Gorulmustur.Org'un mektup zinciri giderek büyüyor

Kurdukları “gorulmustur.org” isimli sitede ‘Bir Adres de Sen Al, Bir Mektup da Sen Yaz’ diyerek çağrıda bulunan Görülmüştür ekibi ile ‘mektup zinciri’nin detaylarını konuştuk

MELİS APAYDIN İDE EGE MECLİSİ Rutubet kokan hapishane duvarları arasında dışarıdan gelecek ufacık bir habere umut bağlayan mahkumlar şimdi onlarca mektup alıyor. Bunu sağlayan Gorulmustur.Org ekibi, projenin detaylarını anlattı.

Öncelikle görülmüştür.org u anlatabilir misiniz? Kuruluş amacınız nedir?

Bireysel olarak hapishanelerdeki tutuklu ve hükümlülerle zaten yazışıyorduk. Bu süreçte zaten tecrit sayılan cezaevlerinde verilen özel cezalara rağmen tutsakların ayakta kalma ve üretme mücadelesi içinde olduğunu gözlemledik. Tabi bu arada tutsakların “dışarıdan” yeterince mektup alamadıklarından -dolaylı olarak- şikâyetçi olduklarını fark ettik. Hem paylaşım yapmak, hem de okuyucuları mektup yazmaya teşvik etmek amacıyla birkaç arkadaş bir araya gelip “gorulmustur.org” sitesini hazırladık.

Peki siz kimsiniz? Kolektif bir çalışma olduğu anlaşılıyor. Ama öne çıkma, reklam yapma amacınız yok. Sizin tabirinizle “Görülmüştür Ekibi”nde kimler var?

Evet kendi kişisel üretimlerimizi, çalışmalarımızı, siyasi faaliyetlerimizi sitemizde paylaşmıyoruz. Örneğin aramızdan Serdar Türkmen, müzisyen ve Praksis grubunun kurucularındandır. Anadolu’nun her yerinde konserler veriyorlar. Ama duyuru yapmıyoruz. Yine grubumuzdan Adil Okay, panellere, konferanslara davet ediliyor, konuşmalar yapıyor ama eğer bu çalışmaları hapishane temalı değilse tanıtım yapmıyoruz. Tabi bu faaliyetlerimiz esnasında sık sık devlet yolumuzu kesiyor, destek olmak yerine köstek oluyor, hakkımızda soruşturma, kovuşturma açıyor.

 

Şu anda kaç kişilik bir mektup ağına sahipsiniz?

İnanır mısınız, tam sayıyı kestirmek güç. Azalıp çoğalıyor. Ama bu güne kadar bizim etkimizle, teşvikimizle binlerce mektup yazıldığını biliyoruz. Sadece açtığımız sergilerde dağıttığımız adresler birkaç bine ulaştı. Örneğin Marsilya’da açtığımız sergiden adres alan İsmail Han adlı bir vatandaş bu gün 30 kişiyle yazışıyor. Deli Dalgalar grubundan Nihal Boyacıoğlu 100 mahpus ile yazışıyor. Bizim aracılığımızla düzenli yazışmaya başlayan 500’e yakın insandan söz edebiliriz.

 

Yeterli ilgiyi görebiliyor musunuz?

Mahpus ve yakınları yeterli ilgiyi gösteriyor. Teşekkür mesajları geliyor. Ayrıca politik tutsaklardan teşekkür mesajları ve armağanlar alıyoruz. Bu bizim için ödül sayılır diyoruz. Duygulanıyoruz. Onurlanıyoruz tabi. Ama “dışarı”nın yeterli ilgiyi gösterdiğini söyleyemeyiz.

 

Son olarak yeni bir kampanyanız var. Söz etmek ister misiniz?

Evet yeni bir kampanyamız var. Sanatçılardan, yazar ve şairlerden başladık. Ellerinde “Sizin hâlâ mektup arkadaşınız yok mu? Ama onlar sizin için hapisteler… Unuttunuz mu?” yazılı dövizle çekilmiş fotoğraflarını bizimle ve kamuoyu ile paylaşmalarını istedik. Yeni başladım ama şimdiden 20’den fazla sanatçı çağrımıza ses verdi. Kampanyamıza destek bekliyoruz.

Siz en çok etkileyen mektuplardan bir örneği bizimle paylaşabilir misiniz?

O kadar çok ki. Seçmeye çalışalım: Kanser hastası şair Erol Zavar çocuklarından yıllardır ayrı. Onları ancak yılda bir iki kez açık görüşlerde kucaklayabiliyor. Erol Zavar, Sincan hapishanesinden yolladığı “Görülmüştür Ekibi’nin en küçük üyesi Öykü’ye yolladığı mektubunda sanki kendi çocuklarına seslenmiş gibi:

“Sevgili Öykü… Mektubun o kadar canlı ve neşeli ki 'Nasılsın?' sorusu fazla kalıyor. Çok, çok iyi olduğun anlaşılıyor. Tamam, çıkınca size geleceğim, ben de aslında güzel yemekler yaparım ama yemek işini babana yükleriz, ben misafirim, sen de çocuksun, iş yapmak düşmez bize, yemek olana kadar parkta gezdirirsin beni, Özge Can’ı ve Özgür Deniz’i. Ama pastayı ben yapayım olur mu? Baban ve annen bilirler, Metris pastası diye hapiste yapılan bir pasta var. Onun meyvelisini yapıyoruz burada. Çıkınca sana o pastadan yapayım ben de.

Sen, ben gelene kadar çok büyüme tamam mı?”

Bolu hapishanesinden Baki Yaş’ın yazdıkları da çok etkileyiciydi:

“Eşim Elif, birlikte yakalandık. Birlikte yargılandık. Birlikte ceza aldık. Birlikte 18 yılı zindanda devirdik. Birkaç hafta sonra 20.yılımızı kutlayacağız. 18 yılı içeride geçen. Bir yastıkta değil ama aynı infaz dosyasında kocadık. 28 Şubat günü, bizim dosya Ankara’da yeniden görüşülecekmiş. Belki ikimizi de duruşmaya götürürler. Böylece tam 8 yıldır sesini bile duyamadığım eşim Elif’le, belki birkaç dakika da olsa bir araya geliriz…”

Kaynak: www.egemeclisi.com