GRUP YORUM’A SİLİVRİ’DE İŞKENCE

Tarih: 
Pazar, 4 Kasım, 2018

"Tutsak Grup Yorum üyelerinin yaptıkları bestelerin, çizimlerin dışarıya ulaşması engelleniyor. Tutsaklara gönderilen ve hakkında hiçbir toplatma kararı bulunmayan kitaplara, dergilere “sakıncalı” veya “yasaklı” denilerek el konuluyor. Tutsaklar yıllar süren iletişim cezalarına, görüş yasaklarına, hücre cezalarına çarptırılıyor.".

***

15 aydır tutsak olan Grup Yorum Üyesi kızım Helin Bölek’in de bulunduğu Silivri 9 No’lu Hapishane’de ciddi şekilde işkence ve hak ihlalleri yaşanmaya devam ediyor.

Tutsakların yazdıkları mektuplar gönderilmiyor ve onlara gelenler de verilmiyor. Hapishanede en hızlı haberleşme aracı olan faks, en erken 10 günde veriliyor. Faks ve mektuplar iletilse dahi büyük kısmı sansüre uğruyor. Mektuplarla birlikte gönderilen fotoğraflar, gazetelerde yer alan ve güncelliğini yitirmiş olsa bile kupürler, haberlerin, köşe yazılarının çıktıları ve Grup Yorum, Ruhi Su, Neşet Ertaş, Mahzuni Şerif’in şarkı sözleri, notalar, akorlar dahi sansürleniyor. Düşünün; değil Türkiye’nin, dünyanın şarkılarını dinlediği bir müzik grubunun, Grup Yorum’un şarkı sözleri, notaları, akorları “sakıncalı” bulunarak grubun kendi sanatçısına verilmiyor! Tutsak Grup Yorum üyelerinin yaptıkları bestelerin, çizimlerin dışarıya ulaşması engelleniyor. Tutsaklara gönderilen ve hakkında hiçbir toplatma kararı bulunmayan kitaplara, dergilere “sakıncalı” veya “yasaklı” denilerek el konuluyor. Tutsaklar yıllar süren iletişim cezalarına, görüş yasaklarına, hücre cezalarına çarptırılıyor. Kızımın da diğer tutsaklar gibi, iletişim cezası vardı. Gerekçesi ise halay ve zılgıt çekmek ve türkü söylemek… Grup Yorum üyesi bir sanatçının türkü söylemesi, halay çekmesi kadar doğal ne olabilir?

Yani hapishanede 1 ya da 3 kişilik hücrede bulunan tutsaklara uygulanan tecrit; yakınları, dostları, sevdikleriyle de iletişimleri tamamen kesilerek boyutlandırılıyor. Bunun yanında mahkemelerde her fırsatta SEGBİS dayatılıyor. Böylece tutsaklar hapishanenin dışına hiç çıkarılmamış oluyor, yüz yüzelik ilkesi ihlal ediliyor ve savunma hakları engelleniyor. SEGBİS, savunmaya müdahale anlamına geliyor, istendiği an bir tuşa basılarak bağlantı kesilebiliyor. Ayrıca sistemde sorun çıkıyor, ses ve görüntü kalitesiz oluyor, ne söylendiği anlaşılmıyor ve tabi yüz yüze konuşmadaki duygu etkileşimi olmuyor. SEGBİS ile savunma yapmak istemeyen sanığın susma hakkını kullanmış olduğu kabul ediliyor.

Tecritin bir başka boyutu da büyük bedellerle kazanılan ancak hiçbir şekilde tam olarak uygulanmayan 10 saatlik sohbet hakkı. Buna göre, tutsaklar farklı hücrelerde bulunan ve kendi belirledikleri kişilerle haftanın belirli günü bir araya gelebiliyor ve bu hak Silivri’de 10 saat yerine yalnızca 3 saat olarak kullandırılıyor.

