Hapishane Edebiyatı

Melih Gürler'den bir deneme: Koğuşta Bir Sabah

Saat şu an sabahın 07:16’sı. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra semaverin altını açıp demliğe sekiz adet poşet çay atıp kahvaltıyı hazırladım. Her zamanki gibi sıradan bir kahvaltı. Peynir, zeytin ve domates üçlüsünü tabaklara koyduktan sonra kendimi koğuşun bahçesine bıraktım. İki üç tur volta attıktan sonra, gözlerim gökyüzüne ilişti. Durdum, sebebini bilmediğim bir şekilde gökyüzünü izlemeye başladım. Üç renk gördüm: Mavi, beyaz ve griydi. Bulutlar oldukça kabarıktı, ilginçti; ilk defa gökyüzünü bu kadar detaylı inceliyordum. Sonra “Vay be!” dedim kendi kendime.

YIL 1915 ve MURAT İLE TAKİ

"Size anlatmaya çalıştığım bu hikaye, Ermeni halkının, kanayan yarasının sargı bezleri üzerinde görünen küçük kan damlacıkları. Kim bilir bilmediğimiz ne kadar çok derin yaralar var! Bu insanların yaşadıkları acılara, baskılara nasıl sessiz kalabilirdik ki?"

Berrin Bostan

Kadın Kapalı Cezaevi 6.Koğuş

Müebbetlik Tutsak Hasan Şahingöz'den yeni bir şiir kitabı: Ümüş Sustu Konuşmaz Diyorlar

Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum Hasan Şahingöz, tek kişilik hücresinde yıllardan beri Görülmüştür Ekibi'nin e dergi yaptığı Ümüş Eylül'ü çıkarıyor.

Bu gün de elimize yeni şiir kitabı "Ümüş Sustu Konuşmaz Diyorlar" ulaştı.

isteme adresi:

Hasan Şahingöz

1 Nolu F Tipi Hapishane

C tek 55

TEKİRDAĞ

ÇİÇEĞE AĞIT

“Zamana, duvarlara; bilinçle, yazıyla meydan okuyanlara selam olsun...

Adını kitaba veren “Çiçeğe Ağıt” öyküsü gerçeğin kadim dillerde söylenmiş şarkısıdır... Nevzat Çapkın, ömrünü cezaevinde geçiren yazı emekçilerindendir. Hapishanenin duvarlarına, zulmüne aldırmaksızın durmadan üreten bir yazardır.”

Seyit OKTAY  E Tipi Cezaevi  C-12   SİİRT

“ÇİÇEĞE AĞIT”

Müebbetlik Tutsak Abdullah Çelik'ten Gelen Mektup ve Şiir

Anadili Kürtçe olan ve Kürtçe kitap yazan Abdullah Çelik, yabancı dili Türkçe’yle, ama sıcacık bir yürek diliyle bir mektup yollamış bize.

Tabi ki gönderdiğin kitabını da aldım. Okudum ve sana yazıyorum. Değerli Heval ve yoldaş, ben de yaşadıklarımızın küçük bir parçasını yazdım. Yani kitap yazdım. Ama Kürtçe yazdığım için sana gönderemiyorum! Aram Yayınevi’nden çıktı.

Abdullah ÇELİK

Başak, Ster ve Zerdüşt

Üzerinde büyük bir yorgunluk vardı Başak’ın. Başak belki de devr-i devimini ve devr-i beşeriyetin en büyük amelesidir ve artık yorgun düşmüştü. Bitik bir haldeydi. Çalışmaktan yorulmuştu. Herşeyden yorulmuştu, yürümekten, durmaktan, savaşmaktan yorulmuştu, barışmaktan-çatışmaktan yorulmuştu; kendisiyle, başkasıyla…

Başak olduğu yere çakılıp kalmıştı-İlkin büyü yapmakta olan bir büyücünün ifadesine kavuştu gözleri sonra da büyüye tutulmuş bir ifadeye.

Kitaplara Kıymak Üzerine

"Kişisel öykümde, serde müebbette yazgılatılmak varken, kitapların zindanda karşılaştığı uygulamalara değinmeden geçmek olmazdı. Tutsaklık koşullarında iktidarın görünür kılındığı ve kristalleştiği (kötülüğün kristalleşmesi!) mekanlarda akıllara durgunluk verecek düzeydeki yöntemleri tüm çıplaklığıyla yürürlüktedir. Baskı, işkence ve şiddetin yol açtığı yasaklamaların dönemsel ve mekânsal farklılıklar barındırsa da sayısız kısıtlama, hak ihlalleri ve mesleksiz yasaklamaların yanında kitaba karşı tahammülsüzlük adeta spontane bir hal almıştır. "

Alamayanlara duyuru: "Fotoğraf Köprüsü" albümü 2. baskıyı yaptı...

