Çocuk cezaevleri neden kapatılmalı?

Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi'nin yürütücülerinden İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe ile girişimin amacı, hedefleri ve yürütülen faaliyetler hakkında konuştuk...

Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi; çocuk hakları insan hakları alanında çalışan kurumlar, psikologlar ve hukuk örgütleri... Özellikle 2011 yılında Adana Pozantı Cezaevi, arkasından Antalya, Sincan cezaevlerinde çocuklara yönelik işkenceyi takip eden örgütler bunlar. Kötü muamele, işkence tacize tecavüze karşı çocukların yükselen çığlıkları bizimle buluştu.

2012 yılında Ankara Sincan 2013 yılı İzmir Şakran, Antalya ve 2013 yılında tekrar Sincan'ı yaşadık.

Hapishanenin kendisi bir şiddet konsepti

Biz, Sincan’dan İstanbul Maltepe Cezaevi’ne getirilen çocukları takip ettik.

Çocukların yaşadığı hak ihlallerinin başında aslında hapishanenin kendisinin bir şiddet konsepti olması geliyor; çocukların hapishaneye konulması, şiddet ortamında tutulmaları...

Suçu üreten gerçekliğin de toplumsal sistemin kendisi olduğunu iddia ediyoruz biz yıllardır insan hakları mücadelesinde.

Hapishaneye giren çocuk girmeyenden daha çok cezaevine dönüyor. Kişilik, sosyal ve cinsel gelişimi daha yeni oluşmaya başlayan bu bireylerin hapishaneye konulmalarıyla birlikte aslında çocuğun hayatını elinden almış oluyor sistem. Bir de çocuk etnik kökeninden, suçun nev’inden dolayı ayrıca kötü muameleye tutuluyor. Sadece gardiyanlar ve hapishane yönetimi tarafından değil, daha güçlü ve büyük mahkumlar tarafından çocukların da çocuklara baskısı önyargısı oluşturuluyor.

Biz bunu Maltepe'de gördük. Sincan’dan işkenceyle getirilen politik mahkumlara Kürt çocuklara diğer çocuklar tarafından cephe alınması sağlandı gardiyanlar tarafından.

Yakın zamanda eğitim evlerinin tamamı (2013'te dört eğitim evi vardı) kapatıldı ve çocuklar kampüs cezaevlerine konuldu. Sürekli bir cezaevi açma çabası var. Ümraniye'de de bir çocuk cezaevi yapımı haberini aldık.

Suçu; yoksulluğu, sefaleti, açlığı kimsesizliği ortadan kaldırmak gerekiyor!

Çocuğun toplumla barışıklık, kişilik, sosyal ve kültürel gelişimi açısından hapishaneler son derece zararlı mekanlar. Mevcut istinattı da ortadan kaldırmıyor, tekrarlanmasına neden oluyor. Oysa biz çocukları gelişkin insanlar olabilecek ortamlarda yetiştirmek zorundayız.

Suçu; yani yoksulluğu, sefaleti, açlığı kimsesizliği ortadan kaldırmak gerekiyor.

Sadece hapishaneler değil çocuk esirgeme evleri, yetimhaneler, ıslah evleri de elden geçirilmek durumunda. Bizde infaz sisteminde şöyle ters bir şey var. Çocuklar henüz masumluk karinesine sahipken hapishanelerde kalıyorlar, hükümlü olduklarında ise ıslah evlerine gönderiyorlar. Bu çok anlamsız bir uygulama.

Çocukların hapishanesinde psikososyal destek alabilecekleri mekanizma da yok.

Çocukların bu şiddet ortamlarında değil, onların toplumla barışabilecekleri, sosyal psikolojik gelişimlerini tamamlayabilecekleri mekanizmalar gerekiyor.

Bu oluşum bu aklı ve vicdanı zorlayan gerçek karşısında bir araya geldik. Şu an 24 kurum var bu girişimin içinde.

Mersin ve Diyarbakır baroları bu çalışmayı destekliyor. Diyarbakır, İstanbul, Mersin, İzmir ve Ankara'da yoğun çalışmalar yürütülüyor.

Adalet Bakanlığı'yla da görüşmeler yaptık, duyduğumuz kaygıları konuştuk.

Avrupa ülkelerinde veya başka ülkelerde ne tür uygulamalar yapılmakta çocukların toplumla barışıklığı, kazandırılması ve gelişimi açısından... bunları tartıştık.

Hapishanelerdekileri sivil ölü kabul eden politikaların değişmesi gerekiyor!

Aslında çalışmamız olumlu karşılanıyor. Fakat bize genel olarak sorulan soru şu, halkın tepkisi de bu?

Tabii ki çocuklar hapishaneye konulmamalı ama ne yapılacak?

Biz alternatifleri de tartışıyoruz. Hapishanelerdekileri sivil ölü kabul eden politikaların değişmesi gerekiyor. Çocuklar da böyle görünüyor ve uygulanan şiddetin üzeri örtülmeye çalışılıyor.

Çocukları yaşamla buluşturacak, düşlerini zenginleştirecek, hayatın içinde onları derinleştirip güzelleştirecek, toplum içinde yer almalarını sağlayacak mekanizmaları tartışıyoruz.

Bu nedenle 10-11 Mayıs'ta Mersin'de bir sempozyum olacak. Pozantı çocuklarına atfen Mersin'de gerçekleştirilecek.

Çocuklar suçlu doğmuyorlar, toplum onları suça sürüklüyor. Büyüklerin işlediği birçok suçun çocuklara yüklendiği bir toplumsal düzenekteyiz.

