Tutsak Yazar Serdar Koç, Elbistan Hapishanesi'nden Yazdı: Kimler tahliye oldu?

Tarih: 
Perşembe, 8 Eylül, 2016

“En son yolladığınız karpostalları aldım. Teşekkür ediyorum. Bu vesileyle ben de size ilk yazımsal çalışmam olan romanımı yolluyorum... Cezaevindekilere dair duyarlılığınız ve oluşturduğunuz inisiyatif takdire şayan. (...) Bu arada toplumun canını acıtan niceleri, yine kestirmeden özgürlüklerine kavuştular. Biz ise lağvedilen DGM’lerin verdiği cezaların ceremesini çekiyoruz hala... Umarım birgün özgür günlerde yüz yüze tanışırım, tanışırız sizinle.”

Serdar Koç

Elbistan Cezaevi

Elbistan-MARAŞ

***

 

Merhaba,

 

Öncelikle selam ve sevgilerimi yolluyorum. En son yolladığınız karpostalları aldım. Teşekkür ediyorum. Bu vesileyle ben de size ilk yazımsal çalışmam olan romanımı (Gidersem Hasret Kalır Bende. DO yayınevi) yolluyorum. Umarım keyifle okursunuz. (...) Gerçekliğe yaslanan şeyler epey var. Doksanların ruh halini, sudan çıkmış balık misali bir gencin yaşadıkları ekseninde aktarmaya çalıştım. Umarım Görülmüştür sitenizde yer bulur. Hemen hemen hiç tanıtımı olmadı. Neyse artık değerlendirirsiniz.

 

Daha öncede yazdım. Cezaevindekilere dair duyarlılığınız ve oluşturduğunuz inisiyatif takdire şayan. Foucault entelektüelin işlevinde, bilhassa yerel ve özgün sorunlara el uzatan, bunun mücadelesini veren bir entelektüel portresi çizmeye çalışıyordu. Hani geçmişin sol alışkanlığı ve aydın karakteri, genelde ulusal ve küresel sorunlara kafa yoran, çözüm önerileri sunan bir anlayışa sahipti. Bugünse esas olan yerel, tekil sorunları çözümleyen, kamuoyunun bilgisine sunup duyarlılık yaratarak çözüm gücü olabilmek. Daha somut daha gerçekçi diyelim. Önceki yaklaşım soyut ve felsefik kalıyordu. Evrensele ulaşmanın yolu zaten yerelden geçiyor.

 

Zindanlar, ülkenin adalet sistemi vs. Başlı başına birer sorun durumunda. Dünyanın en fazla politik mahkumu olan bizim memleketin kanayan yarasıdır zindanlar. Bu arada toplumun canını acıtan niceleri, yine kestirmeden özgürlüklerine kavuştular. Biz ise lağvedilen DGM’lerin verdiği cezaların ceremesini çekiyoruz hala. Anti-terör yasasına dair, yine haksız ceza ve yargılamalara ve nice adaletsizliğe dair maalesef ne bir örgütsel girişim ne de bir duyarlılık yaratabildik biz içeridekiler. Kendi hakkımızı, hukukumuzu dahi ciddi ciddi aradığımızı söyleyemem. Bir iki yıl sonra “aldatıldım pardon” denip darbeci generaller bırakılır, biz maalesef yine içeride kalırız gibime geliyor. Neyse işi yakınmaya vardırdım. Aslında buna hakkımızda yok. Mesela hırsızlar, gaspçılar nice nice yüz kızartıcı suç işleyenler aldıkları cezanın ancak beşte birini yatarken, (ki kamuoyuna cezasının yarısını yatanlar diye yanıltıcı bilgi verdiler) biz cezanın altıda beşini yatmak durumundayız. Sahiden 18 yıl alan bir hırsız dört yıl yatarak tahliye ediliyor. Maalesef önemli bir kısmı bir süre sonra tekrardan geri gelecek, bela kesilecek birçoğu. Şu anki toplumsal yapı zaten suç üretmeye gayet müsait.

 

Neyse fazla uzatmayayım. Umarım iyisiniz. Ülke gündemi de çok yoğun. Çok acı ve vahim hadiseler yaşanıyor. Antep’te yapıllan canımızı çok acıttı. Toplumu bunca acıya, gözyaşına da alıştırdılar. Nasıl olsa tuzu kuruların işi tıkırında.

 

Artık bitireyim. Kendinize iyi bakın. Umarım birgün özgür günlerde yüz yüze tanışırım, tanışırız sizinle. Aslında gıyaben bayağı tanıyorum sizi. Şehmus Diken’le röportaj yaptığınız kitapta bayağı detaylı anlatmıştınız hayat hikayenizi. Okurken Lübnanlı, Filistinli günlerinize hayran kaldığımı da belirtmek istiyorum.

 

Bitirirken tekrardan selam ve sevgilerimi sunuyor, esenlikler diliyorum...

Serdar Koç

22.08.2016