Mektuplar

TUTSAK YAZAR SAMI OZBIL'E BABASIYLA VEDALASMA HAKKI TANINMADI

tutsak yazar Sami Ozbil: Vedalaşma hakkına çifte standart

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, hükümlü Sami Özbil'e ölüm döşeğindeki babasıyla vedalaşma hakkı tanımadı. Gerekçe Özbil'in "tehlikeli hükümlü" olması. Ancak savcılıklar, Balyoz ve Ergenekon sanıklarına aynı yasa kapsamında izin verirken, "tehlikeli" olup olmadıklarına bakmadı.

Etkin Haber Ajansı / 24 Ocak 2013 Perşembe, 10:26

Taylan Tanay'dan mektup var

(24.01.13) – Geçtiğimiz günlerde avukatları hedef alan devlet terörü dalgasında tutuklanan Taylan Tanay, gönderdiği mektupla ÇHD’yi selamladı.

Tanay’ın yolladığı mektup şöyle...

Değerli ÇHD'li arkadaşlar, ÇHD'li dostlar

Yoldaşlar;

Öncelikle hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, sımsıkı kucaklıyoruz. Size Metris Hapishanesi hücrelerinden yazıyoruz. Derneğimize, devrimci avukatlık pratiğimize yönelik terörün mücadelemizi bırakın bitirmeyi bir milim dahi geriye götürmeyeceğini bugünden dosta/düşmana gösterdiniz.

Dilek Hoş Adana Karataş Cezaevinden Yazıyor

Merhabalar...

Nasıl başlamalı söze bilemiyorum. Zira ilk defa böyle bir yazı kaleme alıyorum. Günlük pratikte yaşadığım ama kağıda dökerken zorlandığım bir konu üzerine yazacağım. Yazarken zorlanmamın sebebi; doğru kelimelerin yan yana dizilerek oluşturacakları doğru cümleleri bulabilme düşüncesinden kaynaklanıyor... Artık anlatmaya başlayalım...

LATİFE BARAN'IN ANISINA

Ey döküntüler oyuğu ülkem, açık ve acı kuyu. Solgun ve yediveren, kör kaşit, derinliklerin bahtı karası, kayıp derviş, renksiz bahar. “Çekmediğin acı kaldı mı? Dalga kaldı mı seni yutmayan, boğulmadığın kasırga, yemediğin vurgun! Kaldı mı seni hançerlemeyen kancık pusu, düşürmeyen kahpe hıyanet? Bir mezardan bir mezara ağıt yaka yaka bağrı deşilmeyen gelinin kaldı mı?” Eski kasemlerden ağuyu, kadim yakarışlardan kanı yudumlamayan anan kaldı mı?

Sadık Almakça'dan Mektup Var: "Kendimi dışarısı için hazırlamaya çalışıyorum"

  Sevgili Adil abi bana geçen gün İsviçre'den bir mektup geldi. Nazir Atilla adında bir arkadaşımdı. Üstelik köylümdür. 22 yıldır birbirimizden hiç haberimiz bile yoktu. Baktım ki mektubunda; Adil Okay abiye mektup yazıyorsun o da sitede yayınlıyor. Adresini de oradan aldım ve sana yazdım diyor. Ayrıca Londra'daki ve Almanya'daki arkadaşlarım da aynısını söylediler. Bundan dolayı sana ayrıca teşekkürlerimi bildiriyorum. Nazir benim çocukluk arkadaşımdı. Birlikte çobanlık yaptık, tarlada yolma işlerinde çalıştık.

“Terör” Terörü ve Üniversite için Birkaç Söz

Kesin olan, bu durumda iyimserliğin ve aptallığın budalalara bırakılması; içinde şüphe, güvensizlik ve huzursuzluk uyanan herkesin daha önce bir kez engellenemeyeni engellemek için bir araya gelmesi gerektiği. Sonradan pişman olmaktansa, önceden uyanık olmak daha iyidir ve uyanık olmamız gerektiğini anlamak için artık daha fazla kanıta ihtiyacımız yok.”

Ulrike M. Meinhof
(Protestodan Direnişe, s.31)

BAKİ YAŞ F TİPİ HAPİSHANE C12-103 BOLU

“Eşim Elif, birlikte yakalandık. Birlikte yargılandık. Birlikte ceza aldık. Birlikte 18 yılı zindanda devirdik. Birkaç hafta sonra 20.yılımızı kutlayacağız. 18 yılı içeride geçen. Bir yastıkta değil ama aynı infaz dosyasında kocadık. 28 Şubat günü, bizim dosya Ankara’da yeniden görüşülecekmiş. Belki ikimizi de duruşmaya götürürler. Böylece tam 8 yıldır sesini bile duyamadığım eşim Elif’le, belki birkaç dakika da olsa bir araya geliriz…” 

BAKİ YAŞ F TİPİ HAPİSHANE  C12-103   BOLU

Merhaba Okay ailesi,

Sayfalar