Silivri Hapishanesi daha önce de kızım Helin Bölek’i aynı hücrede kaldığı arkadaşlarıyla, yani 24 saatinin birlikte geçtiği kişilerle eşleştirerek sohbete çıkartmak istemişti. Şimdi ise zaten 3 saat olarak kullandırılan sohbet hakları daha da kısıtlanmış durumda. Sohbete çıkmak istedikleri kişilerle eşleştirilme konusunda sorun yaşıyorlar.

Onlar da geçen hafta bu duruma tepki göstermek için sohbet süresi sonunda hücrelerine dönmeyi reddederek oturma eylemi yapmışlar. Gardiyanlar ise onları bacaklarından tutup yerlerde sürükleyerek, kafalarını yerlere duvarlara çarptırarak götürmek istemişler. Kafasının yerlere çarpmasını önlemek için bir yerlere tutunmaya çalışan Rojda Yalınkılıç’ı yerde tekmelemişler. Bu durumu karşıda bekleyen başgardiyan ve erkek gardiyanlar uyarısız, müdahalesiz izlemişler. Anlaşılan onlar da tutsakların karşılık vermesi halinde daha sert müdahale için tetikte bekliyorlardı ama tutsaklar hiçbir karşılık vermeyip yalnızca hücrelerine iradi olarak girmeyi reddetmişler. Olayın ardından tutsaklar suç duyurusunda bulunmuşlar, hak ihlallerine karşı itiraz dilekçesi yazmışlar. Dilekçelerin akıbeti hakkında bilgi almak istediklerinde hiçbir dilekçelerinin İlamat ve İnfaz Bürosu’na iletilmediğini öğrenmişler. Bu da gösteriyor ki, dilekçeler idare tarafından keyfi olarak işleme konulmuyor. Sohbet hakkı gasp edildiği için oturma eylemi yapanlar hakkında idare tarafından “görevli memura mukavemet gösterdikleri” ve “hakaret ettikleri” iddiasıyla sahte tutanak düzenlenmiş ve işleme konulmuş. Tutanakta tutsakların kendilerine “şerefsiz” diyerek hakaret ettikleri öne sürülmüş. Oysaki bu durumun gerçek olmadığı kamera kayıtları ve oradaki diğer tutsakların tanıklıklarıyla da ispatlanabilir. Böyle bir tutanak düzenlemelerindeki amaç; tutanakla birlikte

suç duyurunda bulunmak, soruşturma açtırmak ve tutsakların ceza almasını sağlamaktır. Yapılan eyleme göre aşamalı olarak iletişim, görüş, hücre cezaları veriliyor. Hakaretin karşılığı hücre cezası oluyor.

Yani tutsakların yaptıkları suç duyurusu idare tarafından işleme konulmazken, görevliler tarafından düzenlenen sahte tutanak ile suç duyurusu işleme konuluyor. Bunun üzerinden soruşturma başlatılacağı, tutsakların suç duyurusunun ise idarenin işlemi sonucu yapılan karşı hareket konumuna düşürüleceği ve tutsakların ceza almalarına neden olacakları açıktır.

Bir diğer hak ihlali de doktora gitme taleplerine ilişkindir. Helin Bölek dahil, tüm tutsakların tedavi hakkı engelleniyor. Tutsaklara, doktora gitmeleri gerektiğinde tek kişilik ve dört tarafı tellerle çevrili, adeta kafes şeklinde olan tekli ring dayatılıyor. Bunu kabul etmeyenler işkenceyle hücrelerine geri götürülüyor. Bir şekilde doktora gidebildiklerinde muayene sırasında kelepçe çıkarılmıyor ve asker odadan dışarı çıkmıyor. Yani İstanbul Protokolü ihlal ediliyor, insanlık dışı uygulamalar dayatılıyor.

Tutsaklarımızın yaşadıkları hak ihlallerinin bir kısmı bunlarken, en önemli kısmı dilekçelerinin işleme konulmaması ve idare tarafından düzenlenen sahte tutanaklarla soruşturma açılıp ceza almalarına neden olunmasıdır. Tutsakların türlü ihlallerle seslerini kısmaya çalışsalar da biz aileleri olarak son nefesimize kadar onların sesi olacağız.