Görülmüştür grubu ile redfotoğraf grubunun ortak organize ettiği, 55 Tutsak ile 55 Fotoğrafçı buluşması, "İçeriden dışarı - dışarıdan içeri Fotoğraf Köprüsü" adıyla sergilenmiş sonra albüm olarak yayınlanmıştı.

1. baskı kısa sürede tükendi. 2. baskı yayınlandı.

Sergimiz ülkeyi dolaşmaya devam ediyor. 19 Mayıs'ta Batman'da olacak. Sonra sırasıyla Diyarbakır, İzmir...

DİRENİŞE DAVET VAR

DİRENİŞTE YILDIZLAŞANLARA İTAFEN
 
Bir halk düşünün
İç edilmiş ülkesi yok sayılmış kendisi
Zulümle ıslah edilmeye çalışılmış
Yıllarca yıl -90 yıl-
Katliamları-infazları yazgısı bellemiş
Acıyı yudum yudum içip bal eylemiş
Zalimlerin kan banyolarında her gün yıkanmış
Amed zindanında
Çağdaş Kawa üç kibrit bırakmış
'Ne yapmalı? Nasıl yapmalı?' diye düşünmüş ardılları
Ateşten deryalara dalmış dörtler (1. kibrit yanmış)

Silivri Hapishanesi'nde Yazılan Öykü

NEHİR

Kendimi serin sulara bıraktım. Nehrin dingin suyuyla yedi kez durulandım. Ruhum hafifledi. Suyun yüzeyinde bir yaprak gibiydim. Ne vurguna, ne talana uğrayan ben değilmişim, geride külleri bırakarak sarı güneşin altında nehrin kenarındaki taşlara, karşıdaki dağa, gökyüzüne doğru uzanan ağaçlara, yemyeşil otlara baktım. Bu asudenin içinde ben vardım. Yalnızca ben.

Davut Önder'in Hacılar Hapishanesi'nden yolladığı şiir

 

GÜLÜŞLERİNİ ÖLDÜRDÜLER

Önce bıraktığın izleri sildiler

Yüreğini parçaladılar

Yaktılar

Gülüşlerini öldürdüler sonra

Yarınlarını çaldılar

Geriye

Bakmaktan kaçındıkları

Görüp unutmaya çalıştıkları

Bu pulsari bakışları bıraktılar

Sahi, kimdi onlar

 

Davut ÖNDER

F Tipi Ceza İnfaz Kurumu

Hacılar- KIRIKKALE

Tutsak şair M. Nuri Özen'den bir şiir

...

Mevsimlerden Hazan,

      tebdil-i kıyafet mekan.

Yer siyah, gök beyaza çalar,

      cüzzamlı bir yalnızlık içinde.

Şehirler suskun, asude şehirler,

      adamın sureti göverir ay ışığında.

Kütlesi ağırlaşıyor karanlığın,

      yetim gecelerinde zindanın.

Saydam bir sessizlik,

      kıyı kıyı yüreğime çarpar yakamoz.

Bir çığlık yükselir özlemin duru şafağında,

      örtüsü yırtılır karanlığın.

Düş kapısı aralanır, salkım saçak,

      tutsağın, yüreğine akar ırmak ırmak.

Müebbetlik Tutsak Resul Kocatürk'ten çocuklara öykü

KÜÇÜK GÜZEL BULUTTAN GÜZEL ÖYKÜ’YE SEVGİLER

Saat sekiz onbeş civarları. Çirkin demir kapının önünde sabırsızlıkla bekliyorum ki, gardiyanlar gelip dışarıdan üzerimize kapattıkları çirkin kapının asmalısından sürmelisine ve daha bilmem nesine değin üç-dört ayrı kilidini söküp kapıyı açsınlar da hemen havalandırmaya atayım kendimi!

Tutsak şair Musa Şanak'tan yeni bir şiir

FARKETMEZ

Işıyor

ve ışınıyorsa

özümüz ve önümüz

aynı ışıkla

ha içeride

ha dışarıda

farketmez

yoktur aramızda

hiç bir uzaklık

 

Ve kuşatıyorsa bir karanlık

adım adım ışığı

ha beş bin yıl önce doğmuş

ha bugün

farketmez

karanlık\aynı karanlık

varsa bir nebzecik fark

o da biçimseldir sadece

29.10.2015

Musa ŞANAK

2 No’lu F Tipi Cezaevi

B1-4-45 Yenikent

Sayfalar