Tutsaklar Şakran T Tipi'nde Hak İhlallerini raporlaştırdı

Tarih: 
Çarşamba, 9 Ağustos, 2017

“ziyaretimiz bir saatken, kırk beş dakikaya düşürüldü. Açık görüşlerimiz ayda bir iken, iki ayda bir yapılmaya başlandı. Bunun bahanesi ise OHAL ve gizli genelgeler olarak, önümüze idare tarafından sunuluyor. Yani keyfi uygulama başını almış gitmiş. Hak ihlalinin başı var, sonu yok. Ayrıca görüşümüze gelen aileler de bu aralar sık sık çıplak aramaya tabi tutuluyor. Keyfi bir şekilde görüşçülerimizi engelliyorlar böylece. ”

SİNAN EKMEKÇİ

2 No’lu T Tipi Ceza İnfaz Kurumu

Şakran- Aliağa - İzmir

Merhaba Heval Gamze

Her şeyden önce iyi olmanı diliyorum. Seni saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Heval Gamze senin durumun nasıl? Neler yapıyorsun? Umuyor ve diliyorum ki, durumun her yönüyle iyidir. Ben ve bizler de iyiyiz.

Heval Gamze, senin bana yollamış olduğun o değerli romanı aldım. Seninle tanıştığımı tahmin etmiştim, ama yanlışlık olmuş. Yani seni başka bir arkadaş ile karıştırdım. Benim bahsettiğim Gamze arkadaş da genç ve sarışın bir arkadaştı. İsmi Gamze ve öğrenciydi ve çalışmalardaydı. Neyse… o arkadaş sayesinde ve bu karışıklık sayesinde tanışma fırsatımız oldu. Bu da buna vesile oldu. Her şeyde bir hayır vardır. Evet heval namende durumumuzu sormuştun. Durumum gayet iyidir. Her kese diğer tüm arkadaşın herhangi bir fiziki rahatsızlığı yoktur. Durumları gayet iyidir. Açlık grevinden sonra düzenli beslenmeyle kendimizi toparlayabildik. Şimdi sağlık konusunda herhangi bir sıkıntımız yoktur. Heval, buradaki koşulları ve sıkıntıları seninle paylaşmamı istemiştin. Sıkıntıları sıralamak, bilene zordur. Sıkıntıları sormakla bitmiyor, ama ben önemli gördüğüm birkaç önemli noktayı seninle paylaşayım.

1 - Bizim burada hasta arkadaşlarımız var. Bazılarının tedaviye ihtiyaçları var, bazılarının ilaçlara…

Örnek vermek gerekirse, yaklaşık iki yıldır yaklaşık on beş – yirmi arkadaşımız diş doktoruna sevk edilmiş, ama bunlar halen sevk edilmiş değil. Bağzı arkadaşların dişleri çürüdü, bağzılarının dişi düştü. Bağzılarının dişi ağrıdığı için ne uyuyabiliyor, ne yaşama katılabiliyor. Ayrıca başka rahatsız arkadaşlar var. Onlar da mide, baş, vücudun ayrı bölümlerinden rahatsız arkadaşlar var. Bunların hastaneye gitmeleri gerekiyor ve sevklerinin olmasına rağmen götürülmüyorlar. Sürekli öne sürdükleri bahane; “asker yok, araç yok, vs..” bahanelerle, bu hasta arkadaşların tedavileri engelleniyor. Buna benzer epeyce örnekler var.

2 -Ziyaret saatleri ve görüşçülere yapılan kötü muamele: ziyaretimiz bir saatken, kırk beş dakikaya düşürüldü. Açık görüşlerimiz ayda bir iken, iki ayda bir yapılmaya başlandı. Bunun bahanesi ise OHAL ve gizli genelgeler olarak, önümüze idare tarafından sunuluyor. Yani keyfi uygulama başını almış gitmiş. Hak ihlalinin başı var, sonu yok. Ayrıca görüşümüze gelen ailelere de bu aralar sık sık çıplak aramaya tabi tutuluyor. Keyfi bir şekilde görüşçülerimizi engelliyorlar böylece. Bazan görüşçüleri uğraştırıp; “işte cihaz gözünü okumadı, kaydın olmamış, cihaz parmağını okumadı, bilmem x -ray cihazı öttü, tekrar çıkıp girin içeri…” gibi şeylerle uğraştırıyorlar. Böyle olunca kırk beş dakikalık görüş, bazan on beş dakikaya düşüyor. Bunun örnekleri de çoktur. Ben bunu da özetle böyle paylaşayım.

