Tutsak Yakınları Anlatıyor: ‘Cezaevlerindeki baskı tecritten bağımsız değil’

Pazartesi, 5 Haziran, 2017

Cezaevlerinde süren hak ihlallerinin işkence boyutunu aştığını kaydeden tutsak yakınları, “Eğer biz onlara sahip çıkmazsak yarın evimizin içine kadar girdiklerini bizi koruyacak tek bir evladımız kalmamış olacak. Geç olmadan harekete geçelim” diyor.

OHAL’le birlikte dışarıdan içeriye hak ihlallerinin işkenceyi aştığı cezaevlerinde her geçen gün yeni bir hak ihlali haberi geliyor. Saldırılar sadece tutsaklara değil, görüşe giden tutsak yakınlarına da devam ediyor. Aileler ince aramaya maruz bırakılarak görüşlere giriyor. Aileler cezaevlerinde hayata geçirilen baskıların, tutsak ve yakınlarını yıldırma politikasından başka bir şey olmadığını söyledi.

‘Keyfi şekilde ceza kesiyorlar’

Kardeşi Elazığ F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Raife Işık, kardeşinin ve diğer tutsakların cezaevinde çok fazla baskıya maruz kaldığını belirtti. Raife, devletin terbiye etme politikası ile halka yöneldiğini ifade ederek, “Hiçbir delil, gerekçe olmadığı halde çocuklarımızı, kardeşlerimizi alıp tutukluyorlar. Aylarca yıllarca tutuksuz yargılıyorlar, verecek ceza bulamıyorlar. Sonra kendi kendilerine delil oluşturup dosyalara koyup ceza kesiyorlar. Kardeşime cezaevine girdiğinden beri sürekli olarak iletişim ve hücre cezası veriliyor. Sırf baskıları kabul etmedikleri için bu saldırılar gerçekleşiyor” dedi.

‘Davamızdan vazgeçmeyeceğiz’

Tutsakların hastalandığı zaman revire götürülmediğini ve sürekli darp edildiklerine dikkat çeken Raife, kardeşiyle son telefon konuşmalarında kardeşinin kendisine ‘gardiyan ve askerler sabah akşam koğuşa baskın yapıyor ve ayakta sayım vermeyi dayatıyor’ dediğini aktardı. Raife, gardiyanların ayakta sayım vermeyen tutsakları darp ettiğine değinen Raife, yaralanan tutsakların da revire götürmeyerek tedavi edilmediğini belirtti.

Raife, “Bu sadece bizim duyduğumuz bildiğimiz, bir de bilmediğimiz onlarca baskı çeşidi var. Bu baskı da değil, işkencedir. Biz bile görüşe gittiğimizde ince aramdan geçiriliyoruz. İnsanlıktan nasibini almamış kaç kişi varsa hepsini asker ve gardiyan diye siyasi tutsakların başına dikmişler. Biz ne davamızdan ne tutuklularımızdan vazgeçmeyeceğiz. Devlet bunu iyi bilsin. Hakkımızın peşinde olacağız” diye konuştu.

‘Gençlerimizden vazgeçmeyeceğimizi devletin anlaması gerekiyor’

Saliha Akın ise, cezaevinde tutsaklara yönelik gerçekleşen saldırıları kınadığını ve herkesin tutsaklara sahip çıkması gerektiğini söyledi. Saliha, tutsakların ezilmeye ve yok sayılmaya çalışan halklar için mücadele ettiğine değinerek, “Bizim için canını ortaya koymuş, haksızlığa başkaldırmış ve mücadele etmiş onlarca gencimiz cezaevlerinde baskı altında. Bizim gençlerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Eğer biz onlara sahip çıkmazsak yarın evimizin içine kadar girdiklerini bizi koruyacak tek bir evladımız kalmamış olacak. Devletin bizim gençlerimizden ve halkımızdan vazgeçmeyeceğimizi anlaması gerekiyor” diye belirtti.

‘Cezaevlerindeki baskı tecritten bağımsız değil’

Cezaevlerinde artan baskıların PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecritten bağımsız olmadığına dikkat çeken Saliha, tecridin biran önce son bulması gerektiğini vurguladı. Saliha, tecride karşı tüm kesimlerin destek vermesi gerektiğine değinerek, “Tutsaklarımız cezaevlerinde işkence görüyorlar. Kadın tutsaklar işkence görüyor, taciz ediliyor. Bizi aileleri olarak buna dur dememiz gerekiyor. Gerekirse cezaevleri kapılarında oturup sabah akşam nöbet tutmalıyız ama çocuklarımıza sahip çıkmalıyız. Cezaevlerine özel olarak konulan asker ve gardiyanlar var. Onları kim koydu oraya? Bize bunun cevabını versinler” diyerek tutsakları sahiplenmeye çağırdı.

GazeteŞujin