Çocukların ceza kavramıyla değil, umut ve gelecek kavramıyla topluma hazırlanması lazım. Bu sempozyumumuzun hedefi aslında bu. Bu sempozyumda alternatiflerimizi de oluşturup tekrar hükümet yetkilileri ile görüşüp topluma bunu deklare edecek girişim. Son derece önemli bir sempozyum; konuyla ilgili uzmanlar, profesörler, insan hakları örgütleri, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları, çocuk alanında çalışan örgütlerin hepsi katılacak ve bu çalışmaları örgütleyeceğiz.

Çocuk hapishaneleri kapatılıncaya kadar uzmanların denetimine açılmalı

20 Nisan'da ise çalışmanın olduğu illerde etkinlikler yapılacak. Değişik kültürel etkinlikler ve tiyatro gösterileri olacak. Amacımız kürsüler kurarak düşüncelerimizi bu kürsülerden topluma anlatmak. İmza stantlarımız Berkin Elvan'ın ölümünün ardından açılmaya başlandı. Bir aydır devam ediyor. Kadıköy, Taksim ve Kartal'da stantlar açtık. Çok büyük bir ilgi gördüğümüzü söyleyebilirim. Tepkiler iyi ama “bu çocuklar ne yapılacak?” sorusu soruluyor. İnsanların tartışmak istediğini görüyoruz.

Devletlerin ve hükümetlerin bu uzman örgütleri STK'ları, insan hakları örgütlerini bu tür tartışmalara katması son derece yararlı.

Biz çocuk hapishaneleri kapatılıncaya kadar, çocuk hapishanelerinin kapılarının bizler gibi uzman kurumların denetimine açılmasını istiyoruz. Maltepe cezaevine sormuştuk, sosyal hizmet uzmanı, pedagog veya psikolog var mı diye, yok!

“Devlet size üç öğün yemek veriyor daha ne istiyorsunuz?” bakışı var

Çocuklar seslerini duyuramıyor, yanlış bir sistem uygulanıyor. 1900 çocuk tutuklu şu anda, 2003-2006 yılları arasında 6 bin çocuk politik istinatla yargılanmış, “taş atan çocuklar” büyük bir kısmı.

Devlet sadece çocuğa bakmakla değil onun geleceğinden de yükümlü. Çocuk ıslahevleri ve çocuk esirgeme yurtlarında, madde bağımlılarıyla ilgili organlarda da şu mantık var “devlet size üç öğün yemek veriyor, daha ne istiyorsunuz?”

Bakmak zorunda, sevmek zorunda kendi çocuklarımız gibi geleceğini kurmak zorundayız.

Bu bireyleri hapishanenin karanlık duvarları içine atmak korkunç. Maltepe'de şunu hissettim. Gece 12.00'den sonra kapılar üstlerine kapanıyor; siz çocuğunuzu cezalandırmak için bir gardropa kapattığınızı düşünün, daha 11-12 yaşında... o çocuğun yaşayacağı duyguları, onun geleceğini nasıl etkileyeceğini düşünün, işte hapishanede yaşanan bu.

Dokuz tek hücre, bir ortak alana açılıyorlar. Ortak sosyal alanın ortasında bir cam kulübe içerisinde sürekli bir gardiyan bulunuyor. Çocukların gündüz odalarına girmeleri yasak. Tuvalete giderken dahi gardiyandan izin almak durumundalar.

Çocuklar kampüs cezaevleri denilen F tipi cezaevlerine kapatılıyor. Bu izolasyon insanın varoluşuna aykırıdır. Sosyal ve duyumsal cinsel ve kimliksel gelişimleri engelleyen bir ortamdır bu.

Boyun eğiyorsanız, her söyleneni yapıyorsanız ailenizle açık görüş yapabilirsiniz

Çocuk cezaevlerinin panolarında ödüllendirilmiş çocukların fotoğraflarını gördüm. Ödül de aileleriyle sabah kahvaltısı. Bu çocukların özelliği, diğer çocuklardan farkı ne dedik.

Bu çocuklar “uyumlu” bu nedenle mükafatlandırılmış dediler.

Eğer uyumluysanız, boyun eğiyorsanız, her söyleneni yapıyorsanız siz ailenizle açık görüş yapıp kahvaltı yapabilirsiniz, diğerleri yapamaz. Bu cezacı zihniyetin çok açık bir göstergesini “gururla” panolarına asıyorlar.

Girişim bu sesi daha birleşik bir şekilde yükseltmeyi hedefliyor. Bunun bir bilimsel çalışma bir de sokak ayağı var. Bilimsel çalışmanın bu ülkeye çok büyük bir getirisi olacaktır. Uzmanlar bu konuda günlerdir aylardır çalışıyor bilgi ve birikimlerini bir araya getirmeye ve alternatif modeller üretmeye çalışıyorlar.

Umarız Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumları ikna edebiliriz. En azından bizi bu tartışmada bir taraf olarak görmelerini sağlayarak, bu korkunç zindancı zihniyeti çocuklarımızın üzerinden kaldırıp, masmavi bir gökyüzü onlara armağan edebiliriz.

İnsanlara çağrımız bu çalışmaya katkı vermeleri, izlemeleri ve  duvarların arkasına hapsedilmiş küçük parmaklarıyla demir parmaklıkları tutan çocukların bizim çocuklarımız olduğunu bilmelerini ve bize destek vermelerini istiyoruz.

Kızıl Bayrak / İstanbul

Kaynak: kizilbayrak.net

İlişkili İçerik