Hasta Tutsak Ergül Çiçekler yazdı: “Son dönemlerde mektuplara el koyma işleri arttı

Tarih: 
Pazartesi, 8 Mayıs, 2017

 

 

“Son dönemlerde mektuplara el koyma işleri arttı. Tamamen dışarıdaki “sürece” bağlı olarak artıyor. Düşünemiyorlar mı nedir. Mesela diyelim bir ülkede iç savaş var ama birilerine iç savaş var diye yazı yazmak nasıl yasaklanır. Fidel Castronun bir sözü var der ki “Dayanılması en zor işkence insan aptallığıdır!” yani kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ama tam olarak anlamı böyleydi. Son olarak 6 Mayıs kartlarına el konuldu. Daha tuhafı Önsöz ve Görülmüştür’de yayınlanan öykülerimin bilgisayar çıktılarını bana vermemeleriydi.”

ERGÜL ÇİÇEKLER

1 NO’LU F TİPİ HAPİSHANE  C-8-90

PTT ADALET ŞUBESİ

KOCAELİ

                                                                                                                                                                                 16.04.2017

 

         Sevgili Adil.

 

   Uzun bir aradan sonra merhabalar. Yolladığın kartı, kartları aldık. Önce yeni yıla girerken bir kart yollamıştın, güzel bir kartı neşeli bir kardan adamcık vardı. Şimdi de şair Süleyman Okay’ın dizelerinin olduğu bir kartını aldık. Fotoğrafı da sen çekmişsin ne diyeyim bir acıyı da anlatsa ustaca çekildiği için güzel anlamlı bir fotoğraf.

 

   Yılbaşı için yolladığımız kartlara içinde “devrim ve Kürdistan” bir de en tehlikelisi “Türkiye ve Kürdistan birleşik devrimi” gibi sözler geçtiği için el koydu idare. Mahkeme şu bu derken adreslerine ulaşmaları aylar aldı. Mesela yılbaşı kartımız burada tutulan kadın tutsak arkadaşlara 8 Mart kartlarıyla birlikte verildi. Son dönemlerde bu mektuplara el koyma işleri çok arttı. Tamamen dışarıdaki “sürece” bağlı olarak artıyor. Düşünemiyorlar mı nedir. Mesela diyelim bir ülkede iç savaş var ama birilerine iç savaş var diye yazı yazmak nasıl yasaklanır. Fidel Castronun bir sözü var der ki “Dayanılması en zor işkence insan aptallığıdır!” yani kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ama tam olarak anlamı böyleydi. Son olarak 6 Mayıs kartlarına el konuldu.

Daha tuhafı Önsöz ve Görülmüştür’de yayınlanan öykülerimin bilgisayar çıktılarını bana vermemeleriydi. Gerekçe örgütsel haberleşme ve gerçek olmayan söylemlerin olması ayrıca propaganda yaptığı da ileri sürülmüştü. Mahkemeyle aylar sonra kendi yazdığım ve yayınlanmış olan öykülerimi alabildim. Üstelik zaten bunları burada yazmıştım. Okuyup yolladıkları “sakıncasız” buldukları şeyleri bu kez tehlikeli ve sakıncalı buldular! Mahkemeye itiraz dilekçesi yazdık. Orada dedim ki, bu öyküler şimdi mi sakıncalı oldu. Ayrıca gerçeğe aykırı demek de ne oluyor bunlar tarihi araştırma değil bunu 6 yaşında bir çocuk bile anlar.

Victor Hugonun sefillerinden bahsettim, sonra Romeo ve Jüliet2en bunların kurgu olduğunu, İngiliz ya da Fransız ulusal tarihine dair araştırmalar olmadığını belirttim. Böylece onlarıda “gerçeğe aykırı” beyanattan yasaklanmasını önlemiş olabilirim J Bir de şu propaganda meselesi vardı,. Bir komünist olarak elbette devrimin sosyalizmin propagandasını yaparım. (gerçi öykülerimde öyle bir propagandist bir uslupta yoktu) Daiş ve işbirlikçilerinin propagandasını yapacak değilim ya deim. İşin bir de mantıksız yanı ( Evet sadece bir mantıksızlık yok derece derece mantıksızlıklarla karşılaşıyoruz) vardı o da bana vermedikleri bu öykülerin el yazısıyla orijinal hallerinin zaten bende olmasıydı!.. Mahkemenin yapacak bir şeyi yoktu. (Her şey bir oyalama bir baskı unsuru, bir üretimi engelleme çabasıydı.) nihayet öyküleri alabildim sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim. Şimdi de bu postayla anlatmanın bir başka yoluyla görülmüştür için yeni bir çalışma yolluyorum. Umarım beğenirsiniz.

 

   Sana arkadaşların, Musa, Barış ve Şevketin selamlarını sevgilerini yolluyorum. Şuan dört kişiyiz yakında beş olacağız yer dar ama şikayetçi değiliz kalabalık olmaktan… Heval Tülin nasıl ona kocaman sarılıyorum. Ya Öykü büyüdü değil mi? Onu seviyorum çocukluğunda elinde tutup meyve bahçelerini talan etmeye gidemedim artık gençliğinde arkadaşı oluruz. Daha önce yazmışmıydım sizin bu üç kişilik “çetenizi” seviyorum. Öyküye de kocaman sevgiler. Heval Adil benim babam ve amcamların taş ustalığı vardı. Çok küçüklüğümden beri öğrendim taşları aslında şiir ve öyküden önce heykel yapmaya başlamıştım. Ama devrimci faaliyetler ve peşinden de uzun tutsaklık süreci nedeniyle bu alanda pek bir şey üretmedim. Eğer Öykü’nün taşa heykele eğilimi varsa çıktığımda ona bir şeyler öğretmeyi çok isterim. Ondan iyi heykeltıraş olur ne de olsa sanatçı aileden geliyor.

 

   Bugün referandum var. Bakalım ne çıkacak derdim ama bol bol hile hurda çıkacağı kesin. Sonuç ne çıkarsa çıksın olacaklar belli değil mi? Çok çetin ve çok daha zorlu dönemler başlıyor. Gerçi bizler için ne zaman kolay bir dönem oldu ki. Neyse uzatmayayım yoksa sakıncalılar listesine bir mektup daha eklenecek. Sadece her şey ne kadar zor görünse de şartların halkların özgürlüğü için olgunlaştığını ve koşulların aslında bizden yana olduğunu söylemk istiyorum. Biz, Amerikan (Kuzey  ABD) devletini kuruluşundaki Kızılderililer gibi azınlık değiliz. Onlar haklı onurlu ve cesur insanlardı ama azdılar ve o dönem az olan sesini duyuramıyordu! Fakat artık sadece onur cesaret haklılık değil çoğunlukta bizden yana ya da olmak üzere. Her sürecin bir sonu var.

 

   Heval Adil var mı yeni kitap hazırlığın, sen boş durmazsın. Yayınladığında yollar mısın. Ayrıca fotoğraf çalışmalarının da sürdüğünü duyuyorum. Böyle üretken olman güzel bir şey.

 

   Yolladığın iki pulu bize verdiler normalde pulları vermeyip depoya kaldırıyorlardı.

 

   Değerli dost kendine çok iyi bak Heval Tülin ve heval Öykü’ye bol bol selam ve sevgiler. Üçünüzede sarılıyor öpüyorum. Görüşmek üzere.

 

 

Sevgilerimle

       Ergül

 

 

 

Ergül ÇİÇEKLER

1 Nolu F Tipi Cezaevi

PTT Cezevi şubesi

İzmit/KOCAELİ