HASTA TUTSAK HALİL GÜNEŞ HAPİSHANEDE KARANTİNA KOŞULLARINI YAZDI

 

“Sevgili Can, bu mektubu içinde tek başına bulunduğum karantina koşullarında yazıyorum. Mimari yapı üçlü ve tekli "oda"lardan oluşuyor. Her hastaneye gidiş - gelişte on dört gün karantinaya alınıyor ve tek başımıza bir "oda"ya veriliyoruz. Sağlık problemlerimden ve hastane -zorunlu- gelişi gidişlerinden kaynaklı son iki yılımı da karantinada yalnız kalacağıma işaret ediyor.”

Halil Güneş

2 No'lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi A – 6 Diyarbakır

 

Merhaba

Değerli Adil Arkadaş

 

Bunca zaman size yazamamış olmak her ne kadar içimi acıtsa da, inanın tek neden benim fiziksel problemlerimden başka bir gerekçem yoktur. 50 yaşından sonra sol kolumu bırakıp sağ elimle yazmaya başlamak, deyim yerindeyse içimdeki yazma isteğine tam bir darbe oldu.

İki (2) No'lu Yüksek Güvenlikli Cezaevinde Ankara'dan yazan bir can'la beraber sizlerin kartlarını ilk almak manevi açıdan moral - motive edici oldu. İyi ki sizler var olasınız her dem ü devranda.

Varlığınız kadar duyarlılığınız benim direnç ve güç kaynaklarımı besliyor, büyütüyor. Son bir buçuk yıldır dışarıya hiç yansıtmak istemesem de sol kolumu besleyen şah damardan omzuma uzanan damar - ana arter - 2,6 cm tıkanmış durumdadır. Beş ayrı ebattaki Anjiyo teliyle kasıktan girerek açılma çabası boşa çıktı. En kalın "Zebra" denilen telle yapılan anjiyo da başarısız oldu. Sol kolum, elim ve parmaklarımda ileri derecede hareket ve his kaybıyla beraber ağrı ve uyuşma bir çok çalışmamı da ertelemememe neden oldu. Kaldı ki sol kolumdan nabız ve tansiyon da ölçülüp alınamıyor. Cerrahi operasyon önerildi. Fakat riskler çok çook fazla; operasyon esnasında kolumu tamamen kaybetme, beynimin bir tarafının felç olması ve kolumu tek değil yaşamımı kaybetme riskinin yüzde 80 olduğu belirtiliyor. Yüzde 20 başarı şansında bile en az 6 aylık bir yataklı tedavi gerekiyormuş. Covid 19 pandemi süreciyle de tüm bu seçenekleri rafa kaldırmış, ağrı ve uyuşuklukla baş etmeye çalışıyorum. Diğer ağır sağlık problemlerinin varlığı da katma değer oluyor. Yine de bunlar yazmamama gerekçe değil elbet.

 

Bir önceki kartınızda şiir projenizi yazmıştınız. Ben de o çalışmaya katkı amaçlı, sizlerin fırtınalı dönemlerinizi de içeren Adana'daki 1978'den günümüze yaşananları içeren ve üzerinde yirmi yıldır çalıştığım bir nehir şiirle gelme amacındayım. Ve bana yazmanızı göndermek için bekliyordum. Kartta yazacağınızı belirtmiştiniz. Sanıyorum pandemi süreci ve gelişmeler buna engel oldu.

 

Şu an hiçbir yasa ve yönetmelikte bulunmamasına rağmen F Tiplerini aşan "Yüksek Güvenlikli Cezaevi" (YGC)nde bulunuyorum. Halbuki "yasa" ve "yönetmelik"lerde müebbet (otuz yıl yatar) cezası alanların son üç yıllarında "F Tipi ve YGC'lere alınamayacağı"na dair hukuki emsal kararlar ve yönetmelikler mevcut işleyişte olmasına rağmen... bense yirmi sekiz yılımı doldurmak üzereyken YGC'ye "sevk" edildim. Hiç de umurumda değil, mesele de yapmıyorum. Ama duvarların çok çok yüksek olması solunumumda / nefes almamda zorluyor. Yine de umursamıyorum. Yeraltı cezaevleri de yapsalar oraya da güle oynaya giderim / gideriz. Bu durum ne moralimi bozar, ne de öfkemi parçalı kılabilir. Sonuçta ne olursa olsun bizim başaracağımıza inancım tamdır. Çünkü mekanların, düşünme ve düşündüğümüz gibi yaşama ve üretmemizin önünde engel olamayacağı pratiklerimizle defalarca kanıtlanmıştır.

 

Değerli Adil Arkadaş,

Bir şiirimi karta ve kitaba almış olmanıza müteşekkirim. Benim için çok değerli ve anlam yüklü bu çabanız direncime direnç katıyor. Her ne kadar "şair" olmaktan öte onurlu, devrimci bir ardılınız olmaktan başka hedefim ve kimliğim olmayacaksa da katkılarınız anlam yüklüdür.

