Adil Okay: "Daha güzel bir dünya yaratmak için tutuklananlara mektup yazın'

Salı, 5 Haziran, 2018

görülmüştür.org'un kurucularından yazar Adil Okay, cezaevlerindeki hak ihlalleri, yaşanan değişimleri ve duygularını Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlattı.

***

230 bini aşkın tutuklunun bulunduğu Türkiye’deki cezaevlerine ulaşan Adil Okay, yaklaşık 7 yıldır cezaevlerindeki tutuklulara mektup üzerinden karşılıklı ilişki içerisinde. Okay’a ulaşan yüzlerce mektup, tutukluları anlamasına yardımcı oluyor.  Okay, kimi projelerle de tutukluların duygusunu dışarıya aktarıyor.
 
Politik nedenlerden dolayı Adana ve Ankara cezaevlerinde yatan Okay, 1980’de polisin işkencesi sonucu bir kolunu kullanamaz hale geldi. 12 Eylül Darbesi’nden kısa bir süre önce Adana Cezaevi’nden firar eden Okay, 1983 yılında Fransa’ya yerleşti, 20 yıl sonra Türkiye’deki davası düştükten sonra geri döndü. 10 yıl önce Türkiye cezaevlerindeki tutuklulara yazdığı kitaplardan yollayan Okay, kısa bir süre içinde yüzlerce tutuklu ile arkadaşlık kurdu. Yaklaşık 7 yıl önce de 5 yaşındaki kızı Öykü’nün mektupları sürekli sorması üzerine mahpusları “Şirinler” olarak tanıtan Okay’ın, kızının “Şirinler”e balon göndermesini istemesi üzerine, tutuklularla daha derin bir ilişkiye başladı.
 
 
‘BALONLAR HUKUKU GEVŞETİR’
 
Yaklaşık 30 cezaevindeki tutuklulara kızı Öykü’nün renkli balonlarını gönderen Okay, cezaevleri yönetiminin balonları tutuklulara vermemesi üzerine basın açıklamaları ve eylemler gerçekleştirmişti. Hatta dönemin milletvekillerinden Akın Birdal’ın konuyu Meclis’e taşıması ardından Adalet Bakanlığı, “Balonlar hukuku gevşetir” şeklinde cevap vermişti. Okay ise, kızı Öykü’nün balonlarına ulaşabilen az sayıda tutuklunun “20 yıldır balon görmedik, çocuk gibi sevindik diyorlardı, şişirdik, oynadık…” şeklinde cevap verdiğini anlattı.
 
‘DÜŞLER TUTSAK EDİLEMEZ’
 
Bir süre sonra okuyacağı mektup sayısında iyiden iyiye artış olması ve okumakta (cevap vermekte, mektupların bilgisayara geçilip kamuoyu ile paylaşılmasında)  zorlanmasının ardından Okay, bir grup ile görülmüştür.org'u kurdu.  Daha sonraları ise Red fotoğraf grubuyla bir proje gerçekleştiren Görülmüştür Ekibi, ilk etapta 55 fotoğrafı 22 cezaevine göndererek, tutuklulardan fotoğraflarla ilgili duygularını yazmalarını istedi. Ardından da “İçeriden Dışarıya Fotoğraf/Düşler Tutsak Edilemez” adlı kolektif sergi ortaya çıktı. 
 
 
Okay, “Çok güzel cevaplar geldi, metinler, şiirler geldi. Böylece sergimizi açtık. O zamanlar kayyım işgali yoktu, Batman’da Diyarbakır’da açtık. Sonra Fransa’da, Avusturya'da, Almanya'da… harika bir duygu idi” dedi.  
 
Bu sergide tutuklulara “Eğer dışarıda olsaydınız, neyin fotoğrafını çekerdiniz?” sorusunu sorarak, verilen cevaplara göre fotoğraf çekilip cezaevine gönderiliyor. Projenin bu aşamasında OHAL’in başlaması ciddi sorunlara neden olsa da nihayet Okay tutukluların çekmek istedikleri fotoğrafların ne olacağına ulaşabiliyor. Okay bu süreci “Deyim yerindeyse hapishane kapısının anahtar deliğinden içeri sızdık” şeklinde ifade etti.
 
