Sosyalbilimci Müge Tuzcuoğlu Tutuklandı?

muge-tuzcuoglu-kitapSOSYALBİLİMCİ MÜGE TUZCUOĞLU TUTUKLANDI?

Tuzcuoğlu kimdir?

Müge Tuzcuoğlu 1983 yılında Türkiye’nin kuzeyindeki Artvin’de doğdu. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde antropoloji eğitimi aldı. 2002-2007 arasında muhalif sol bir gazete olan Evrensel Gazetesi’nde çalıştı; 21 Kasım 2004’de olan bir olay Müge’ye yaşamını değiştirme kararı aldıracaktı. Mardin'in Kızıltepe ilçesinde güvenlik güçleri 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ı ve babasını evlerinin önünde öldürdü. Uğur Kaymaz’ın bedenine 13 kurşun sıkılmıştı. Müge, bu olayın arından 2008 yılında Diyarbakır’a gitti ve yaşamını ve çalışma alanını “go native” olarak sürdürme kararı aldı.

Laz bir genç kadın olarak Kürt bölgesi Diyarbakır'da çocuklarla çalışmalar yapmaya başladı. Diyarbakır merkezli, yoksullukla ilgili araştırmalar yapan ve yoksullukla mücadeleyi bir dayanışma ağı üzerinden yürüten Sarmaşık Derneği’nde yöneticilik de yapıyordu.

Sarmaşık Derneği, bölgenin en büyük sorunlarından olan yoksulluk sorununu, sadaka dağıtarak çözmeye çalışan hükümetten farklı olarak bir dayanışma ağı kurarak çözmeye çalışan bir dernektir. Müge, bölgede, bir sosyal bilimci olarak bölgenin sorunuyla ilgisi çalışmalar yapıyordu. Zorunlu göçün sonuçları, toplumsal travma, Terörle Mücadele Kanunu mağduru çocuklar üzerine çalıştı. Türkiye’de Kürt halkının siyasi hareketini temsil eden ve TBMM’de grubu da bulunan Barış ve Demokrasi Partisi Siyaset Akademisi’nde “Toplumlar Tarihi” dersi verdi. (Siyaset Akademileri’nde ders vermek, Kürt Halkının taleplerini anlamak ve ırkçı bir çerçeveye karşıt, demokrasinin yeni olanaklarını tartışmak isteyen aydınları tutuklamak için KCK davası savcıları tarafından “suç delili” sayılmakta). Tuzcuoğlu’nun TMK mağduru çocuklarla yaptığı sosyal bilimsel bir çalısma olan “Ben bir Taşım” başlıklı kitabı 2011’de yayınlandı ve 2012’de ikinci baskısını yaptı.

Neden tutuklandı?

Türkiye’de iki yıl önce başlayan ve AKP Hükümetinin, kendisine muhalif kesimleri sindirme, etkisizleştirme ve itibarsızlaştırma amacıyla yürütülen operasyon furyasının adı KCK oldu. Özellikle Kürt siyasetini temsil eden Barış ve Demokrasi Partisi operasyonların hedefiydi. Kürt vatandaşlardan başlayıp, Kürt siyasetçilerine, seçilmişlerine yönelik bir gözaltı ve tutuklama dalgası olarak devam eden operasyonun kapsamı geçen sürede giderek genişledi. Gözaltına ve haklarında iddianame hazırlanana kadar aylarca cezaevinde tutulan yüzlerce Kürt’ün yanı sıra, Kürtlerle ya da parlamentoda da temsil edilen Kürt siyaseti ile bir biçimde ilişki içinde bulunan Kürtler dışındaki kesim de KCK operasyonlarının bir parçası oldu. 8 Mart günü Müge Tuzcuoğlu’nun da aralarında bulunduğu 17 kişi gözaltına alındı ve Müge dahil 13 kişi yasa dışı örgüt üyesi olmak iddiası ile tutuklandı. Yeni Terörle Mücadele Kanunu, delil üretmeyi gözaltına alınma süresinde önceliğe alan bir kannudur. Dolayısıyla M. Tuzcuoğlu’nun da tutuklanan pek çok kişi gibi ne ile suçlandığını anlamak ve öğrenmek şansı hatta avukatına erişme şansı yoktur. KCK üyeliği ve dolayısıyla TC’ni yıkmakla suçlanmak için Kürt olmak gerekmiyor. Aksine Kürt insan haklarıyla ilgilenmek ve veya Kürtlerle temas etmek yeterli sayılıyor. Öğretim üyesi Prof Dr. Büşra Ersanlı ve Yayıncı-Yazar Ragıp Zarakolu bunlardan ikisi. Hükümetin, KCK ile ilişkilendirmeye çalıştığı isimler arasında gazeteciler, akademisyenler ve sanatçılar, sinemacılar, fotoğrafçılar, şairler, yazarlar sanatçılar da var. Tutuklama dalgası her geçen gün Kürtlerle temas eden, etmiş kesimlere doğru genişledi.

Müge tuzcuoglu’nun tutuklanmasında önemli bir farklılık var: Artık sosyal bilimciler sadece yazdıklarından dolayı değil, aksine arastırmalarını yaparken temas ettikleriyle bağlantılı olarak tutuklanıyorlar. Türkiye’deki bilim insanlarına, yazarlara, akademisyenlere yönelik bu tutuklamalar araştırma özgürlüğünü de ortadan kaldırmakta. Sosyal bilim alanına ve sosyal bilimcilerin araştırma özgürlüğüne yönelik bu tür uygulamalara geçmişte de rastladık. Ancak, Türkiye'nin bir sosyal bilimciyi daha hapiste tutmasına seyirci kalmayacağız. Sosyal bilimin her türden iktidar karşısındaki tarafsızlık ve bağımsızlık gözeten tutumunun, aramızdaki örnekleri çekip alarak sindirilmesine seyirci kalmayacağız.

Müge Tuzcuoğlu Davası’nı İzleme Grubu