28 Yıldır tutsak olan Halil Güneş yazdı: "Havalandırmada Gökyüzünü görmek için başını 900 derece kaldırmak gerekiyor "

"Tabiidir ki hasım bugüne kadar inşa ettiği E,D,H,F,K,L,R,M… tiplerinde edindiği tüm tecrübeleri mimari olarak tamamladığı zannında. Mekan’da mimari olarak önceki tüm eksikliklerini giderdiği görüntüsü verse de rahat olmadıklarını ele veriyorlar.   İç etkinlik, atölye, kurs, spor alanı, ortak sohbet vb. tüm faaliyetler- şimdilik (Pandemi gerekçesi de var)- askıdalar. Bu mekanın en sıkıntılı yanı kanımca; hava’ya ulaşamamak oluyor."

Halil Güneş.  2 NO’LU YÜKSEK GÜVENLİKLİ CEZAEVİ. A-6. DİYARBAKIR

 

Merhaba Sevgili Adil Arkadaş,

            13 Kasım ile 18 Kasım tarihli kartlarınızı birlikte aldım. Cezaevi İdaresine defalarca sormama rağmen bugün itibarıyla da (30.11.2020) herhangi bir kitabın tarafıma gönderilmediğini belirttiler. Eğer kontrol etme, öğrenme imkanınız varsa bakabilirseniz iyi olurdu. Olmazsa da çaba ve emeğinizi büyük bir içtenlikle takdir ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

            Genel durumumuzda göze batar bir değişim ve gelişme henüz gözükmüyor. Ki böyle bir beklentide de değiliz zaten. Zamanla devindirici güç, özne olarak birçok sıkıntıyı aşacağız. Tabiidir ki hasım bugüne kadar inşa ettiği E,D,H,F,K,L,R,M… tiplerinde edindiği tüm tecrübeleri mimari olarak tamamladığı zannında. Mekan’da mimari olarak önceki tüm eksikliklerini giderdiği görüntüsü verse de rahat olmadıklarını ele veriyorlar.  

            İç etkinlik, atölye, kurs, spor alanı, ortak sohbet vb. tüm faaliyetler- şimdilik (Pandemi gerekçesi de var)- askıdalar. Bu mekanın en sıkıntılı yanı kanımca; hava’ya ulaşamamak oluyor. Havalandırma duvarlarının aşırı yüksek oluşu güneşi tamamen engellediği gibi, havalandırmada da hava sirkülasyonuna izin vermiyor. Bu da 25-28 yıl içeride olan bizler için zorlayıcı bir durum oluşturuyor. Birkaç kez yağmur yağsa da henüz havadaki çimento ve toz’lara etki etmedi. Gökyüzünü görmek için başını 900 derece kaldırmak gerekiyor desem yeterlidir. Aslında bilmediğimiz çokta yabancısı olmadığımız günlük yaşam rutinlerini aşmak fazla zor gelmese de duvarları aşağı çekmek pek de kolay olmayacak gibi. Şüphesiz belki bunu da çözeceğiz, tüm diğerleri gibi…

            Ama asıl sorun ülkede ve dünyadaki gelişmeleri takip edememekte düğümleniyor. Aynı haberleri veren TV kanallarının yanı sıra dışarıda bayilerde satılan dergi ve gazetelere, hatta yeni yayınlanan kitaplara ulaşamamakta düğümleniyor.

            Benim içinse fiziğin/sağlığımın sınırlarının genişliğini ve direncinin sınırsızlığını böyle test etmek, katkı, ilgi ve duyarlılığınızla oldukça sevindirici oluyor. Her kart, her selam, her mektup moral motivasyonumu yoğunlaştırıp;  yükselttiği gibi hasmı da bir o kadar çaresiz ve umutsuz kılıyor.

            Aşılamaz denileni aşmak; doğrultudan çıkmadan, iyinin ve de güzelin koynunda olmak mutlu ve özgür kılıyor ki bu anlamda katkılarınızın sanılandan daha çok bir çarpan etkisi oluşturduğu su gibi, hava gibi, toprak gibi, güneş gibi gerçek…

            Yan taraftaki şiir(ims)iyi sizlere atfen yazdım. Umarım beğeninize mazhar olur. Yaklaşık on beş günümü aldığını da bilmenizi isterim. Eksikliklerinin müessibi tezcanlılıkla paylaşma istemimden kaynaklıdır. Yoksa yazıp beklettikçe demini tutması ve akışını bulması için bekletmeden paylaşıveriyorum.

            Sevgili OKAY varlığınızla adeta tıkanmak istenen soluklarımızı açma çaba ve emeğinize, manevi katkılarınız her şeyden daha anlamlı ve derindir. Aynı içtenlik ve dirençle sizleri ayrı-ayrı selamlıyor, sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

            Unutmadan, 28. yılımı içeride tamamladım. Şunun şurası iki (2) yıl sonra görüşeceğimize olan inançla yaşam, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Selam, sevgi ve saygılarımla

Halil GÜNEŞ

01.12.2020-AMED

2 NO’LU YÜKSEK GÜVENLİKLİ CEZAEVİ

A-6

DİYARBAKIR

 

BURADA!

Işık: kırık dökük

Metafor değil

Güneş yasak

Bir derin ki

Körkuyu

Gök gri hep

Yaşamakla tükenmeyen

Türlü türlü soğuk acıların

Çöreklendiği bedenler

Yaşamla,

Ölümün tahtıravallisinde

Her yürek bir acı,

Bir öfke, bir direnç yumağı

Sanki karanlık bir yüzyıl

Tepeden suçlayan bakışlar

Emir kipine kodlanmış

            Her sesleniş

Kin yüklü kışkırtıcı

            Yılan diller

Malumudur düşünenlerin

“Mücbir Sebepler”le

Devasa engeller, sıkıntılar

Yapay “yaşam” sorunları

Ötekisi olduğumuz

Tarihin tanıklıkları kadar

            Sanıklarıyız da…

Zulüm renklenmiş

Beyazı, karası, yeşil tonlarla

Tedricen ölüme endekslenmiş

            Düşünen varlığı

Uluorta saçılıp, binlerle

Tutuyor tüm köşebaşlarını

Caddelerden meydanlardan

En mahreme dek

İpotek koymuş

Elde taşınan kameralarla

Besbelli ülkenin kırılmış

            Renk prizması

Beyaz, kara, yeşilin geçidinde

Kırık dökük, sönük

Tüm ülkede ışıklar

Acı üretip, pazarda

Bedava verseler de

Her biri bir başka dilde

Çığ-

-lık olan

Kemiklerimizin korkusu

Okunuyor gölgelerinin kalabalığında…

                        30.11.2020

 

İlişkili İçerik