MÜEBBET TUTSAK GÖNÜL BULUT'TAN MEKTUP VAR

SEVGİ VE ÖZLEMLE MERHABALAR,

Mevsim kış, hücreler soğuk ama yüreklerimiz yangın yeri. Her güne yüreğimizi tutarak başlıyoruz. Ve gün öldürülen çocukların, yaşlıların ve de kadınların acısıyla geçmez oluyor. İsyanımızı katıyoruz acılarına. Yine de sığmıyoruz hiç bir yere. Masumlar vahşice ketledilirken, kentler kuşatılıp, evler yakılıp-yıkılırken bağırmak, çağırmak yetmiyor bize. Hiç bir söz bizi anlatmıyor. Yönümüzü direnenlere dönüyoruz. Ve biliyoruz, o kara örtünün ardından kıpkızıl Güneş şafakları büyütüyor. Büyüyor halklar bahçesinin direnç çiçekleri. Direndikçe çoğalacak, çağlayanlaşacaklar. Bu inanç umut ve dirençle yeni yılınızı kutluyor, Özgür ve de Barış dolu yarınlarda sımsıkı kucaklaşmalar diliyorum.

Adil Abi umut ediyorum ki iyisiniz. Bu zamanda iyi olmak zor ama başka yolumuz da yok. Siz mektubunuzda “Zor Günler” demiştiniz. Evet zor günler ve zulmün dili hep aynı. Bu dili doksanlardan iyi biliyoruz ve daha demincek gibi o acılar bizde yaşıyorken, yeniden yaralar kanatılıyor. Siz “Suruç’tan Ağrımışken Şimdi de Ankara”. Ve “Savaş, Barış ve Sanat” adlı yazınızda bizi, yaşadıklarımızı o kadar güzel anlatmışsınız ki, onun üzerine söyleyecek sözümüz olamaz. Bize düşen hep olduğumuz gibi direnmek ve dayanmaktır. Bu dünya barışın, kardeşliğin ve de özgürlüğün dünyası oluncaya kadar da sürecek bu kavga. Ne mutlu bize ki bu hayatta ne istediğimizi biliyoruz. Katledilenlerin gözlerinden bize bir güneş gibi, ışık gibi ve de umut gibi akan direnişimiz var bizim. Umutsuzluk, çaresizlik; günümüz hayatının özeti olmamalı. O halde insanlıkla bağları kopmamış olanlar için umut mücadeledir. Mücadeleye devam...Durmaksızın, yılmaksızın devam...

Abim, bana gönderdiğin üç mektubu, yüreğinizin çığlığı olan iki yazınızı ve birçok kartı aldım. Birbirinden güzel, el emeği kartlar için çok teşekkürler. Bizim için oturup, zamanını ayırıp o güzel kartları yapan güzel yürekli dostlara kucaklar dolusu selamlarımızı gönderiyor, kucaklıyoruz sevgiyle.

Ben, bizler de iyi olmaya çalışıyoruz. Bir gerçeğin orta yerindeyiz. İçimiz kanağlayarak bu vahşetin bir an önce bitmesini diliyoruz. Israrla kendimizi gelecek güzel günlere hazırlıyoruz. Çünkü mücadelenin zaman-mekan ötesi birşey olduğunu biliyoruz. Her şey bizim içimizde ve biz insani olan herşeye, insanlığa karşı sorumluyuz. Bu bilinçle okuyor, yazıyor ve hatta direniş türkülerimizi söylüyoruz. Bizden de bin selam olsun direnen mazlum halkımıza diyoruz.

Adil Abi, bu mektupta 14 çizim var. Bir adet kızınız Öykü’ye benim mektubum var. Ve yine dünyalar tatlısı kızınız Öykü’ye, Gebze Cezaevi’nde bulunan yeğenim-arkadaşım Selvi Kale’nin yaptığı bileklik var. Selvi Ümüş-Eylül Dergisi’nde Öykü’nün hepimize yazdığı mektubu okumuş, Öykü’yü çok sevmiş, yazıştığımı öğrenince ona göndermem için bu bilekliği göndermişti. Ben de gönderiyorum. Kısa mektubuyla, bir adette kendi resmim var.

Kucaklar dolusu selam ve sevgilerimle...

Özgür Yarınlarda Yüzyüze Görüşünceye Kadar Sizinleyiz.

Not: Ekteki resim çalışmaları Gönül Bulut'a aittir.

Gönül BULUT

Yeni Şakran Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

Aliağa-İZMİR