Hüseyin Aykol

Bolu, Elazığ, Kırıkkale, Kırıklar, Kandıra ve Siverek hapishanelerinden mektup var...

Elazığ 1 nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Erdal Kotan ve Veysel Özçoban’ın mektuplarını aldım. Erdal’ınki iki hafta önce ama Veysel’inki iki ay önce kaleme alınmış. Erdal Kotan’ın kaleme aldığı hasta mahpus Zülfü Yıldırım’ın halini hem ayrı haber yapacağız; hem de İHD’ye verip, ilgilenmelerini talep edeceğiz. Veysel Özçoban ise şunları belirtiyor: “Pandemi süresince mesafe konusunda dikkatli davranıldı. Aramalar pek yapılmadı mesela. Ancak bize verilen yemekler o kadar azdı. Biz ‘bebe yemeği’ diyorduk.

Maraş Türkoğlu, Edirne, Bolu, Kırıklar Cezaevlerinde neler oluyor?

Maraş-Türkoğlu 1 nolu L Tipi Cezaevi’nde bulunan Ferhat Kaya şöyle diyor: “En küçük bir talebimiz bile Covid-19 bahanesine sarılarak ya reddediliyor ya da görmezden geliniyor. Doğru dürüst temizlik yapılmıyor, içeriye dezenfektan verilmiyor. İlk birkaç hafta verilen çamaşır suyu, artık verilmiyor. Mahkemece yasak olmayan, her yerde içeriye verilen kitaplar burada cezaevi idaresinin, disiplin kurulunun keyfi kararı ile bize verilmiyor. Kargoyla gelen eşyalarımız geri gönderiliyor. Mektuplarımız verilmiyor. İhtiyacımız olan eşyaları ne iç kantinden ne de dış kantinden temin edemiyoruz.

İçeriye bayram hediyesi gönderme zamanı

Cezaevlerinde koronavirüs pandemisine karşı alınmış birçok kısıtlama kararı kaldırılmış olmasına ve mektupların içeriye giriş ve çıkışlarındaki tedbirler yumuşatılmış olmasına rağmen, bu hafta posta kutumuza sadece üç mektup ulaştı. Söz konusu mektuplarda da, cezaevlerindeki koşullar ya da bununla ilgili kendi sorunlarından söz edilmiyor. Böylesi ‘kesat’ bir haftada bulduğumuz boşluktan yararlanarak, sizlerle -görüşçülerle- birkaç önemli konuyu paylaşmak istiyorum:

Üç kişiye bir portakal ve keyfi yasaklar

Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan Veysel Özçoban, bulunduğu yere Temmuz 2019 tarihinde geldi. Kendisine yönelik özel uygulamalara geçmeden önce, cezaevinin koronavirüs salgını sonrasındaki halinden bahsedelim: Tüm cezaevlerinde olduğu gibi, izolasyon gerekçesiyle görüşler ve cezaevi içindeki her türlü etkinlik yasaklandı. İdarenin vermesi gereken yemekler azaldı. Odadaki üç kişiye üç tabak yemek ve üç kişiye bir portakal veriliyor mesela. Kantinden alınmak istenen her şey her gün daha pahalı hale geliyor. Tütün ve sigara kağıdı fiyatları uçuyor.

Cezaevleri korona virüs salgını için hazır mı? Hapishanelerden haberler...

 

Tarihe herhalde “Çakıcı Affı” olarak geçecek olan adli mahpuslara infaz indirimi yasası geçen hafta içinde Meclis’ten geçti ve cumhurbaşkanının imzasıyla yürürlüğe girdi. Adli mahpuslardan 90 bin kadarıyla korona virüsten korumak gerekçesiyle evlerine gönderilirken; siyasi mahpuslar içeride adeta ölüme terk edildi. Cezaevlerindeki sağlık koşulları nasıl ve korona salgınına karşı nasıl önlemler alınıyor konusunu, bize ulaşabilen mektuplar aracılığıyla sizlere aktarmaya çalışıyoruz:

Afyon 1 nolu T Tipi Cezaevi ve Yeni gelen Mektuplar

 

 

Afyonkarahisar ilinde var olan E Tipi Cezaevi’nin kente yetersiz geldiğinden hareketle olsa gerek, burada bir de T Tipi Cezaevi açıldı. Oysa kentin böyle bir ihtiyacı yokmuş ki, yeni açılan cezaevini doldurmak için başka illerdeki değişik cezaevlerinde bulunan mahpuslar, buraya sürgün edilmeye başlandı. Bilerek “sevk” değil “sürgün” diyoruz; çünkü buraya getirilen hiçbir mahpus buraya sevk talebinde bulunmamıştı.

Tutsakların anlatımıyla Kırıklar 1 No'lu F tipi Hapishanesi

Güven Usta, Kırıklar 1 nolu F Tipi Cezaevi’nde Aralık 2019’da yaşanan hak ihlallerini yazmış. Özetleyerek aktarıyorum: “Tam bir yıldır hastaneye gidemiyoruz. Jandarma bilinçli olarak kemerimizi açıp, üstümüzü çıkarmamızı istiyor. Aynı şekilde hastane gidişlerinde kullanılan tek hücreli ring araçları insan sağlığına aykırıdır. Hastanede uygulanan çift kelepçe uygulaması ise tedavi olmamızın önünde engeldir. Bileğimize kelepçe vuran jandarma, ikinci kelepçe ile bizi kendisine bağlamak istiyor. Onurumuzu koruduğumuz için tedavi hakkımız gasp ediliyor.