Urfa Hapishanesinde Gece yarısı korsan sorgu!

Pazar, 18 Kasım, 2018

Urfa 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde 2 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Elif Kardağı, ailesi aracılığıyla gazetemize gönderdiği mektupta maruz kaldıkları hak ihlallerini sıraladı. Son dönemin konsept cezaevi olarak belirlenen Elazığ ve Tarsus cezaevlerindeki uygulamaların tüm cezaevlerinde yaygınlaştırma politikası güdüldüğünü vurgulayan Kardağı, şu anda 38 yıl öncesinde yaşatılan vahşet dönemine gidildiğini ifade etti. Yaşlı ve çocukların da bulunduğu cezaevinde, yeni müdürün kendi kurallarını dayattığını ve cezalandırmalarla sindirme amacında olduğunu aktaran Kardağı, derledikleri hak ihlallerini şöyle sıraladı:

Bir aydır revire çıkarılmıyoruz. İki bin tutuklu ve hükümlünün olduğu hapishanede doktorun olmaması ayrı bir olay. Aramızda 60 yaşında yüksek tansiyon, şeker, kalp hastası arkadaşlar var. Ayrıca yeni ameliyat olan annenin kontrolleri yapılmıyor. Bu yüzden de enfeksiyon kaptı. Çeşitli özgün hastalıkları olan, düzenli ilaç kullanması gereken arkadaşlar muayene olamıyor, ilaç kullanamıyor.

5 ay öncesine kadar sohbet hakkımızı kullanabiliyorken, şu anda hiçbir gerekçe sunmaksızın çıkarılmıyoruz. Koridorlardan geçerken bile camları kağıtla kapatıyorlar.

Gurbet Dağ adlı arkadaşımızın hükmünün 14 Aralık’ta bitmesi gerekiyor, ancak keyfi bir soruşturma sonucu 29 Ocak’ta tahliye edileceği bildirildi. Soruşturma sonucu aldığı ceza bir ay önce bitmesine rağmen neden uzatıldığını sorduğumuzda, cezanın bitiş tarihinin 3 ay olduğu, ‘iyi halli olana dek’ tahliye olamayacağı yanıtı alıyoruz.

5 ay öncesine kadar odalar arası kuaförlük yapan arkadaşlar gidip diğer odalarda saç kesimi yapıp, özgün ihtiyaçları giderebiliyordu. Şu anda gerekçesiz olarak yasaklandı.

Hastane sevkleri aylar sonrasında çok nadir yapılıyor. Sevke gittiğimizde de doktor ve askerlerin kelepçeli muayene dayatmasına maruz kalıyoruz. Bireyi onursuzlaştırma, aşağılama ve hasta haklarını hiçe sayan bir tutum sergilendiğini söyleyip kabul etmediğimiz için muayene edilmiyoruz. o Mahkemelere götürüldüğümüzde askerlerin, ‘Kafanıza sıkarız, siz teröristsiniz, yaşamaya hakkınız yok’ tehditlerine maruz kalıyoruz. Karşı çıktığımızda darp ediliyoruz.

Akşam 22.00 sularında bir arkadaşımız gardiyanlar tarafından ‘Avukatın var’ diye çıkartılıp, TEM’den geldiğini söyleyen belirsiz şahıslar tarafından saatlerce sorguya alındı. Koğuşa geldikten sonra öğrenip yetkililere görüştüğümüzde, ‘Haberimiz yok’ yanıtı aldık. Her tarafında kamera ve güvenliğin olduğu bir hapishanede birileri gelip bizi sorguya alıyor ve buradan sorumlu en üst yönetici olan müdürün haberi olmuyor.

Hak ihlalleri ile ilgili kurum ve gazetelere yazdığımız mektuplara, ‘Kurumun güvenliğini tehlikeye sokan sakıncalı mektup’ gerekçesiyle el konuluyor. Sesimizi hiçbir biçimde duyuramıyoruz.

Daha önceleri bulunduğumuz yerde, koğuşun herhangi bir yerinde oturur veya yürürken sayım veriyorduk. Ancak yeni müdürün gelmesiyle ayakta sayım dayatmasında bulunuluyor. 5 gündür sabah ve akşam sayımlarında isimlerimiz yazılıp tutanak tutuluyor. 5 günde 10 soruşturma açıldı. İki yıldır sayım konusunda sıkıntı olmadığını, bu şekilde sayım vermeyi sürdüreceğimizi söylediğimizde, ‘Eskisi beni ilgilendirmez. Artık benim kurallarım geçerli olacak’ yanıtı aldık. Kişi kendine göre kurallar getirebiliyor. Ceza olarak ‘Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma’ veriliyor. Yine hücre cezası da veriliyor. Her bir soruşturma en az 3 gün hücre olursa, ayakta sayım vermediğimiz için aylarca ceza alıp tecrit edileceğiz. Bizler mevcut gidişata karşı tutumumuzdan vazgeçmeyecek ve hiçbir dayatmayı kabul etmeyeceğiz. Kürtlere işlenen siyasetçilere ezilenlere işletilen düşman hukukunu, politikaları boşa çıkaracak büyük direnişlerle hiçbir eylemden kaçınmayacağımızı duyuruyoruz.