İÇERİDEN: Bazı sloganlar suç değil

Cumartesi, 28 Temmuz, 2018

Diyarbakır’da 17 yıl hapis cezasına çarptırılan 20 yaşındaki Musa Kaplan’a duruşmada Kürtçe, ‘Biji Serok Apo’ (Yaşasın Başkan Apo) diye slogan attığı gerekçesiyle verilen 10 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından 2015 yılının Ekim ayında bozuldu.

 

Diyarbakır’da 2011 yılında yapılan eylemlere iddiasıyla tutuklanan Mustafa Kaplan’a Özel Yetkili 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 17 yıl hapis cezası verildi. Tutuklu yargılandığı davada hapis cezası aldığını duyan Kaplan mahkeme salonunda slogan attı. Mahkeme heyeti bunun üzerine tutanakla suç duyurusunda bulundu.

 

Suç duyurusu üzerine soruşturma başlatan Cumhuriyet savcılığı, 31 Ocak 2013 tarihinde Ramazan Kaplan hakkında ‘Terör örgütü propagandası yapmak’ suçundan 1 yıl 6 ay hapis istemiyle iddianame hazırladı.

 

Bunun üzerine, Özel yetkili 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Kaplan, verdiği ifadede, “Kürt ve Türk halkları yüzyıllardır kardeştir ve kardeşlik devam edecektir. Duruşmada slogan attım. Ancak haksız bir şekilde karar verilmişti. Bu nedenle slogan atmıştım” dedi. Mahkeme, 24 Mayıs 2013 tarihinde açıkladığı kararında Kaplan’a 10 ay hapis cezası verdi.

 

Karara karşı Yargıtay'a başvurulması ardından, dosyayı karara bağlayan Yargıtay 16. Ceza Dairesi, sanığın üyesi olduğu örgütün kurucusu lehine slogan atması eyleminin gerçekleştirildiği yer, koşullar ve muhatapları dikkate alındığında propaganda suçunu oluşturmadığı, bu nedenle kararın bozulmasını istedi.

 

Yargıtay kararından sonra Mustafa Kaplan’ın yeniden yargılaması 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Mahkeme davanın ilk duruşmasında suçun yasal unsurları oluşmadığı için Kaplan’ın beraatine karar verdi.

 

Bu davayı, aynı slogan için cezaevinde disiplin cezaları almakta olan mahpuslar için hatırlattım.

 

* * *

 

Rihan Kavak Özbek, beş çocuğu olan bir anne. Demokratik Bölgeler Partisi Bağlar ilçesi eşbaşkanı idi. Sur'da açılan Barış çadırındayken, yasak ilan edildi ve Sur'a bütün giriş-çıkışlar kapatıldı. Orada mahsur kalan anne, barış çadırında insan ölmesin diye uğraştı aylarca. Daha sonra oradan 93 gün sonra çıkma imkanı bulunca, devletin kolluk güçleri tarafından fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kaldı.

 

Tutuklamanın ardından gönderildiği Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nde iki gün kaldıktan sonra Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'ne sürgün edildi. 2.5 yıldır bulunduğu Sincan'dan Diyarbakır'a sevkini istiyor ama reddediliyor. Dahası tahliyesini istiyor; çünkü dışarıda yüzde 88 engelli bir çocuğu var. Hastalığı iyice ilerleyen çocuğunun kendi başına (tuvalet dahil) hiçbir ihtiyacını karşılaması söz konusu değil. Böyle bir durumdaki bir annenin Diyarbakır'a sevki, hatta tahliyesi bu kadar mı zor?

 

Hükümlü gazeteci arkadaşlarımızdan Abdulhalik Kaya, Ağrı Diyadinlidir. Aldığı 4 yıl 2 ay hapis cezasının infazı için Ağrı Kapalı Cezaevi'ne konulmuştu. Şubat ayında Rize-Kalkandere L Tipi Cezaevi'ne sürgün edildi. Oranın nemli havası hastalıkları için iyi bir yer değil. O nedenle, bir an önce memleketine yakın bir cezaevine sevkini istiyordu. Önce iletişim cezası var diye, reddedildi; ceza dönemi geçtikten sonra yaptığı istemi ise bu kez gerekçesiz olarak reddedilmiş.

 

Tüm cezaevlerindeki pek çok mahpus gibi, Kandıra 1 nolu F Tipi Cezaevi'nde bulunan Burak Taş da, Yeni Yaşam isimli gazetemizin ne zaman bayilerde satılmaya başlayacağını soruyor. Bu konudaki çabalarımız sürüyor. En kısa zamanda bayilerde yer almak için uğraşıyoruz. Bunu başardığımızda herkese haber vereceğiz.

 

Bu hafta cezaevinde bulunan iki gazeteci arkadaşıma gönderdiğim kartlar bana iade olarak geri geldi. Ağrı Kapalı Cezaevi'nde bulunan Kamuran Sunbat ile Elazığ T Tipi Cezaevi'nde bulunan Mehmet Güleç isimli arkadaşlarım nereye sürgün edildiklerini bana bildirirlerse sevinirim.

 

MEKTUBU GELENLER:

---------------------------------

Rihan Kavak Özbek - Sincan Kapalı Cezaevi

Abdullah Kaya - Kalkandere L Tipi Cezaevi

Burak Taş - Kandıra 1 nolu F Tipi Cezaevi

Ayhan Kavak - Siverek T Tipi Cezaevi