. Ruhumu hiçbir yere sığdıramıyorum. Bu hakikat ortadayken bile toprağın koynuna sığacağımı sanmıyorum. Toprak dar gelir, sığamam toprağın koynuna.

            Toprak ağır.

            Duvarlar soğuk.

            Sular kurşun kadar ağır.

            Özlemler ise büyük.

Burhaniye Hapishanesinden gelen şiir: DİYARA AĞIT

 

 

DİYARA AĞIT

 

dokundun düşüme bir sis bulutu gibi

Munzur olup geldin aktın içime

ilk katreyi elinden içtim zamanın kasesinden

düşüne ortak, yoluna yoldaş kıldın

ahir zaman pirlerinin sofrasından rızıklandık

söze, saza buyur ettiler

yedi iklimden dört bucaktan çıkıp gelmişler

musalara yoldaş, kırklar dağına sırdaş

yüklenmişler dünyanın sırrını

ezelle ezel, ahirle ahir.

ağaca fısıldamışlar.

suya okumuşlar,

taşa kazımışlar.

ateşte pişmişler.

Bilmez misin çocuk?

Tutsak gazeteci Nedim Türfent, şiir ve yazılarını yollamaya devam ediyor. Bu kez koğuş arkadaşı Abdulgafur Anlı’nın resimlediği bir şiiri yayınlıyoruz.


Uydurma kanıtlarla dolu bir dosya, adaletsiz bir mahkeme ile, ve bir düzine tanığın işkence gördükleri için tanıklık etmek zorunda bırakıldıklarını ifade etmelerine rağmen 8 yıl 9 ay hapse mahkum edilen, ve cezası 9 Ekim 2019’da yargıtay tarafından onanan, DIHA muhabiri Nedim Türfent, üç seneden fazladır tutsak.

GECE, YÜREK VE DİL SUSKUN

 

 

<<Toprağın koynunda bile yan yana olmak bizim için yüksek bir değerdir>>

            Neden diye sormayacağım, çünkü ruhum hapishanelere sığmıyor. Ruhumu hiç bir yere sığdıramıyorum. Bu hakikat ortadayken bile toprağın koynuna sığacağıma sanmıyorum. Toprak dar gelir. Sığamam toprağın koynuna.

            Toprak ağır.

            Duvarlar soğuk.

            Sular kurşun kadar ağır.

            Özlemler ise büyük.

ZELAL DUYGULARIN KIYISINA

 

 

Rojava' nın Özgürlüğü için Yıldızlaşanlara

 

Esaretin kollarında komünar kararlılıkta

Katre katre ışık soluyor ciğerlerim

En karanlık kuytuluğunda zindanların

Özgürlük kokuyor nefesim

Laşer ritmiyle çarpıyor yüreğim

Zelal duyguların kıyısına varıyor benliğim

Prangalarını kırıp ezberini yitiriyor aklım.

Işık kanatlı düş oluyor paralel evrenim.

Bir gün ışık olur yıldızlara giderim.

Yeryüzü aydınlanınca değin karanlığa gülümserim.

Ey özgürlük ! Gel al beni benden

"Özgürlük şiddeti ölçüye gelmez daimi bir depremdir. "

Bağırsaklarında düğümlenmiş korkuyu çözmek, dağın yüksekliğini değil, derinliğini keşfedebilmektir özgürlük.

Şimdi oyuncağına küfredilmiş bir çocuğun ıslak gözlerine benziyor öfkem. Kapımda karavana vaktinden başka açılmayan bir mazgal ve dört yanımda karanlığın hükmüne boyun eğmiş namussuz duvarlar, gecenin bağrına çekilen korsan bir bayrak gibi dikleniyor gülüşlerime. Fakat yüreğimde "birden bire değil, usul usul" büyüyen bir ordu sevda var. Ve düşlerimde umudun yılmayan ustası.

BİR TUTUKLANMA HİKAYESİ ve… Ben arkadaşlarımla bol bol kitap okuyacaktım...

 

 

"O gece Yeşilköy havaalanındaki hücrede kaldım. Hücrede o kadar çok pire ve bit vardı ki anlatamam. Habire üzerimden bir taraftan öteki tarafa zıplatıp, duruyorlar. Pislik ve kirden öyle beslenip, büyümüşler ki, abartmıyorum, nerdeyse sivrisinek büyüklüğündeler..."

SAQELENGE Ümran Düşünsel’in Yeni Eseri ‘Ayağı Kırık Turnayım Katarda’ ya Dair...

 

 

Tutsak Doktor Ayhan Kavak'tan bir kitap değerlendirmesi

 

SAQELENGE  

Ümran Düşünsel’in Yeni Eseri ‘Ayağı Kırık Turnayım Katarda’ ya Dair

Yüzyıllara dayanan sözlü geleneğin halen canlı ve başat yaşandığı Kurdîli coğrafyada ses (deng) erbaplarınca dile getirilmiş stranlar (şarkı) da hayatın farklı yönlerine değinen ezgilerden mürekkeptir.

‘YASAK ÇEMBERLERİNDE BİR GEDİK AÇMA SAVAŞIMI’

 


Selçuk ULU - ARTI GERÇEK - Türkiye Devrimci Hareketi (TDH) içerisinde örgütlü devrimciliğin 1968’den bu yana “yaşayan tarihi” diyebileceğimiz isimlerinden biri olan Hasan Selim Açan’ın “anılarını” kaleme aldığı kitap dizisinin “Bitmedi Daha…” isimli birinci cildinin ardından “Sürüyor O Kavga…” ismiyle ikinci cildi de çıktı. 

Ağırlaştırılmış Müebbet Mesut Deniz'den yeni bir öykü: "Neden var neden yok"

Mesut Deniz

F Tipi hapishane Aİ/ 137 Tekirdağ

NEDEN VAR NEDEN YOK

Biz çocukların, evimize geldiğinde kaçacak delik aradığı, sokakta karşılaştığımızda ise yüzümüzde muzip bir gülümsemeyle yolumuzu değiştirdiğimiz, mahallemizin iğne işlerini yapan, Selanik göçmeni bir Zeynep teyzemiz vardı.

6. sınıfa başladığım yıl, Zeynep teyzenin en büyük oğlu Mehmet abi yanımızdaki binaya taşındı ve bodrum katına da bir aliminyum doğrama ve panjur atölyesi açtı.