Adli mahpusa su bile kısıtlı

OHAL’in ardından cezaevlerinin kapasitenin üstünde dolması adli mahpusları da canından bezdirdi. Cezaevleriyle ilgili haberimiz üzerine çok e-posta aldık. Tutuklu ve hükümlü yakınları, 6 kişilik koğuşlarda 25 kişinin barındırıldığını söylüyor. FETÖ üyesi oldukları iddiasıyla tutuklanan hâkim ve savcıların kapattığı dosyaların yeniden açılmasını istiyorlar.

Kokudan durulmuyor

Murat Tamer Göktaş, babasının Mersin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde olduğunu belirterek, “Mersin bildiğiniz üzere Akdeniz’de. Nemli ve sıcak. Mahkûmlar 6 kişilik koğuşlarda 20- 25 kişi kalıyor. Tuvalet önlerinde nefes alamıyorlar. Görüş yaparken biz mahkûm yakınları bile duramıyoruz. Vantilatör bile vermiyorlar. İnsan hakları tamamen konu dışı. Lütfen adli mahkumun sesini duyun” dedi.

İçecek su bile sorun

Tuğba Akyıldız, “Mahkûmlarımız cezalarını çekiyor. Yanı sıra çok suçsuz vatandaşımız da onlarla beraber. Her şey bir yana ne olursa olsun kimse insani yaşam haklarından mahrum bırakılmamalı” dedi. Eşinin, 17 yaşındayken işlediği bir suçun cezası nedeniyle denetimli serbestlikten yararlanırken, imza kaçırdığı için 2017’de iki çocuğunu geride bırakarak cezaevine alındığını anlattı. Akyıldız, şöyle devam etti: “Eşler içeri alınınca bize de hayat çekilmez oluyor. Çalışacak, evi bakacak, çocukları bakacak, cezaevine para yollayacaksın. İçerde gardiyanların kötü muameleleri ve tahrikleri ikinci cezalandırma oluyor. Cezaları uzuyor, ayda bir de olsa çocuklarını göremeyecekleri kadar uzaklara sürülüyor. Yatak hatta inanılmaz gelebilir ama içecek su kısıtlamalarıyladahi karşılaşıyorlar. Birer bardak su istihkakı mesela.”

FETÖ’cülerin kararları

Yeşim Yaşar, “FETÖ’cü hâkimler, kanaat cezalarıyla ocaklarımızı söndürdü. Hukukçular, tekrar yargılama yargıda kaos oluşturur diyorlar. Devlet, 8 milyon adli mahkûm ailesinin feryadını duymazdan geliyor. Hiçbir delil olmadan tek bir kişinin ifadesiyle 15 yıla mahkum olmuş binlerce masum var. Cezaevleri doldu taştı mahkûmlar perişan. Yerlerde yatıyorlar. Hastalık dizboyu” dedi.

Dosyayı yeniden açsınlar

Ayşe Konak, oğlunun suçunun öğrenciyken kiracı olarak yaşadığı evi, evde olmadığı zamanlarda başkalarına internet üzerinden kiraya vermek olduğunu belirterek, şunları anlattı: “Bu suçtur evet ama adına nitelikli dolandırıcılık dediler. 5 ayrı kişiye kiralama işlemi olduğundan cezayı beşle çarpıp 15 yıl verdiler. Eline tebligat denilen kâğıt parçası ulaşmadığından dolayı oğlum temyiz hakkınıda kaçırmış. 11 ay nakil talep ettik. Çanakkale’ye çıktı ama biz Bursa’da yaşıyoruz. Oğlumun düğünü olacaktı. Van’da cezaevinde kıydık nikâhını boynu bükük kalmasın diye... Bu gençlere yazık değil mi? 3300 TL’lik bir suç için 15 yıl ceza reva mı? Aslında yeniden dosyaları inceleseler adaletsizliği görecekler...”

Cezayı verenle aynı yerde

Aslı Ateş, yargıdaki haksızlıkları tüm yetkililerin bildiğini belirterek, “Biz demiyoruz suçsuz günahsısız. Lakin aldığımız cezaları hak etmedik. Nişanlım şu an cezayı veren hâkim ve savcı ile aynı yerde yatıyor. Hükümet 16 yıl boyunca genel af ya da indirim vermedi. Bize bir kereye mahsus bu şansı tanımaları için sesimiz olun. Atanamayan beden eğitimi öğretmeniyim. Biz de yuvamızı kuralım” dedi.

Nakil istiyoruz

Rabia Akça, cezaevindeki eşiyle parasızlıktan görüşemediğini belirterek, “12, 4 ve 2 yaşlarında olmak üzere üç çocuğum var. Sadece telefonda on dakika sesini duyuyoruz. Aile Bakanlığı’nın verdiği 450 TL ve komşuların yardımıyla ayakta durmaya çalışıyorum. Otobüsle gidelim desem, cezaevi bir dağın kenarında. Yola çıksak görüş saatine bile yetişemiyoruz. Eşim Konya’ya nakil istiyor ama yanıt alamıyor” ifadelerini kullandı.

200 TL’ye çalıştırılıyor

Ayşe Yılmaz, eşinin Elazığ Açık Cezaevi’nde psikolojik şiddet gördüğünü belirterek, en çok kızına üzüldüğünü anlattı: “Cezaevinde aylık 200 TL’ye çalıştırılıyor. Kızımız 1 yaşındaydı babası içeri girdiğinde, şimdi 3 buçuk yaşında. En zoru onu babasız büyütmek. Babası izine gelip gittiği zaman ertesi gün evde dönüp dolaşıp babasını araması... Anne ‘babamı ara hadi gelsin geç oldu’ demesi. Aslında en büyük cezayı çocuklarmıza çektiriyorlar. Elazığ’dan bir sürü hâkim ve savcı tutuklandı . Eşimin cezasını veren hâkim de içeride şimdi... Sesimizi duyun, duyurun. Dayanacak gücümüz kalmadı artık maddi manevi bittik. 20’sinde 25’inde nice anneler var bu durumda. Genç yaşta omuzlarmıza yüklenen yük çok ağır. Yetkililerin kulağı da vicdanı da bizlere sağır olmuş. Oysaki bizler darbe gecesi canla başla onların arkasında durduk...”

Devlet sesimizi duymuyor

Seval Kara, “Sesimizi duyurmak için elimizden geleni yapıyoruz ama devlet bu ya istedigini duyuyor istemediğini duymuyor. FETÖ’cü hâkimleri başımıza kendileri getirdi. Bizim mahkûmlarımız tamamıyla suçsuz demiyoruz ama delilsiz kanıtsız cezaları artırdılar. 2 yıl ceza alması gereken insanları örgüte sokup 15 -20 yıl ceza verdiler. Adalet bunun neresinde?” diye sordu.

 

Açlık grevleri, oldukça köklü bir geçmişe sahip, bütün kültürlerde saygıyla karşılanan son derece güçlü politik eylemlerdir. Bir kişi ya da grubun, belirli talep veya taleplerinin karşılanması için bedenini açlığa yatırdığı bu eylem biçimi, toplumsal dikkati taleplerine yöneltmeyi ve taleplerin giderek büyüyen bir kitlede yankı bulmasını amaçlar. Açlık grevlerinin, vücutta meydana getirdiği metabolik ve fizyolojik değişimlere değinmeden önce, bu direniş biçiminin Dünya’daki ve ülkemizdeki örneklerine tarihsel bir bakış atacağız.

Bu yazının kaynağı: https://bilimfili.com/aclik-grevi-nedir-ve-vucuttaki-etkileri-nelerdir/