Bir aydan fazladır dışarıdan hiç bilgi alamamış olsam da dünya, bölge ve ülkemizdeki koşulların lehimize hızla evirildiğinin farkındayım. İster laboratuarlarda üretilmiş olsun isterse de doğal evrimle ortaya çıkan Covid 19 virüsünün Dünya Kapitalizminin çürümüşlüğünü ve maskelerinin düşürülmesindeki rolünü iyi tahlil etmek gerektiği kanaatindeyim. Adeta yaklaşık 500 yıldır hakim olmaya çalışan Kapitalist sistemin virüs karşısındaki yenilgisi "anne bak kral çıplak!" dedirtmiş durumdadır. Kaldı ki gözle bile görülemeyen ve ancak canlı hücre içinde bulunan bir virüs, sistemi tüm alanlarda ekonomik, sosyal, siyasal, sağlık, eğitim, istihdam (!) da adeta dağıtmıştır. Görmek isteyenlere adeta bir manivela olmuştur. Her ne kadar kapitalist sistem yaşamın tüm alanlarındaki farklı krizleri lehine çevirerek fırsata dönüştürmeyi, kriz yönetme ustalığını kazandığını belirtse de, bu sefer ilk bakışta bile çuvalladığını gizleyememektedir. Dünya, bölge ve ülkemizde yönetenler artık yönetemiyor ve yönetilenler de yönetilmek istemiyorlar. Sürecin uzaması kaotik durumu derinleştireceğine ve özgür iradeye dayalı müdahalelerle yeni bir "zaman / düzeni" imkan dahiline lamış haldedir. Sistemin ufkunu aşan bir bakış gerçekten de beni heyecanlandırıyor. Her ne kadar üstünkörü ve ezber yaklaşımlar süreci tam algılamakta zorlansa da kanımca zaman lehimize ve beni de heyecanlandırıyor. Düşlerimizin gerçekten buluşmasının koşulları hiç bir zaman bu kadar olgun ve açık, görünür olmamıştı. Daha geniş verili bir perspektifle düşüncelerimi paylaşabilmeme şu an sağlığım elvermez de, senin / sizlerin çok daha derinliğine algıladığınıza inancım, iknam tamdır.

 

Sevgili Can, bu mektubu içinde tek başına bulunduğum karantina koşullarında yazıyorum. Mimari yapı üçlü ve tekli "oda"lardan oluşuyor. Her hastaneye gidiş - gelişte on dört gün karantinaya alınıyor ve tek başımıza bir "oda"ya veriliyoruz. Sağlık problemlerimden ve hastane -zorunlu- gelişi gidişlerinden kaynaklı son iki yılımı da karantinada yalnız kalacağıma işaret ediyor. Pandeminin başladığı ilk andan beri hastanelere, randevularıma ve tetkiklere gitmediysem de YGC'de kadrolu aile hekimi olmadığından ve geçici görevlerle haftada iki gün gelen doktorların benim ilaçlarımı yazacak yetkisi bulunmadığından her ilaç(lar)ım bittiğinde hastanelere götürülme zorunluluğundan kaynaklı son iki yılı böyle karantinalarda tecrit halde geçireceğim kanaatiyle de tek tutulacak gibiyim. Benim açımdan hiç önemli değil, nerede nasıl hangi koşullarda tutulsam / tutulsak da sonuçta bilinçle yetkinleşen olgunlaşanlar bizle olacağız.

 

Umarım fazla zamanınızı alıp da sizleri sıkmamışımdır. Ben, varlığınızla, ilgi ve paylaşımlarınızdan güç, moral alıyor, heyecan duyuyorum. Umarım heyecanımı, gülüşlerimi sizlere taşıyabiliyorumdur. Duyarlılık ve çabalarınızı tüm yüreğimle takdir ediyor, başarılarınızı diliyorum.

 

 

"A. Okay'a

Zamansız kaçak yapan

Bir gaz borusu misali

Tüm yalanlarını

Ortalığa saçıyor

Hükmedenlerin

Kendileri de inanmıyor

Ekranlarda söylediklerine

Gülüşerek desek de

Değil

Höykürerek servis yapıyor

Yalana yeminli troller

Gerçeği bozma hazzıyla

Dört bir tarafta

Salyalarını saçıyorlar

Ama nafile

Ve beyhude

Kaçınılmaz sondan

Kendileri de kaçamayacaklar..."

20.10.2020 // Amed // Halil Güneş

 

Sevgili Can, bu dizeler sana ithafen karalandı. Umarım hoşuna gider. Olanca direncim ve içtenliğimle, size, şahsınızda tüm ailenize ve yüreği özgürlüğe çarpan arkadaş ve dostlara selam ve sevgilerimi iletiyor, yaşam ve çalışmalarında başarılar diliyorum.

Mutlaka görüşeceğimize inançla...

Selam, sevgi ve saygılarımla

Halil Güneş 21.10.2020 // Amed

 

Not: daksil, şerif düzeltici dahil bir çok emanete alındığı için karaladığım yerler için sabrınıza sığınırım.  

İlişkili İçerik