Tutsak Sadık Almakça'dan mektup var

Merhaba Sevgili Adil Abi,

Öncelikle iyi olmanı diler selam ve sevgilerimi iletirim. Değerli Adil abi gönderdiği kartı da, dergiyi de aldım. Çok sağol. Evet dergide ki benimle ilgili bölümü okudum. Mektubumdan küçük bir alıntı yapılmıştı. Kendimi dışarıya hazırlıyorum diye. Onun üzerine iki sayfalık bir yazı yazılmış. (Serdar Türkmen yazmış)Tabi bende hepsini okudum. Bunca uğraşa rağmen alaka gösterip bunu yapman beni ziyadesiyle sevindirdi. Bu konuda sorumlu ve duyarlı davrandığın için tekrardan teşekkürler. Anlaşılıyor ki işlerin çok yoğun beklide bazen mektuplara geç cevap vermen bundan oluyor. O konuda seni anlıyorum. Kaldı ki biliyorum. Sadece bu cezaevi mektuplarıyla da sınırlı değilsin. Her cezaevinden çok mektup alıyorsun. Bir biçimde onlara da cevap yazıyorsun. Dışarıdaki dernek, demokrasi, insan hakları, barış yönündeki çalışmalarda yoğun olunca haliyle hem yoruluyor hem de bazı konularda gecikiyorsun. Yine de hayırlısı diyelim. Buda bir tür üzerindeki vazifedir.

                Devrimci insanın vazifesi bitmez. Bir iş bitse bile bir başkası başlar. Çünkü o her zaman toplumun hizmetindedir. Ona kendini adamış, onun sorumluluğu ile yaşıyor. Toplum işleri bitmeyeceğine göre görevleri de bitmez, önümüzde bir barış süreci var. Bu tamamlansa bile demokrasi oda tamamlansa bile özgür, eşit, sosyalist bir dünya kurmak gerekecektir. Velhasıl görevler böyle peşin sıra birbirini kovalıyor. Bu aralar dikkatimi çeken Türkiye’de suni temelde oluşturulan ve epeyde tartışması yapılan barış mı demokrasi mi dilemmasıdır. Bu bana çok abes geliyor. Çünkü ikiside birbirleriyle sıkıca bağlıdır. Aralarında organik bir ilişki var. Barışsız demokrasi, demokrasisiz bir barışı pek düşünemiyorum. Barışın yolu Kürtlerin taleplerini karşılamadan geçiyor. Oda demokrasidir veya demokratik taleplerdir. Demokrasi yetkinleşmeden kalıcı, doğru, sağlıklı bir barış olmaz. Tersinden barış gelişmeden, sağlanmadan demokrasi kurumlaşamaz. Bu gerçek gün gibi ortada iken bu tartışmanın Medyadan Akademik dünyaya kadar sür gitmesi bana çok anlamsız geliyor. Neyse keşke bu ve benzer konuları yüz yüze daha detaylı konuşabilsek. Buna imkânımız olabilseydi.

                Değerli Adil Abi bende sana 127 sayfalık demokrasi üstüne biz yazı gönderdim. Bilmem eline ulaştı mı? Bu konuda haberdar olmak istiyorum. Ayrıca şimdi sosyoloji üzerine 180 sayfa civarında bir yazı yazıp göndereceğim, şimdi uğraşıyorum. En fazla bir ay sonra eline geçer. Bunlar ayaküstü yazdığım yazılar. Hatta ikiside eğitimde yaptığım konuşmaların ve kimi notların derlemesidir. Arkadaşlar Adil abiye gönder diyorlar. Bende gönderiyorum. Senin değerlendireceğine inanıyorlar. Bende öyle. Ayrıca şunu sormak istiyorum mektuplarımız gibi bu yazılarıda internet sitesine geçme olanağın oluyor mu? Olursa sevinirim. Tabi doğrusunu sen bilirsin.

                Değerli Adil Abi sevgili Öykü’ye ve Tülin yengeye ayrıca selamlar. Sevgili Öykü’ye bir ara bir resim gönderdim.  Bilmem ulaştı mı? Bir manzara resmi idi. O konuda da haber alamadım. Ayrıca Şehmuz Diken ve Roni Margules arkadaşlara (iletebilirsen) özel selamlar, sevgiler, saygılar.

                Tekrardan sevgili Öykü’ye, Tülin yengeye ve sana tüm Okay ailesine sevgiler selamlar.

                Esen kalın.

                                                                                                                             Sadık Almakça

                                                                                                                             F Tipi Kapalı Cezaevi

                                                                                                                             Oda C-4

                                                                                                                             Elbistan – K.Maraş