Tutsak gazeteci Uğur Yılmaz, düşlediği bir fotoğraf karesinin çekilmesini istiyor. Takipçilerimize duyurulur.

Tarih: 
Çarşamba, 23 Mayıs, 2018

Uğur Yılmaz

Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi İnfaz Kurumu

 

Sevgili Adil Okay; öncelikle siz değerli fotoğraf sanatçısı şahsında, tutsaklarla dayanışma içine giren tüm sanatçıları ve aydınları ışık bolluğuyla selamlıyor, bahar sıcaklığıyla kucaklıyorum.

Sevgili hocam tutsaklarla dayanışma projenizi çok anlamlı bulduğumu blirtiyor ve başarılar diliyorum.

Hocam kendimi kısaca tanıtmak istiyorum. 1991 Bitlis doğumluyum. Bitlis merkezde gazete dağıtımcılıktan, yazmaya geçtim. Kimi yerel ve Kürt medyasında bir süre çalıştıktan sonra Bitlis belediyesi basın birimine geçtim tabi bu arada adım adım fotoğraf çekme tutkunu oldum. Bir süre fotoğraf çekimi yaptım. (Manzara portre) daha çok fotoğraf çekmeye adapte olmuşken, gazetecilik faaliyetlerim nedeniyle tutsak edildim. Şu an Elazığ cezaevinde tutuklu olarak kalıyorum. Kısa bir de hatırlatma yapmak istiyorum. Ablam üzerinden size ulaşmış adres istemiştim bazı sorunlardan dolayı name'mi geç yazıyorum.

Bu name'yi elime almamın amacı, hem bu anlamlı projeyle bütünleşmek hem de pratikleştiremediğim (ölümsüzleştiremediğim) ve şiirlere döktüğüm kareleri birilerinin görselleştirmesi içindir.

Sevgili Adil Hocam name'nin sonuna gelmeden düşlediğim kareyi yazmak istiyorum.

Hocam dipsiz bir kuyunun içinde güneç hüzmesine hayret etme yetisiyle bakan ve ona anlam katan bir çocuğu objektifime yansımasını çok istiyorum. Çünkü çocukluktaki hayret etme yetisi varoluşçuluğun ilkidir. Toplumun doğmatizmine bir karşı çıkıştır.

Sevgili hocam name'min sonuna yaklaşıyorum. (…)

 "Güneş süzmesi" adlı şiirimi yazıyorum. Sanırım yarısını yazmak kendimi ifade etmeye yetecek...

Başlattığınız bu sofistike projenize serkeftin diliyorum.

Gaia sizinle olsun... = )

***

 

Aydınlık Hüzmesi

Mağaranın zifirisinde

güneşin sızmış kıvılcımını görürsün

Ey çocuk

Adını sorarsın "Aydınlığın" der

ve ekler

"Yeşermeyen toprağın yağmuru, akmayan sevda nehrinin yatağıyım"

der

"Kimsin se" diye sorarsın çocuk

"Yaşam ve ölümün iki yüzüyüm; karanlıkta doğmuş aydınlık hüzmesiyim" der ... yarım

 

            Her insanın, her karanlıkta işlenen sonsuz boşluğunu; dolduracak bir "aydınlık hüzmesi" vardır.

 

Uğur Yılmaz