Şiir

Aşka zaman ayırmalı

Aşka zaman ayırmalı

İbrahim Şahin

 

Uykularımdaki geceyi sildim

Düşleri gözlerimden

Sil yaşlarını

Bak kaç zaman oldu

Gözlerinsiz yaşıyorum

 

Ne zaman fark ettiysem

Hırçın bir sevdaya düştüğümü

Ve anamın gözyaşlarını

Akdeniz’den taşıdığını

Anladım ki bütün nehirlere

Bu kentin yalnızlığı düşmeyecek

 

Seni seviyorum diye

Kıskanıyor beni akşamlar

Ey sabahın kızı

Beni onların ellerine

(Beni gecelerin karanlığına)

Bırakma

Gel tut ellerimden

Beni yollara çıkar

(Yollarım tükenmesin)

 

İbrahim Şahin

1 NO LU F TİPİ CEZAEVİ

P.K.50 A−5−14

İZMİT − KOCAELİ

Üşüten Düşler

ÜŞÜTEN DÜŞLER

 

Gecenin düşler üşüten bir vaktinde,

tüm şehir uyurken,

çok uzak diyarlardan

bir selam alıyorum sımsıcak.

Düşünülüp de yazılamayan sözler

geçiyor gözlerimin önünden bir bir.

Sonun getiremediğim şiirimse

hala aynı yerde...

 

Yangın büyüyor,

ismini hatırlamakta zorlandığım

bir enstrümanın yanık melodisi doldurur odayı.

Ses yoktu, ten çiçeksiz, oyun büyük.

Gölgesiz giden, genç benizli,

dudakları aydın, salkım salkım,

rüzgâr kokusu taşıyanlar...

kim ne derse desin,

lekelidir buralarda topraklar.

Haber salın, pusudan çıktı kanla nakışlanmış

bu topraklar.

Yarın geç olmasın diye,

kayıp yanımı şiirle ıslatıyorum.

Ve konuğu oluyorum soğuk toprağın.

Döne döne gülüşümü umutla emzirirken,

bakışlarıma ortak yaşamlar katıp

düşler kuruyorum zamansız.

Yalın ayak koşar adımlarla,

uzayan gölgeler bırakıyorum ardımda.

Ve yaşlanan sözler çürütüyorum sebepsiz

Gözlerimde örtülü bakışlar,

aceleci, anlamsız, katı...

Korkak yanaşırken kapıya,

mavi gülüşlü çocukları anlamamıştım.

Yürekte hasretliğin gölgelenmiş sureti varken,

bilmem ki bu türküler şafağa nasıl sunulur.

Penceremden bir parça ateş,

bir tutam tütün kutsuyorum güneşin gözlerine.

Lanetlerken ayrılığı,

Potansiyel bir suçluyum artık.

Su gibi akan, rüzgar gibi savrulan zamanı,

iliklerimde hissederken,

kayıp giden anıların,

paramparça sureti belirir karşımda.

Vakitler kutsal topraklara dönüş saati diyor.

Karartılmış yaşamlar aydınlığa kavuşmalı,

güneş güleç yüzünü gösterirken,

ısıtmalı soğutulmuş tüm yürekler.

Yıldızlar soluksuz sayıklayacaktır aydınlığa.

Semaha durup, türküler dillendirecektir yeryüzünü

ve yarının rengi mavi olmalı

 

M. Zeki Deniz F Tipi Cezaevi / BOLU

07.06.2012

1 Mayıs

ÖYKÜ'YE 1 MAYIS ŞİİRİM

 

Hey sen!

Kapatma güneşimi

Bırak biraz ısınayım.

Bırak aydınlığı göreyim

Sevda türküleriyle canlanayım

 

HEy kalk!

Kalk ölüm zamanı değil.

Bak güneş doğuyor,

ısıtacak yarınların çocuklarını.

 

Toprağa sarılma zamanı değil,

devrim türkülerini haykırma zamanı.

Bakma öyle melul gözlerle

Yere düşmüş bedenime.

Sen baktıkça üşüyor bu can, bu beden.