3 – kitap sıkıntımız var. Yeni genelge bahanesiyle, dışardan bize gelen kitaplar verilmeyecekmiş. Biz kitapların ismini idareye söyleyeceğiz, idare gidip kitapları alacak. Eğer idare bulamazsa, kitap da yokmuş. Yani bunu mahkemeye verdik, mahkeme bizi haklı buldu ve mahkeme aleyhimize (lehimize- bn.) karar vermesine rağmen, cezaevi idaresi yine, gelen kitaplarımıza el koyuyor.

Örnek olarak bir durumu paylaşayım: bizim burada bir arkadaş kitap yazdı ve kitabı yayınlandı. Kitapları arkadaşa yolladılar, genelge bahane edilerek verilmedi ve üstüne arkadaşa söylenen şey şu oldu; “kitapların parasını sen ödemeden, sana vermeyiz! J” arkadaşın kendi yazmış olduğu kitabı bile parayla alması söylendi. Neyse, arkadaş mahkemeye başvurdu ve mahkemede kazandı ve kitaplarının bir kısmını alabildi. Yani mahkeme kararının olmasına rağmen, kendi bildiklerini okuyan bir sistem var. Bahanesi yine genelge ve OHAL…

Buna benzer epeyce örnekler var

4 – darbe girişiminden sonra, tüm haklarımız elimizden keyfi bir biçimde alınmış. Örneğin, kütüphaneye, spora, resim atölyesine, bilgisayar kursuna, satranç kursuna, saz kursuna çıkarılmıyoruz. Bu bir yıldır bu haklarımız elimizden alınmış ve gasp edilmiş durumdadır.

Yirmi dört saat, odada tecrit altındayız. Hiç ortak alanlara çıkartılmıyoruz. Sadece spora haftada iki saat çıkartılıyoruz. Başka hiçbir faaliyetimiz yok. Hepsi elimizden alınmış durumdadır. Bunlar da kesinlikle keyfi ve OHAL bahanesiyle yapılmaktadır.

Yani tüm haklarımız elimizden alınmış ve tecrite tabi tutulmuş durumdayız.

5 – Son süreçte bağzı personellerin hakaretleri ve provoke edici durumları yaşanıyor. Özellikle açlık grevinden sonra, bu provokasyon yaratmak isteyen personel sayısı çoğaldı ve büyük oyunlar peşinde oldukları, apaçık ortadadır. Böylesi sıkıntılar da yaşamaktayız. Ama her şeye rağmen bizler böylesi konular için dikkatliyiz.

Evet heval Gamze. Bu yukarıda belirttiğim beş konu, bizler için en önemli ve en acil çözülmesi gereken hususlardır. Biz burada sorumlularla konuşuyoruz bu sorunlarımızı, ama keyfi yaklaştıkları için fazla bir şey yapamıyoruz. Yani bizim sadece söylememiz yetmiyor. Eğer durumlar böyle keyfi devam ederse, kamuoyuna bilgi vereceğiz ki, her demokrat da aynen elini taşın altına sokması gerekiyor. Bu gün bize, yarın kamuoyuna gelecektir. Bunun için bağzı şeylerin önü kesilmelidir. Evet, bizim burada mücadelemiz devam edecek. Haksızlığı hiç kabul etmedik. Bu günden sonra da kimse, haksızlığı kabul etmemizi bizden beklemesin. Bizler ki,  bedenlerimizi ölüme yatırdık. Bu günden sonra da ölüme hazırız. Herkesin, bunu iyi bilmesi lazım… Onurluca yaşama evet, onursuzca yaşama her zaman cevabımız hayır olmuştur. Sanırım bunları zaten sana söylememe gerek yoktur. Sen de mücadelenin önemini biliyorsun.

Evet heval, şimdi diğer konuya geleyim. (...)