Okay, bu proje ile 68 tutuklunun istediği 68 fotoğrafı 60 fotoğrafçıyla beraber çektiklerini ifade etti. Sergi çeşitli kentlerde sergilenmeye devam ediyor.
 
ÇOCUKLUĞUNUN FOTOĞRAFINI YARATAN GÜLAZER AKIN 
 
Tutuklularla mektuplaşma sürecinde ilgisini çeken ayrıntıları anlatan Okay,  şöyle konuştu: “Benim fotoğrafını çektiğim Gülazer Akın, yurtsever bir tutsak. 18 yaşında hapishaneye girmiş şimdi 38 yaşında. Bana şöyle bir betimleme yollamıştı: ‘Öyle bir fotoğraf istiyorum ki yoksul bir çocuk ve bayram şekeri toplamaya gitsin. Üstü başı perişan olsun, bir ayakkabını rengi başka, diğeri başka olsun.’ Çok zor, çekemedim çok zorlandım. En sonunda buldum öyle bir çocuk ve yolladım. Çok mutlu oldu, ‘istediğim buydu’ dedi. ‘Ben sana söylememiştim Adil hocam, benim çocukluğumun fotoğrafı hiç olmamıştı. Ben kendime istemiştim’ dedi. Bu etkileyici ve hoş bir anekdottur.”
 
‘ÇIPLAK ARAMA TEK BAŞINA İŞKENCEDİR’
 
Cezaevindeki hak ihlallerine ilişkin de konuşan Okay, cezaevlerinde OHAL’den sonra ciddi hak ihlallerinin başladığını söyledi. Okay, şunları kaydetti: “Yasaklara karşı çıkan tutsaklar işkence görüyor. Yani inanılmaz yasaklar başladı ve işkence başladı. Örneğin çıplak arama. Türkiye’de (...) gözaltına alınan birine çıplak arama yapılamaz, suçtur. Çıplak arama aşağılamadır, onur kırıcıdır. Oysa uluslararası insan hakları mevzuatına ve BM’nin bile insan hakları mevzuatına göre hapishanelerde insan onurunu aşağılamak yasaktır. Çıplak arama tek başına işkencedir ve buna direnenleri de döverek soyuyorlar. Bir örnek vereyim, Ali Tanrıverdi, Mersin İnsan Hakları Derneği Başkanı, 71 yaşında tutukladılar ve hapiste saçını üç numaraya vurmuşlar. Memlekette sen 71 yaşındaki bir İnsan Hakları Derneği başkanının saçını üç numaraya vuruyorsun zorla. Ne büyük bir işkencedir bu!”
 
 
‘ÇOCUĞUNUN BÜYÜMESİNİ İSTEMEYEN TUTSAK VAR’
 
Cezaevlerindeki hak ihlallerinden sonra kendi psikolojisinin bile bozulma noktasına geldiğini ifade eden Okay, “Ben önce eşimden mektupların okunması konusunda destek alırdım şimdi okutmuyorum. (Fazlasıyla etkilenmeye başladığından. b.n.) Birimizin ruh sağlığı iyi kalsın diye. Örneğin Kasım Karataş örneğin, 25 yıldır içeride, beni hapishane kapılarında büyümüş olan kızı Gülistan arıyor. ‘Babam kalp krizi geçirmiş’ diyor ve sen aciz kalıyorsun. Mesela Turan Demir adlı tutsak da ‘Ben çocuğumun büyümesini istemiyorum, çıkayım da birlikte büyüyelim…’ diyor” şeklinde konuştu. 
 
 
‘GÜZEL BİR DÜNYA İÇİN BİR MEKTUP YAZIN’
 
Okay, son olarak tutuklulara nasıl yardım edilebileceği üzerine şu çağrıyı yaptı: “Okurlara seslenmek istiyorum, hükümetle ve devletle sorununuz var, faşizm almış başını gidiyor. Anlıyorum fakat tek tek birey olarak sizin de içeridekilere küçük bir desteğiniz olabilir: Daha güzel bir dünya için, çocuklarınız için tutuklananlara bir mektup yazın. Duyarlı insanlar bile bazen bunu yapmıyor, bunu hatırlatmak isterim tekrar.”
 

Kaynak: Mezopotamya Ajansı