 

Hey sen!

Kapatma toprağı üstüme.

Güneş doğacak elbette...

Umutluyum yarınlara.

Ben zafer türküleriyle gömüleceğim.

 

Bakma öyle yaşlı gözlerle

Ben ölmedim ki, ölmeyeceğim de.

Ta ki bu gözler (özgürlüğü) görmeden.

Sen de kalk...

 

Kalk! Yakıştı mı sana uyumak?

Yakıştı mı san susmak?

Susana kalk sen de türkü söyle.

Bak tililerle geliyor analar.

 

Kalk sen de kalk. Hey Öykü seni bekliyorum 1 MAYIS'A

 

Metin Aydemir

01.05.2012

L Tipi Cezaevi Kepsut / Balıkesir

Hücrem

Yüreğimin prensesi sevgili Öykü merhaba!

 

HÜCREM

 

Sahipsiz

Soğuk, nem kapan hücremde

Bir ben varım

Anafora yakalanmış düşleriyle

Bir de

dün gece çizdiğim

boyacı çocuk var...

Öylesine masum

boynu bükük

bana bakıyor...

O an çocukluk düşlerime dalıyorum.

Acıyor her yanım

Ansızın vurulmuştu

yüreğimde büyüttüğüm uçurtma...

Yine el konulmuş

Yalnızlığımı paylaşan

hücreme renk katan

nağmelerim

“Yasak!” diye...

Hep canları anımsıyorum

Binleri kucaklıyorum

kavga yerinde

Faili meçhule gitse de

geceyi süsleyen yıldızlar

İnadına

Yıldızları çiziyorum

gökyüzüne

hücremde... (2003)

 

Yine baharın kollarına bırakıyorum kendimi. İçimde tarifi zor bir duygunun ayak izleri. Sanki bahara odaklanmış bir yüreğin kıpırtısını hissediyorum. Hiçbir haksızlığı kabul etmeyen bir yüreğin isyanına tanık oluyorum.

Yaşamın ancak direnmekle olabileceğini duruşuyla ortaya koyan Mazlum'un üç kibrit çöpüyle tutuşturduğu Newroz ateşi yolumuzu aydınlatan bir meşale olmuştur.

Bir yarin bahara bürünmüş halini sevmiştim. Onurlu yaşamın ne kadar zor olduğunu soylemişti Amaralı bilge. Her Newroz yıldızlaşan...

 

Yılmaz Demir

18 Mart 2010

Sözümüz

ali baba ari 01.2010 d

Yürüdüğün dağdır, taşıdığın candır

Can ile sevmeden serdar olunmaz

Ol cihanın içinde damarda demdir

Demini dökmeyen sevdakâr olamaz

 

Sevdakâr kavgada karar kılandır

Ol kavgada server olandır

Kâh nefeslerde, kâh hünerdedir

Gönülden gönüle akmadan olmaz

 

Sözümüz ey can sanadır

Sevdakâr olanın gönlü Cihan'dır

Cihan'da beyler, ağalar sana düşmandır

Gayrı kul olmak insana yaraşmaz

 

.....

ALİ BABA ARI

Hoşgeldin Hücreme Çocuk

Öykü’ye

 

Küçük yüzünde polen yağmurları

Saçları gelecek hayat sarmaşığı

Suskun çığlıklarla çıplak bayırlar boyu,

Yaşlı, kuru, yapraksız ağaçlara

Su taşır gözlerinde...

Ve...

İner pencereme gece mavisi

Ay ışığı düşer hücreme

Bir dünya aranır yarına,

Büyür yavaş yavaş

Islak, buğulu, derin...

Bir çiçek açar birdenbire

Aydınlık, sıcak apak....

Siyah Salı bir gül değer alnıma,

Tutuşur şafağın masum bağrında,

Işıldar yavaş yavaş

Güpegündüz bir ay gülümser

Biter gece, hücre biter

Merhaba Çocuk!

 

TURAN DEMİR

F TİPİ CEZAEVİ B-22

HACILAR / KIRIKKALE

Sayfalar